TÜRK TOPLUMU 19. YÜZYILDA, HİZMET HAREKETİ İSE 22. YÜZYILDA YAŞIYOR / Halit Emre Yaman

1
552

Geçen hafta dar dairede gerçekleşen bir sohbet programına katıldım. Konuşmacı, Delhi’de Policy Perspectives Foundation’da araştırmacı olarak çalışan Prof. Anwar Alam idi. Siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler ve İslami hareketler uzmanı olan Anwar Alam 2010 -2011 yıllarında Fatih Üniversitesi, 2011-2015 yılları arasında ise Zirve Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümünde profesör olarak görev yapmış bir isim.

Anwar Alam’ın “For The Sake of Allah” isminde Hizmet Hareketini analiz ettiği bir kitabı var. Blue Dom tarafından yayınlanan 385 sayfalık kitap, Alam’ın yaklaşık 10 yıllık çalışmasının bir ürünü. Bu süre içinde yazar 100’den fazla insanla mülakat yapmış ve kitabı bitirdikten Fethullah Gülen Hocaefendi ile görüşmüş.

Bu kitapta Prof. Anwar Alam, Hizmet Hareketinin temelde Sünni bir hareket olduğunu, muhafazakâr, gelenekçi, reformcu, modernist, ilerlemeci, ılımlı İslam, liberal İslam vs. gibi kategoriler altında tasnif edilmemesi gerektiği üzerinde duruyor.

Hocaefendi’nin İslami söyleminin “ne gelenekçi ne de modern” olduğunu, hem devamlılığa hem de değişime vurgu yaptığını, İslami ve modern fikirlerin karşılıklı aşılanmalarına imkân tanırken, bunları birbirine dayatmadığını belirtiyor.

Buraya kadar yazdığım kitabi bilgilerden sonra sohbet esnasında aldığım notları toparlayarak sizinle paylaşmak istiyorum:

HİZMETİN GELECEĞİNİ PARLAK GÖRÜYORUM
Hocaefendi başka Müslüman düşünürlerden ayrı olarak -buna Bediüzzaman da dâhil- ilk defa bir Kur’an tefsiri yazmamış. Hizmet sistematiğini bir metin üzerinden yürütmüyor. Bunu yapmış olsaydı insanlar düşünce ayrılıklarına düşebilirdi. Bu yüzden Hizmetin geleceğini parlak görüyorum. Daha da büyüyecek ve globalleşecektir.

Dünya üzerinde radikalleşmeye karşı olan tek grup Hizmet Hareketidir. Çünkü bütün gruplar Batı karşıtı ve bu karşıtlığın radikalleşmeye dönüşmesi çok kolaydır. Bütün İslam âlimleri üniversite fikri üzerine yoğunlaşırken Hocaefendi “okul”a önem veriyor.

Batı sürekli fikir üretmesine, profesyonelliğe ve uzmanlaşmaya rağmen dünya savaşları, holokost ve eşitsizliği yok edemedi. Batı bir aydınlanma yaşadı ama bu “akıl aydınlanması” idi “kalp aydınlanması”nın nasıl olacağını Hocaefendi tarif ediyor. Sadece akıl aydınlanırsa kolonizasyona ve sömürgeciliğe yol açıyor. İyi insan yetiştirme veya hem kalp hem de akıl aydınlanmasını Hizmet gayet başarılı yapıyor. İnsanlarla iç içe olmak önemli… Hizmet müntesipleri ile konuştuğumda karşımda “insan” görüyorum ama başka cemaatlerle görüştüğümde karşımda bir “profesyonel” varmış gibi hissediyorum. Bu yüzden Hizmet bir bütün olarak dünyaya model olabileceğini düşünüyorum.

Batıda İslamofobia hafızası var ne yazık ki. Bu da İslam’ın sadece politik bir din olduğu algısını oluşturuyor. Hizmet, İslam’ın sevgi, barış ve diğergamlık dini olduğunu gösteren tek grup. Bunu bütün dünyaya gösterebilecek bir potansiyele de sahip. 15 Temmuz olayında da Batı, zihnindeki İslamofobia düşüncesinden dolayı konuya hep politik olarak yaklaştı. Bu yanlış yaklaşımdan dolayı da bazıları 15 Temmuzun arkasında Hizmetin olduğunu düşündü. İşte Hizmet, bu tür yanlış algıları düzeltebilecek bir birikime sahip.

