Hocaefendi’nin Mısır Televizyonundaki röportajı üzerine | FUAT BARAN

1
1105

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Mısır televizyonuna verdiği mülakat üzerinden başlayan bir tartışmada kendi fikirlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, bu şekilde mülakatların iki ucu keskin bıçak gibi olduğu ve bu röportajların getirileri olduğu gibi götürülerinin de olacağıdır.

1- Hocaefendi bu röportajı 2 yıllık bir süreçten sonra kabul etmiş. Bu demek oluyor ki Mısır televizyonu bu röportajda baya ısrarcı olmuş. Böyle bir ısrarı Hocaefendi’nin daha da uzatmasından Hizmet’in zarar göreceği korkusu ile bu röportajın kabul edildiğine inanıyorum.

Röportajda siyasi çok soru sorulmuş ve Hocaefendi bu sorulara muğlak ve yuvarlak cevaplar vermeye çalışmış.

2- Röportajda Mısır Devlet Başkanı Sisi hakkında direk övücü bir ifade yok. Bu ifadeler röportajı yapan sunucunun sonradan yazdığı yazı ve programlarda olduğu görülüyor.

Bu nedenle, bu konuda bir açıklama yapılmasının yararlı olacağı kanaatindeyim.

3- Sisi hakkında direk bir ifade olmasa da, Mısır siyaseti hakkında yapılan yorumların, belki Mısır ve Arap dünyasında bir karşılığı veya harekete yönelik pozitif bir algı oluşturacağı umudu vardır ama bu söylemin uzun vaadede hareket zarar verceği kanaatindeyim.

4- Hocaefendi, Mısır’da yaşayan hareket mensuplarının selameti adına böyle bir röportaj yapıp bu şekilde bir görüntü vermiş olmasını bir nebze anlamak lazım. Zira ordaki insanların selameti için bunu yapmıştır diyebiliriz. Ama bunu yaparken, “uzağız ” dediği siyasetin tam ortasında bir pozisyon aldığının farkında olması gerektiğine inanıyorum.

Hareket artık şuna karar vermeli, siyasetin içinde miyiz?, dışında mıyız?

İçinde ise buna göre harkeet edip ilan etmeli.

Dışanda ise, böyle siyasi konulardan uzak durmalı ve böyle toplara hiç girmemelidir.

Bu hareketin inandırıcılığını zedeliyor.

Bu hareketin sivil toplum hareketiyiz iddiasının gerçek olmadığının, siyasi bir duruşu olduğunun dünyaya ilanı anlamına gelir.

Net bir duruşu yok hareketin.

Kafalar karışık.

5- Hocaefendi’nin, Erdoğan’ın soyu ve kökeni hakkındaki konuşmasını doğru bulmuyorum.

Bu konulara girmenin kendisine karşı olan sempatiyi törpülediği kanaatindeyim.

Köken avcılığı ve bunun üzerinden söylem geliştirme ve bununla bir şeylerin olmasını beklemek, hem basit hem de Hocaefendi çapında birinin yapmaması gereken bir yanlış olduğu kanaatindeyim.

Kökeni ile insanları yargılama veya ona karşı söylem geliştirme prim yapmaz ve yapmayacaktır.

“Anadolu İnsanı” ifadesinin de artık bende bir antipati uyandırdığını ifade etmek isterim.

Bunca zulme destek veren, ölen bebeklerin bile cenaze namazlarını kılmayan insanların olduğu bir toplumun ne övülecek, ne de sevilecek bir tarafı yoktur.

Kendi cemaatinin mensuplarına bu zulmü yapan “Anadolu İnsanları” değil midir?

“Bu insanlardan değil” diyerek, Erdoğan’a vurmaya çalışmak bana doğru gelmiyor.

6- Hocaefendi’nin röportajda, Türkiye’deki Erdoğan rejiminin son bulması için yabancı devletlerin baskı yapmasını istemesi ve bunun tek yol olduğunu ifade etmesi, Türkiye’de harekete duyulan öfkenin artmasına ve hareketin Türkiye’de varlığını yeniden ikamesi ve sürdürmesine engel olacak bir söylem olduğu kanaatindeyim.

Zaten halk tarafından yabancı güçlerin oyuncağı veya kullanılanı olarak kabul edilen Hizmet Hareketi’nin liderinin, yabancı devletleri Erdoğan’ı değiştirme adına baskıya çağırması, Erdoğan’ın tam da istediği bir şey olduğuna inanıyorum.

Hem havuz medyası, hem de Erdoğan bunu kullanacaktır.

AKP tabanını bir arada tutan bu söylemlere destek olacak bu söylemin, Hocaefendi tarafından dillendirilmesi kanaatimce harekete ve hareket mensuplarına zarar verecektir.

Sonuç olarak, böyle bir röportajın verilmiş olmasının harekete ve Hocaefendi’ye getirisi olduğu gibi götürüsü de olacaktır.

Hareket bir karar vermek zorundadır.

Siyasetin içinde olup, siyasi bir duruş sergileyecek miyiz?

Yoksa siyaset üstü bir pozisyonda bir sivil toplum hareketi  olarak mı devam edeceğiz?

Sabit bir duruşunun olmaması ve zikzaklar çizmesi, hareketin kredisinin dünyada azalmasına neden olduğu kanaatindeyim.

Bu röportaj ile bu konudaki soruların daha da arttığı kanaatindeyim.

Entellektüel çevrelerde, harekete karşı olan güven ve kredinin azalmasına ve soru işaretlerinin artmasına neden olan bir röportaj olduğu kanaatindeyim.

Yani, götürüsü, getirisinden fazla olmuştur.

FUAT BARAN

 

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here