EY DAVUTOĞLU! / Halit Emre Yaman

0
428

Feza ve İpek medya gruplarına el konulurken sen başbakan değil miydin? Şimdi kalkmış sansürden, işten kovulmaktan bahsediyorsun. Hadi oradan…

Hakkını vermek lazım… Attığın twitte bir gerçeği dile getirmişsin… “Her kapıyı kapatsalar da biz yeni kapı açacak, susmayacağız.” demişsin. Bu dediğini, mağdur ettiğin gazeteciler yıllardır yapıyor. Bundan sonra sana ancak “Günaydın” demek düşer.

Röportaj verdiğin üç gazetecinin işine son verildi diye kahraman kesildin… Hatırlarsın, “kâğıttan kaplan” diye literatürümüze giren bir kavram var. Söyle Allah aşkına bir figürandan öte nesin sen? Ha, unutmadan şuraya bir not düşeyim… O gazetecilerin suçu yoksa işlerine geri dönerler, merak etme…

15 Temmuzdan beri yaşanan mağduriyetlerin haddi hesabı yok. Üç sene boyunca bunları görmedin, sesin çıkmadı ama seninle röportaj yapan üç gazeteci için üç saatte açıklama yaptın. Bununla demokrat biri olduğunu, haksızlıklara karşı mücadele edeceğini ve başkasının ahırından bir sürü devşireceğini mi sanıyorsun? Yazık, çok yazık… Başbakanlık yapan birine yakışır bir davranış mıdır bu? Niye şaşırıyorum ki? Kukla olduktan sonra…

Maşallah, Türkiye diktatörlüğe giderken hiç susmadın, hep konuştun… Ne konuştuğuna tarih şahit… Sergilemiş olduğun tavır gönlümüze su serpti… Son zamanlardaki çıkışlarınla da Türkiye kurtulacak! Kusura bakma da, dün neydin ki bundan sonra ne olacaksın?

Siyaset tarihimize geçen birkaç sözünü hatırlatmadan geçemeyeceğim… İslam’ın ak yüzünü karartan IŞİD için “öfkeli gençler” demiştin… Bombalamalar sonucunda ölen insan sayısından hareketle “oylarımız artıyor” diyen sendin… “Komşularla sıfır sorun” demiştin, şimdiki durum “sırf sorun” oldu biliyorsun değil mi? “Gerekirse Suriye’den Türkiye’ye 3-5 bomba attırırız” denen ortamda bulunduğun halde sessiz kalman, bunu onaylaman demek değil mi? “Biz gidersek beyaz Toroslar gelir” demiştin ama siz gitmeden “siyah transporterlar” geldi.

Tamam, yığınların hafıza konusunda zayıf olduklarını biliyoruz ama teknoloji çağındayız… Artık hiçbir şey kaybolmuyor ve gerçeklerin zamanı geldiğinde ortaya çıkma gibi bir lüksleri var… Bundan sonra da her konuştuğunda karşına daha önce söylediklerin çıkacak…

Aslında uzun uzun yazmaya gerek yok ama sen ve senin gibiler anlamadığı için izah yapmak gerekiyor. Şu sözlere bir bak; adalet herkese lazım, keser döner sap döner gün gelir hesap döner, ayarını bozduğun kantar gün gelir seni tartar, eden bulur, arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim, bugün bana, yarın sana… Daha önce de çok yazan, söyleyen oldu ama dinlemedin(iz). Kusura bakma şimdi oturup ağlama vakti…

Türkiye hâlihazırdaki duruma doğru yol alırken taşları dizenlerden biri sen değil miydin? Şimdi çıkmış ucuz kahramanlık peşinde koşuyorsun. Hayırdır? Ufukta yeniden başbakanlık mı görünüyor? Bilirim sen ve senin gibiler söylemezler işaret aldıkları yerleri… Bilmesek de hissederiz biz, ne haltlar karıştırdığınızı…

Sen iktidarda iken, gazetecilikten dolayı işine son verilen kimsenin olmadığını söylemiştin. Merak etme şimdi de olmuyor. Savcılara sorsan, seninle röportaj yapanlar teröristtir… Savcının emir aldığı yeri veya korkusunu söylemeye gerek yok sanırım. Veriyorum mehteri…