HİZMET BU SÜRECİ NEDEN YAŞIYOR?
Müslüman toplumlar entelektüelleşmeyi ve bilgi sahibi olmayı istemiyor, sevmiyor. Hizmet Hareketi Türkiye’deki tek entelektüel cemaatti. Hizmet’i kendilerine rakip olarak görenler böyle entelektüel bir güçle nasıl mücadele edeceklerini bilemediler ve düşmanlaştırmaya karar verdiler. Nefrete maruz kalmanın ve hain olarak isimlendirilmenin sebeplerinden biri budur.

Müslümanlar, dindar görünen hükümete muhalif olan herkesi düşman olarak görürken, seküler hükümetlere muhalif olanları ise kahraman olarak görüyor. Hizmet, Türkiye’de bunu birebir yaşamıştır. Türkiye’de Hizmeti gerçekten destekleyen insanların oranı %2-3 civarında idi. Hizmeti destekler gibi görünen parti veya yapıların bunu başka niyetlerle yaptığı 15 Temmuz’dan sonra net olarak görüldü.

Birçok ülkede açılan okulların dile getirilmesi bazıları tarafından gurur olarak algılandı ve kıskançlıkla beraber düşmanlıklara sebep oldu. Türk medyasının Hizmeti politik bir yapı olarak göstermesi de bu düşünceyi güçlendirdi.

Hocaefendi’nin Amerika’da yaşıyor olmasından dolayı birçokları Hizmeti, Amerika’nın yönlendirdiğini düşünüyor. Ama böyle düşünenler şunu unutuyor: Hz. Muhammed (SAV) de hicret etti ve hicret İslam’da önemli bir şey. İşin ironik tarafı Müslüman entelektüeller hep Batıda yaşıyor. Kendi toplumlarında yaşasalar söyleyecekleri ve yazacakları şeyler yüzünden cezalandırılacakları kesindir. Noam Chomsky “ABD terörist bir devlettir” dediği halde başına bir şey gelmedi. Benzer bir şeyi hiçbir Müslüman aydın kendi ülkesinde söyleyemez. İşte bu yüzden entelektüeller göç ediyor. Hizmet 22. yüzyılda yaşıyor, Türk toplumu ise ne yazık ki daha 19. yüzyılda yaşıyor. Bu yüzden de Hizmet ile diğer insanlar arasında bir çatışmanın olması kaçınılmazdı.

HİZMET BİTTİ Mİ?
İnsanlar “Hizmet bitti” diyorlar, fakat görüyorum ki Hizmet devam ediyor. Müslümanlar arasında şöyle genel bir kanı var, “Eğer devlet sizden desteğini çekiyorsa ve bütün kurumlarınıza el koyuyorsa sizin işiniz bitmiştir”. Fakat fiziksel olarak bütün kurumların kapatılması veya el konulmasına rağmen Hizmetin varlığını devam ettirmesi teorinin çökmesi anlamına geliyor.

Hocaefendi ile 3 kez görüştüm her seferinde Hizmette gelişmeler olduğunu fark ettim, bu takdire şayan bir durumdur. Ben dindar bir insan değilim, Hizmeti araştırıyor, üzerine düşünüyor ve Allah’a şükrediyorum. Çünkü bu zulüm Hocaefendi hayatta iken oldu; O bütün olanları göğüsleyebilme gücüne ve ilerlemiş yaşına rağmen problemlere çözüm üretebilme zihni yapısına sahip.

HİZMETİ AYAKTA TUTAN İKİ GRUP
Hizmet insanlarda güven oluşturdu. İslami bir anlayış ve Hocaefendi sayesinde bu güven, kadınların eşlerine güveni ve Hizmet için koşuşturan diğer erkeklere desteği şeklinde tecelli etti. Hizmet mensuplarında disiplinli ve sıkı bir çalışma temposu görüyorum. Bunu başta Türkiye ve Hindistan olmak üzere gittiğim birkaç ülkede gördüm. Bu durum Batı dünyasında görülebilecek bir şey değil. Bu da Hizmetteki kadınlar sayesinde olmuştur.

