İhsan Erdoğan İle Yunanistan’ın Mültecilere Uyguladığı ‘Pushback’ Üzerine Konuştuk / @zengindnz

0
324

Aidbrom ailesinden herkese merhabalar. Bugün yine insan hakları ihlallerinde çok ciddi bir sıkıntı olan 23 Nisan’ dan beri Türkiye’de 82 kişinin pushback uygulanarak geri itilmesi ile Türkiye’ye Meriç nehrinden gönderilmesini konuşacağız.

Biliyorsunuz her yıl binlerce insan ülkelerindeki savaş nedeniyle güvenli bölgelere geçmek ve sığınma talebinde bulunmak zorunda kalıyor. Bu geçiş kendi ülkelerinde güvende olmayan insanların illegal çıkışları ile gerçekleşiyor, sığınmacıların bu noktada iki tercih hakkı var: Ya ülkelerinde kalıp baskı, zulüm veya savaş ortamında yaşam mücadelesi vermeye devam edecekler ya da özgürlüğe giden yolda başlarına gelebilecek her türlü darp edilme, öldürülme gibi her şeyi göze alıp yola çıkmaları gerekiyor. Bu noktada Suriye ve Pakistan başta olmak üzere Afganistan, Bangladeş, Mianmar gibi farklı ülkelerdeki mülteciler her yıl Türkiye üzerinden Meriç Nehrini; 191 kilometrelik Türkiye -Yunanistan sınırını geçmek zorunda kalıyorlar. Bu geçişlerde yaklaşık üç yıldır ciddi bir püskürtme vardı Yunanistan tarafından, Kar maskeli, siyah maskeli insanlar tarafından.

Yeni dönemde iki yıl önce bir hadise yaşanmıştı; bununla alakalı bir Türk gazeteci bir püskürtme yaşamıştı geri gönderilmişti ve gittiği zaman 22,5 yıl hapis almıştı ama bu zamana kadar Türkiyeli mültecilerle ilgili bunu duymamıştık. 23 Nisan günü bununla alakalı bir problem yaşandı evet bugün İhsan Erdoğan’ı konuk ediyoruz. İhsan hoş geldin.

-Hoş bulduk Deniz Hanım

Biz senin kardeşinin 23 Nisan günü geçmek isterken tarihi tam telaffuz ediyor muyum bilmiyorum,  senden dinleyeceğiz . Meriç Nehri’nden geri püskürtüldüğünü biliyoruz ;olayın şahidi  ikiz kardeşin. Olanları senden dinleyebilir miyiz, neler oluyor?

Bu olaylar ilk önce 23 Nisan’da başladı. 23 Nisan’da farklı 11 kişilik bir grup illegal bir şekilde Yunanistan’dan deport edildiler, karşı tarafa geçtiler ve daha sonrasında tekrar Yunanistan’a kendi imkanlarıyla sabah saatlerinde geri döndüler. Belli aralıklarla Türk mültecilere ve farklı uyruktaki  mültecilere bunlar yapılmaya devam etti. Bizim duyduğumuz bottan inmeden itilme gibi olaylar var . Benim kardeşim 4 Mayıs’ta geçti , en son geçen gruptaydı,ondan sonra böyle bir olay duymadım. 4 Mayıs sabahı kardeşim ve yanındaki iki kişi …Normalde biz hep Meriç’ten geçerken yüzü kar maskeli insanların geçen kişileri görüp tekrar geri itmesi ya da daha polise teslim olmadan yolda kar maskeli insanlar ya da polisler tarafından gözaltına alınıp yollanma olaylarını duymuştuk ama benim kardeşim ile ilgili olay biraz daha farklı.

Nasıl oldu bize anlatabilir misin, tam olarak . Çünkü şimdi insanlar merak ediyorlar; 84 kişi telaffuz ediliyor ve Cenevre İnsan Hakları Sözleşmesi beyanına göre bu bir suç ihlali aslında hükümetler arası bir problem . Ama ben bire birde yaşanan hadiseyi öğrenmek istiyoruz senden.

Olayın ilk başlama saati, kardeşimin ilk geçiş saati, bana haber verdiği saat 5.51. 5.51’ de WhatsApptan bana mesaj yolladı, biz vardık, Şu anda Meriç’i geçtik, dedi yanındaki iki erkekle beraber . daha sonra belli bir süre yürüdüler ben ne olur ne olmaz yeniden bir pushback olmasın onlarla alakalı diye  onların kimsenin göremeyeceği bir yerde beklemelerini istedim ve orada onlar saat 6.30 -7.00’den itibaren ormanlık  bir alanda beklemeye başladılar. Bunu yapmamın sebebi de BM’e mail atmak, avukatlarla görüşmek ve basına da haber vermek ve bu sayede kardeşimin gözaltına alındıktan sonra tekrar deport edilmesini belli bir şekilde engellemeye çalışmak istiyordum çünkü.  Ve bunları yapmaya başladık . Oristiado’da  bulunan bir avukata ulaştım. Kardeşimin(Yunanistan ‘a)geçtiğini ama deport olmaktan korktuğunu  ve ona bir video yolladığını söyledim.

