ZEKÂ SORULARI ÇÖZMENİN YARARLARI / Yücel Darcan

0
532

İnsanoğlunun ne zaman yaratıldığını tam olarak bilemiyoruz ama o günden beri sürekli bir şeyler icat etmekte ve keşiflerde bulunmaktayız. Akıl ve zekâ bu konuda bize en çok yardımcı olan faktörlerdir.

Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar insanoğlunun bazı yollarla zekâ düzeyini artırdığını göstermiştir. Çocuğun ilk yaşlardaki beslenmesi, anne-babanın gayret ve ilgisi, öğrenim görülen okul ve çevresel faktörler hep zekânın gelişimini etkiler. Bu faktörlere matematik ve fizik problemleri çözmek, satranç türü oyunlar oynamak, mantık soruları çözmek ve bazı bilgisayar oyunlarını ilave etmek mümkündür.

Bu tür faaliyetleri bir süreliğine yapmak insana pek bir şey kazandırmaz. Nasıl ki kas gelişimi için 2–3 gün yeterli değilse, zihni çalıştırmak için de birkaç gün yeterli değildir. Bu durum günümüzde oldukça yaygın olan hızlı okuma için de geçerlidir. Bu kurslara katılanlar kısa sürede okuma hızlarını artırmakta, girdikleri sınavlarda zaman problemi yaşamamaktadırlar. Ne var ki bu eğitimi alanlar kitap okumayı hayatlarının bir parçası haline getirmezlerse öğrendiklerini bir süre sonra unutmakta ve normal okuma durumuna geçmektedirler.

İnsan doğduğu andan itibaren devamlı bir şeyler öğrenir ve bu öğrendikleri ile zekâsını geliştirir. Bu durum yaklaşık 15 yaşına kadar çok hızlıdır. 15–30 yaş arasında ise bu hızın ivmesinde bir azalma gözlenir. 30 yaşından sonra duraklama ve yaş ilerledikçe de gerileme söz konusu olur. İstisnaî durumların dışında 30 yaşından sonra da insanlar bilgilerini artırabilir, becerilerini geliştirebilir, tecrübeleri ile karşılaştıkları problemleri çözebilirler, ama zekâlarını geliştiremezler.

Beynin ilgili hücreleri, bir problem karşısında zorlanınca, yedek hücreler yardıma çağrılır. Böylece daha fazla yoğunlaşma ve çözüm için çok daha fazla alternatif ortaya çıkmaktadır. Bazen bu da yetmeyebilir ve birkaç aklın bir araya gelerek problemi çözmesi gerekir. Büyüklerimiz ne güzel söylemiş: “En akıllı insan, başkalarının fikir ve düşüncelerine saygılı ve onlardan yararlanan insandır.”

Akıl ile öğrenme arasında yakın bir ilişki vardır. Akıllı kişilerin çok daha hızlı bir şekilde öğrendikleri bir gerçektir. Öğrenmeyi de sadece belli alanlar için sınırlamak doğru değildir. İnsan vardır yapım, onarım, aygıt alanında çok iyidir, insan vardır sanatın birçok alanında başarılar elde eder, insan vardır sayılar, kavramlar, denklemlerle iyi şeyler ortaya koyar, insan vardır ticarî zekâsı gelişmiştir, insan vardır siyaset, yönetim konularında adından söz ettirir.

Bu da göstermektedir ki insanları dar bir açıdan değil de daha geniş ve farklı açılardan değerlendirmek gerekir. Özellikle meslekî olarak yönlendirme yapacak eğitimcilerin hata yapmamak için bu hususlara dikkat etmeleri ve muhataplarını iyi tanımaları gerekir.

Bilim adamlarının yaptıkları çalışmalar sonucunda ortaya attıkları çoklu zekâ teorisine göre zekâ türlerini de bu arada sıralayalım: sözel, sayısal, görsel, müzik (ritmik), kinestetik (bedensel), sosyal, içsel, matematiksel (mantıksal), doğaya dönük, kişiye dönük, uzaysal, duygusal, ruhsal, yapay, … Bir insan burada sayılan bütün zekâ tiplerine sahiptir ama hangisi daha baskın veya hangisini geliştirirse o tip öne çıkmaktadır.

Bir insanın zekâsıyla hayattaki bütün sorunlara çözüm bulacağını iddia etmek çok gülünçtür. İdeal çözüm yolu olarak görünen şeylerin çok değişik eksik veya yanlış tarafı olabilir. İşte burada devreye tecrübeler ve yardımlar girer. Bunlar sayesindedir ki biz insanoğlu birçok şeye sahip olduk. Sahip olma yolunda gösterdiğimiz gayretlere aklımız hep rehberlik yaptı.

Geçmiş devirlerde yaşayan insanların bizlerden daha zeki olduğunu veya bunun tersini iddia etmek de doğru değildir. Günümüzde insan zihnini meşgul eden çok fazla şey vardır ve bu yüzden de zihin dağınıklığı eski insanlara göre daha fazladır. Bunun sonucu olarak da günümüz insanı genel olarak yaptığı işe konsantre olamamakta ve geçmişte yaşayan insanlara göre daha az verimli olmaktadır.

Düşün Çöz Eğlen kitabı ve benzerlerinin insana kazandırdığı birçok beceri vardır. Bunlardan bazılarını sıralayalım:

  • Problemleri parçalara ayırarak çözüme gitme becerisini geliştirir.
  • Olaylara şüpheci yaklaşımı öğretir, ezberci zihniyetten uzaklaştırır.
  • Soyut düşünme becerisini geliştirir.
  • Kişide merak duygusunu kamçılar ve araştırma yapmasını sağlar.
  • Olaylara farklı açılardan ve bütüncül bakıp pratik çözümler geliştirmeyi sağlar.
  • Birkaç bilinenden hareketle bilinmeyen yeni şeyler öğretir.
  • Çağrışım yeteneğini geliştirir.
  • Düşünen, sorgulayan ve çözümleyen bireylerin yetişmesini sağlar.
  • Problemlere daha hızlı odaklanmayı sağlar.
  • Doğru çözüme ulaşıldığında insanı mutlu eder, kişinin kendisine olan güvenini artırır.
  • Detayları görme becerisini geliştirir.

Kitabımızdaki sorular kolaydan zora doğru sıralanmış olsa da bu zorluk kişiden kişiye değişebilmektedir. Soruların çözümünde matematik ve fen bilgilerine ihtiyaç duyacaksınız. Bazı soruların başlığına, bazılarının da resimlerine ipuçları gizledim. Bunları bulabilmek için de dikkatinizi toplamanız gerekir.

***

Yukarıdaki yazı Crab Publishing tarafından yayınlanan Düşün Çöz Eğlen 2 kitabımın önsözüdür. Buradan kitabın yayınlanması ile ilgili olarak yakından ilgilenen ve bu yazının burada yayınlanmasına vesile olan Halit Emre Yaman beye teşekkür ederim.

Yücel Darcan

@yuceldarcan

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here