Son birkaç yıl içerisinde gerçekleşen travma üzerine kaleme alınmış pek fazla kaynak ve literatür yok. Yaşananlara kadın-erkek-çocuk herkesin anlam verememesi üzerine yazılacak çok şey var. Ama bu süreçte kadınlar, evde erkekleri destekleyen ve stabiliteyi koruyan kişiler olarak barışı ve huzuru devam ettirdiler.

Mütevelli olan işadamları, okulları ve diğer hizmetleri finanse etmede çok büyük katkılarda bulundular. Bunun üzerine de çok fazla araştırma bulunmamaktadır. Onlar, bu kriz zamanında bile Hizmeti desteklediler. Çünkü hizmetin haklı olduğuna, yapılanların Allah rızası için olduğuna ve doğru işler yapıldığına inanıyorlardı.

Eleştirel olarak Türkiye’de bulunduğum süre içerisinde, mütevellilere gereken değerin verilmediğini gördüm. Fakat Hizmet aynı zamanda affetmeyi öğretiyor; mütevelli olan işadamlarından bu süreçte Hocaefendi’nin affetme geleneğini devam ettirmelerini rica ediyorum. Çünkü şu anda globalleşme zamanı ve mütevellinin bunda çok büyük katkıları var. Hizmetin başarısının devamı için mütevelliye daha çok saygı gösterilmesi ve karar mekanizmasında daha da öne çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.

İslam’ın dünyaya yayılmasında ticaretin rolünü göz ardı edilemez. Hocaefendi’nin mütevelliye verdiği önemin bundan kaynaklandığını düşünüyorum. Bir gruba müntesip insanların yaptığı ticaret, ahlaki ve kanuni değilse, o grup veya cemaat düze çıkamaz. Hocaefendi bunu görüp önem vermiş ve güveni bu şekilde tesis etmiştir.

Hocaefendi’nin bir endişesi de her zaman, her alanda etik ve ahlaki olunmasıdır. Bunu vurgularken işadamlarını büyük veya küçük diye ayırmamıştır. Binlerce insandan bahsediyorum. Dünya genelinde hep legal olmuş ve finans konusunda Hizmeti desteklemişler. Bu kritik zamanda Türkiye’de değil ama dünyada Hizmetteki işadamlarının büyüyeceğini ve bu büyümeyle birlikte Hizmetin de büyüyeceğini düşünüyorum. Çünkü yapılan bütün faaliyetlerin temelinde Allah rızasını arama gayreti var.

ERDOĞAN’IN DÜŞMANLIĞININ SEBEBİ
Erdoğan’ın hangi düşünce yapısından veya İslamî gelenekten geldiğini çözemedim ve hangi İslamî kriterlere dayanarak böyle davrandığını da tespit edemedim ama şunları söyleyebilirim:

Genel olarak Müslümanların çok güçlü bir hayal dünyası var. Her zaman “Hristiyan Batı bize karşı, bizi sömürüyorlar, gelişmemizi engelliyorlar…” şeklinde bir komplo teorisi içerisindeler. Bütün güçsüzlüklerini ve yetersizliklerini Batıdan biliyorlar. O yüzden şu an ben çıkıp Amerika, İsrail veya İngiltere’yi eleştirsem, inanın ben de kahraman ilan edilirim.

Erdoğan sık sık Batı karşıtı söylemlerle bu duyguyu sömürüyor ve bütün İslam dünyası onu destekliyor. Müslüman ülkelerdeki hükümetlerde bu Batı karşıtı söylem hep vardır fakat gerçekte durum farklıdır. Erdoğan’ın yaptığı gibi İsrail eleştirilir, yarım saat sonra özür dilenir ve ticari faaliyetler devam eder. Ayrıca Türkiye, güçlü bir devlet olduğundan Müslümanların hayal dünyasında Erdoğan halife olacak lider olarak görülüyor.

