“SİZDEN KORKMUYORUZ, NE YAPARSANIZ YAPIN” / Halit Emre Yaman

0
254

Ahmet Altan’ın tekrar tutuklanması, hukukun siyasetin köpeği olduğunu bir kere daha gösterdi. Hâkimin üç gün önce atanmış olması, tutuklanma tebliğinin avukatına değil de havuz medyasına verilmesi, savcının dahi Yargıtay kararına uyulmasını istemesi vs. vs. konularına girecek değilim. Bunları konuşabilmek için ortada hukuk ve hukukçuların olması gerekir.

Ahmet Altan, “İşgal Altında” başlıkla yazısında Türkiye’nin bir savaşta yenilmesinin ardından ülkenin işgal edilmesiyle nasıl bir hayatımız olacağını sorgular. Bir dizi sorudan oluşan yazıyı okuyunca günümüz Türkiye’sinin düşman işgalinden daha kötü bir durumda olduğunu görürsünüz. O yazının gölgesinde ülkeyi bu hale getirenlere söyleyecek bir çift sözüm var…

Gözaltına alınan yüzlerce gazeteci var. Onlara insanlık dışı muamele yapan polisler, gardiyanlar, savcılar, hâkimler! Şimdilik ellerinizi kollarınızı sallayarak toplum içinde dolaşıyorsunuz. Ve zannediyorsunuz ki bu devran hep böyle sürüp gidecek. Yanılıyorsunuz sefil yaratıklar; sonunuz yaklaşıyor. Zulüm devri bittiğinde kaçacak delik arayacaksınız…

Siz, ey insanlıktan nasip almamış mahlûklar! İnsanları, kadın-erkek ayırmadan aynı nezarete koyanlar! Yakalayamadığı insanların karısını, babasını, kardeşini gözaltına alanlar! İnsanların işlemediği suçu kabul etmeleri için işkence yapanlar! Kendisini kurtarabilmek için başkasına iftira atanlar! Öldüğünüzde her şeyin biteceğini mi sanıyorsanız yanılıyorsunuz… Ahiret var, hesap var, cehennem var…

İşini canla başla, en güzel şekilde yapan yüzbinlerce insanı KHK’larla açlığa, sefalete ve ölüme mahkûm edenler! Sizin bu yaptığınızı Türkiye’yi işgal edecek hiçbir düşman yapmaz. O halde siz nesiniz? İnsanlıktan çıktığınız belli de, hangi aşağılık seviyedesiniz onu söyleyin. Şimdiye kadar eline çakı dahi almamış insanların sokağa çıkmayacağı ve anarşiye sebebiyet vermeyeceğinden emin olduğunuzdan mı bu kadar pervasızsınız?

Uydurduğunuz suçlarla, gece yarısı insanların evini basıp, aylarca iddianame hazırlamadan bekleten alçaklar! Mahkeme salonlarını, tiyatro sahnelerine çeviren hokkabazlar! İpinizi elinde tutan kuklacının hep orada kalacağını mı düşünüyorsunuz? Daha geçenlerde “Kimsenin üstlendiği sorumluluğu şahsıma havale etme hakkı yoktur.” dediğini duymadınız mı? Sizler zavallı figüranlarsınız, ışıklar söndüğünde yalnız başınıza kalacaksınız; aklınızı başınıza alın…

Ah zavallı halkım! Vergi diye ödediğin paraların nerelere gittiğini neden sorgulamazsın? Müşteri garantili havaalanları, hastaneler, köprüler yapılır umurunda olmaz. Almadığın hizmetin bedelini öderken, aslında devlete çöreklenmiş bir çete ve işbirlikçilerinin ekmeğine yağ sürdüğünü anlamayacak kadar safsın ve sonuçta yığından öte bir şey değilsin…

Cehaletinin farkında olmayan ve bilinçaltındaki duyguların sömürülmesiyle bir Temmuz gecesi sokağa çağrılanlar! Bazılarınız öldü… Hiç araştırdınız mı onları öldürenlerin mermileri hangi silahtan çıkmış? Hangi otopsi raporunu gördünüz? Sonrasında hapse atılan yaşlı, kadın ve bebekler mi o tetikleri çekti? Aklınız her türlü kurnazlığa erer de bunu neden düşünmezsiniz?