(Video konuşması): İkizim ben şu an Yunanistandayım ama senin yanına gelemiyorum ,gelebilmem için önce polise teslim olmam gerekiyor ama dünkü illegal deporttan dolayı korkuyorum.

Kardeşim bana Türkçe bir video yolladı deporta dair . Daha sonra bunu İngilizce olarak da yollamasını istedim çünkü basında yayınlamak istiyordum, daha sonrasında İngilizce bir mesaj yolladı ve çoğu kişi de bizim olayımızı o video ile duydu.

Daha sonrasında kardeşlerim orada beklemeye başladılar, avukat kendilerini karşılayacağını, belli bir yere gelmelerini söyledi. Daha sonrasında onlar- Siminya olması lazım- oraya geçtiler ve orada polisin kendilerini almasını beklediler hatta Yunanistan’da olduklarına dair oradan resmi bir kurum olan Kep’in önünden bana bir selfie attı geldiklerine dair. Arkada çok rahat bir şekilde Kep’in tabelası görünüyor hatta. Onların burada olduğuna ,buraya gelip deport edildiklerine dair benim elimdeki en büyük kanıt aslında bu. Kep binasının önünde çekilmiş oldukları selfie. Daha sonrasında orada beklemeye başladılar saat İkide(14.00) oraya gitti kardeşim, yaklaşık 3.30’a(15.30) kadar orada kendilerini polisin almasını beklediler. Ben bu sırada yine korkuyordum tabii doğal olarak ve kardeşimden WhatsApp üzerinden canlı konum paylaşmasını istedim; nereye gittiklerini görmek istiyordum çünkü. Ben de o sırada Atina’daydım. Atina’dan kardeşimin bulunduğu yere hareket ediyordum saat 5:00’te(17.00) uçağım vardı Alexander AZooli’ye. Alexander Apoli’ den kardeşimin olduğu yere geçecektim hem canlı konumdan nereye gittiğini göreyim hem de başına bir şey gelirse müdahale edebileyim diye canlı konumu açmasını istemiştim. Daha sonra kardeşlerim saat dört(16.00) civarında hareket etmeye başladılar.  Bulunduğu yerden Şainomi  polis karakoluna doğru polis aracı ile götürüldüler. O sırada zaten avukat onları takip ediyordu kendi araçlarıyla ama polisler daha sonrasında kardeşimden de dinlediğime  göre -başka bir kardeşim bana  anlattı kardeşimle görüştüğü zaman- avukatı atlatabilmek için polisler çok fazla uğraşmışlar, çok fazla sokaklara girip çıkmış ve çok hızlı gitmişler ama avukat sağ olsun çok iyi bir şekilde takip etmiş.  polis karakoluna gelene kadar onları gördü, ben de en son konumu orada gördüm.  Kardeşim tamam şu anda polis karakolunda…

Şunu merak ediyorum kardeşin ve yanındakiler bir gözlenme durumundaydılar, o yüzden mi polis teşkilatına, polis merkezine kadar gizli bir şekilde gitmek zorunda kaldılar, fark edilmişler miydi?

Yok hayır kardeşim bir yerde bekliyordu polisler gelip onları aldı zaten polisler avukatı atlatabilmek için çok hızlı bir şekilde sürmüşler çünkü avukatın polis aracını takip ettiğini biliyorlardı .  Demek bir şeyler yapmayı planlıyorlardı,  şahit bırakmamak için avukatı oradan çıkarıp  atlatmaya çalışmışlar .

Avukat biraz şey çıktığı için atlatamadılar. Daha sonrasında bana konum attı şu anda burada diye. Ben de zaten takip ediyordum, teyid ettim, internetten baktım kardeşim oradaki polis karakolunda idi ve daha sonrasında da ben yine  Atina’dan başka bir avukatın o karakolu aramasını  ve kardeşimin orada olup olmadığını sormasını istedim kendisinden. Avukat aramış; kardeşimin orada olduğunu, durumunun iyi olduğunu söylemişler. Avukat da kardeşimle konuşmak istediğini söylemiş ve kardeşimin sesini duymuş.  Beşte(17.00) oluyor bu olaylar ,beni aradı,tam  uçağım kalkacaktı ,o  açtım. Kardeşimin durumunun iyi olduğunu ve kardeşimle konuştuğunu söyledi, ben tamam artık bu saatten sonra bir şey olmaz ;kardeşimle telefonda bir avukat konuşmuş…

0 sırada polis merkezine başvurmuş durumdalar, kaç kişiler?