Ne yazık şu göz ardı ediliyor: Amerika ve Avrupa gibi ülkeler sürekli değer üretiyorlar ama Türkiye’nin ürettiği bir değer yok. Sadece bir liderle güçlü olunmaz, bu sahte bir illüzyondur. Hayal dünyası güçlü olan Müslümanlara birkaç güzel şey söylenince veya Batı eleştirilince kendilerini iyi hissediyorlar.

Bir de, Türkiye’deki insanların %90’ı devletçidir. Olaylara devletçi refleksle yaklaşır, her şeyin devletten geldiğine inanırlar. “Devlet baba” söylemi yaygındır ve devlet kutsaldır. Ne yazık ki Hizmet buna karşı güçlü bir söylem oluşturamadı.
Ben Zirve Üniversitesinde iken kurumlara devlet el koymaya başladığında şok oldum. Bu durumu Hizmete mensup olmayan profesör seviyesindeki hocalarla konuştuğumda, bu durumun çok normal olduğunu, Türkiye’de her şeyin devletin elinde olduğunu ve istedikleri zaman alabileceğini söylediler. Ve bu konuda rahat olmamı söylediler. Bu tür düşünüş tarzı ve kabulleniş Türkiye’de sosyal soykırıma yol açmıştır, açmaktadır.

Pakistan’da Ahmediye cemaati benzer bir trajedi yaşadı. Pakistan’ın kurulmasında ön ayak oldular, büyük işler yaptılar. Buna rağmen şu an Pakistan’da gayrimüslim insanlarmış gibi kendilerinden nefret ediliyor. Bu tür şeylerin olmasında bir hayır olduğuna inanıyorum. Zira bunlar, grubu güçlendirir, geliştirir, daha iyi bir seviyeye gelmesini sağlar.

Hizmeti toplumun hafızasından silmeye çalışıyorlar. Bu, tıpkı Kemalistlerin Osmanlıyı toplumun hafızasından silmek istemesine benziyor. Kemalistler başarılı olamadığı gibi Erdoğan ve ekibinin de başarılı olamayacağını düşünüyorum. Çünkü düşünceleri kontrol etmek mümkün değildir. Düşünceler sürekli devri daim içerisindedir.

HİZMETLERİN DEVAM EDEBİLMESİ İÇİN…
Birliğin korunması ve Hizmetlerin devamı için şeffaflıkla beraber insanları incitmeden ve aşırıya kaçmadan eleştirilerin yapılması gerekir. Çok sert şekilde yapılan eleştiriler görüyorum ve şaşırıyorum, çünkü bu davranış Hizmetin prensipleri ile örtüşmüyor. Ayrıca bazı konularda demokratik reformların yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Hizmetin geleneksel bazı ritüelleri ve bunların önemli bir değeri var. Bunlar birlikteliği ve uhuvveti güçlendirecek şeyler: Maklube, sohbet, abi-abla, mütevelli, himmet, kitap okuma kampları gibi şeyler kaldırılmamalı hatta güçlendirilmeli çünkü bunlar Hizmetin değerini artırıyor.

Asya, Afrika gibi kıtalarda eğitime ihtiyaç var. O yüzden Hizmet buralardaki ülkelerde “soft power” bir güç olabiliyor. Batıda kabullenilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için Hizmetin kimliğini net olarak ortaya koyması gerekir. Yani İslami ve dindar bir grup olduğunu deklare etmesi gerekir. Yoksa bu şekilde bir düşünce yapısı olan Batılıların kafasında belirsizlik oluşur.

Görebildiğim kadarıyla hükümetler Hizmeti iyi bir entegrasyon modeli olarak kabul ediyorlar. Ama diğer Müslüman gruplar Hizmet için, “onlar seküler, İslamî kimlikleri yok” tarzında şeyler söyledikleri için Batılı hükümetler Hizmeti bir entegrasyon modeli olarak kullanamıyorlar. Bu yüzden Hizmet, kimliğini daha net bir şekilde ortaya koymalıdır.

HALİT EMRE YAMAN
@halitemreyaman2
halitemreyaman@hotmail.com

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here