Siyaset böyle bir şey işte… Dün dündür, bugün bugündür… Daha önce birlikte çalıştığın, içinden çıktığın insanların ne mal olduğunu sen daha iyi bilirsin. Bundan sonra sana ne yapacaklarını da… Zannedersem mağdur edebiyatı için hazırlıkların tamdır. Dün bunu kullanarak sizleri iktidara getirenler elbette bugünleri de düşünüp hazırlık yapmışlardır…

Neden kapıları zorluyorsun anlamıyorum? Beceremediğin bir iş için tekrar piyasaya çıkmaya çalışıyorsun. Sana verebileceğim yegâne tavsiye, kendini daha fazla rezil etmeden git hocalığını yap! Senden siyasetçi olmaz. Nasıl bir kukla olduğunu daha önce gördük zira…

Din diyerek, dava diyerek, milletin gözünü boyayıp gaza getirdiniz. Hırsızlık, işsizlik, çöken eğitim sistemi, batmakta olan ekonomi, deizm ve kendine din adamı diyen sefil imamlar, müftüler, profesörler… İşte geldiğimiz nokta… Bütün bunlara sebep olan sen ve senin gibiler mi ülkeyi bir tiran bozmasından kurtaracak?

Başbakanlığın döneminde yaşanan mağduriyetlere gözünü kapadın, kulağını tıkadın ve sesini kıstın… Daha doğrusu bunların yapılmasında rol aldın. Şimdi çıkmış, artık sıradan bir mağduriyeti kullanıp ajitasyon yapıyorsun. Bir zamanlar altına imza attığın kararlar ve kurulmasına destek verdiğin sistemin sonuçlarını yaşıyoruz. O zaman sustun, şimdi işine gelmediği için çıkıp mağdurum da mağdurum diyorsun…

Haklı olanı savunmayıp, güçlüden yana tavır alanlar bir süre mutlu olsalar da sonları hep hüsran olur. Korkak, ikiyüzlü ve menfaatçi olan böyle tipler, gücü elinde bulundurana göre cephe değiştirmekten çekinmezler. Sen ve senin gibilere “fırıldak” desem alınmazsın biliyorum, çünkü herkesin “oy”una ihtiyacın var. Eminim yarın “Hizmet Hareketi konusunda kandırıldık…” dersin…

Konyalı olduğundan semazenleri iyi bilirsin… Onların dönüşlerinin felsefi bir alt yapısı var ama seninkinin nesi var bilmiyorum. Muhtemelen “stratejik bir derinlik” söz konusu ama bizim kafamız ermez böyle şeylere değil mi? Ahiret inancın hangi seviyede bilmiyorum, muhtemelen ötede hep birlikte “sığ bir yüzeysellik” göreceğiz.

Zamanında ektiğiniz rüzgârdan dolayı millet olarak kasırga biçiyoruz… Buna rağmen senin peşinden gelecekler olacaktır. Çünkü insanlar alternatif arıyor ve maalesef en büyük güç odakları hakiki manada ülkesini sevip iş yapacak insanlara fırsat vermeyip onları bertaraf ediyor. Bu durumda da meydan senin gibi çapsızlara kalıyor.

Merak ettiğim bir şey var… Yarın, çakma diktatör seni çağırıp da vazife verirse ne yaparsın? Daha önce ona söylemediğini bırakmayanların, bakanlık karşılığında ne hale düştüklerini biliyoruz. Neyse bu konuya dalmayalım, çıkamayız işin içinden… Benimki de iş işte… Neden cevabını bildiğim soruyu soruyorum ki?

Bana soracak olursan, “Git ve bugüne kadar sebep olduğun zulüm ve mağduriyetlerden dolayı inzivaya çekil, ağla, inle ve tevbe et!” Allah’tan ümit kesilmez, bunda samimi olursan belki bazı mağdurlar hakkını helal eder de kurtulma vetiresine girersin…

Sebep olduğun mağduriyetler basit şeyler değil. Çay dökme veya randevuya zamanında gitmeme gibi bir hata değil seninki… Öyle olsaydı kusuruna bakar affederdik ama durum hiç de öyle değil yeğen…

Yazımı Mehmet Akif’ten mülhem bir sözle bitireyim… “Yolu AKP’den geçen siyasetçileri gördükten sonra ikiyüzlüleri sevmeye başladım.”

HALİT EMRE YAMAN

@halitemreyaman2

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here