Bir devleti ayakta tutan bütün kurumların tek bir elde toplanmasına sesini çıkartmayan hatta buna zemin hazırlayan siyasetçiler ve bürokratlar? Siz de en az bu zulümleri yapanlar kadar suçlusunuz? Onların ellerindeki kanı temizlemek için taşıdığınız suyun hesabını vermekten kurtulamayacaksınız! Demokrasi dediğiniz halde, seçilmiş insanların hapse atılmalarını zemin hazırladınız. Tarih sizi de yargılayacak ve mahkûm edecek…

Düşüncelerini, yazdıkları yazılar ve katıldıkları televizyon programlarında dile getirenler için özel mahkeme kuranlar ve orada görev alanlar! Zindana attığınız o aydınların tırnağı dahi olamayacak kadar boş ve basit mahlûklarsınız! Türkiye’de cehaletin ve lümpenliğin artmasına, böylece dünyadan kopmasına sebep oldunuz. Torunlarınız sizi hayırla yâd edemeyecek, daha şimdiden yok hükmündesiniz.

Haklarını arayan ve mağduriyetlerini dile getirmeye çalışanlara engel olanlar! Bunu yaparken çok komik oluyorsunuz. O kadar komiksiniz ki dünya size neresiyle güleceğini bilemiyor. Gerçi sizin dünyadan haberiniz yok. Ne dil bilirsiniz, ne haber takip edersiniz… Bildiğiniz şey “Dünyanın Türkiye’yi kıskandığı”na dair saçma sapan lakırdılar… Sizlere kötü haberim var; hesap vereceğiniz gün “bilmiyordum” bahanesinin arkasına sığınamayacaksınız, zira bu sizi sorumluluktan kurtaramayacaktır.

Her iktidar kendi zenginini oluşturur. Siz, ey bu devrin zenginleri! Hanginizin, kimin hazinesine bekçilik yaptığını bilmediğimizi mi sanıyorsunuz? Şimdilik sizi sorgulayabilen yok ama unutmayın ki işin ehli insanlar vazifelerine geri döndüklerinde siz de paçanızı kurtarabilmek için itiraflarda bulunacaksınız. Belki bazılarınız kurtulacak ama gittiğiniz her yerde korku dolu günler geçireceksiniz.

Korkularından üç yüz binin üzerinde kitap yaktıranlar! “Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkun.” Kitap okuyanlardan kimseye zarar gelmez çünkü onlar düşünür ve düşünebilen insan da insaflı olur. Oysa okumayan düşüncesiz olur, yaptığı eylemin sonucunu düşünmez… Tarihe bir bakın, isyan çıkaran cahiller nelere sebep olmuş…

Halkı sindirmek için gizli örgütler kuranlar! Halkı sınıflara ayırıp birbirinin üstüne salanlar! Suç işleyen adamlarını özel kanunlarla koruma altına aldıranlar! Kendi düşüncesinde olmayan insanlara kumpas kuranlar! Seçimlerde hile yapanlar! Sizi de unutmadık… Bugünlerde keyfiniz yerinde olsa gerek… Az kaldı, siz de hesap vereceksiniz!

Türkiye’nin bu hale gelmesinde parmağı olan herkes korksun… Ahmet Altan gibi yürekli çok insan var. Bakmayın ortalarda görünmüyor olmalarına veya seslerinin kısık çıkıyor olmasına… Zalimle ve zulümle mücadele etmenin bin bir yolu var. Herkes aynı şekilde mücadele edemez… Kimi okur, kimi de yazar; kimi konuşur, kimi de konuşturur; kimi maddi destek yapar, kimisi de manevi…

Siz, ey koltuk değnekleri olmadan ayakta duramayacak kadar kötü durumda olanlar! Ne kadar iğrenç mahlûklar olduğunuzu cümle âlem biliyor. Menfaatin merkeze alındığı bir devirde yaşadığımız için size katlananlar var ama unutmayın onların da bir tahammül sınırı var. İş işten geçmeden aklınızı başınıza alın diyeceğim ama işe yaramaz biliyorum. Siz de aklı olsaydı bu hale mi düşerdiniz?

 

HALİT EMRE YAMAN

@halitemreyaman2

halitemreyaman@hotmail.com

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here