Üç kişi. kardeşimle beraber üç kişi yani biz öyle tahmin ediyorduk polis karakoluna baş vurduklarını düşündük o anda ama meğer başvurmamışlar daha sonrasında da öğrendik onu.

Yani polis merkezine giriyorlar, bekleme salonundalar, avukatla görüştürüyorlar ama bir başvuru gerçekleşmediği anda bir hadise oluyor değil mi?

evet aynen öyle. Daha sonrasında ben oraya geçtim saat 8.30(20.30) civarında polis karakoluna girdim ,avukat o sırada orada değilmiş ,içeriye girdim . kardeşimin orada olduğunu ve onu görmek istediğimi, Atina’dan geldiğimi söyledim. Polisler bana orada kimsenin olmadığını, gün içerisinde de kimsenin gelmediğini söylediler . Ben çok şaşırdım, dedim ki ben kardeşimin burada olduğunu biliyorum. nereden biliyorsun, nasıl bu kadar eminsin, diye sordular ben konumdan biliyorum dediğim zaman nasıl yani dediler, çok şaşırdılar . Hayır böyle bir olay olmadı, buraya gün içerisinde bahsettiğiniz kişiler gelmedi, deyip beni karakoldan çıkarmak istediler . Dışarı çıkardılar. Büyük bir şoka uğradım ve hemen kardeşlerimi takip eden avukatı aradım ,ne olur buraya gelin kardeşimin burada olmadığını söylüyorlar, dedim.  15- 20 dakika içinde geldi, beraber karakola girdik. Yunanca konuştular ama avukatın el işaretlerinden gözünü gösteriyordu, ben gözümle gördüm buraya geldiklerini, türünden ifadeler kullandı.

Bir şey daha soracağım; Avukat onların girdiğini gördükten sonra geri dönüyor, güvenli bir bölge, güvenli bir merkez . Avukat diyor ki artık tamam herhangi bir sıkıntı yok öyle mi?

Aynen öyle. Daha sonrasında oradakiler bize karşı seslerini yükselttiler, buradan çıkın, dediler ve bizi çıkarttılar . Bizim beklemelerimiz 10.30’a(22.30) yaklaşmıştı daha sonrasında bir video yayınlayabilmek, yardım çağrısında bulunabilmek için avukat ile beraber başka bir yere gittik ve ben orada internet üzerinden bir video paylaştım kardeşimin Yunanistan’da olduğunu ,deport edilme tehlikesinin olduğunu söyledim ve yardım çağrısında bulundum.

Daha sonrasında o gün içinde biz hiçbir haber alamadık, sabaha kadar beklemek zorunda kaldık . Sabah saat 8.00’de ilk gittikleri polis karakoluna tekrar gittim, ben oradakilere kardeşimin dün oraya geldiğini, canlı konumdan kardeşimi takip ettiğimi, doğru söylemelerini istediğimi söyledim.  Bana yine aynı şekilde hayır buraya kimse gelmedi, lokasyonda yanlış gösteriyordur, buraya kimse gelmedi deyip tekrar bulunduğum karakoldan beni çıkardılar. Başka bir polis merkezine gitmiştir belki deyip beni başka bir yere yönlendirdiler. Ben başka bir polis merkezine gittim, orada Oristiado’da başka bir polis merkezi var. Birbirlerine yakın, oraya gittim. Oradakiler de bana aynı şeyi; bize hiçbir şekilde kayıt olmadığını söylediler ,kampa gönderdiler Flakko ‘da bir kamp alanı var  belki Flakko’dadır dediler.Ben de oraya gittim. İki farklı bina var: Biri Birleşmiş Milletlerin ,biri ilk nezaretin olduğu yer. İkisine de gittim sordum , aynı şekilde bana kimsenin gelmediğini hatta Türk uyruklu kimsenin gelmediğini söylediler ve ben tekrar ilk gittikleri polis karakoluna geri gittim . Saat 10.30- 11’e yakın gittim, orada beklemeye başladım ama 12.20 civarında Türkiye’deki kardeşim beni aradı, ikizimin Edirne ‘de il jandarma Komutanlığında olduğu bilgisini verdi. Birincisi bu çok üzücü bir olaydı, kardeşimin ablası ile görüşmesini ve ne yaşandığını ona sormasını istedim.  İlk önce tabii sorguya alındı kardeşim savcı tarafından . Belli 1 saat sonra kardeşimle görüşmesine izin vermişler.abim soruyor neler yaşadığını demiş, ikizim de anlatmaya başlamış : İlk gittikleri yerde 7’ye (19.00) kadar bekletmişler; büyük ihtimalle avukatın oradan ayrılmasını beklemişler, bu avukatın tahmini. O zamana kadar bekletmişler . İşin en kötü yanı, bizi en çok üzen şey şuydu : Kardeşim oraya giderken ayağını burkmuştu, şişmişti ayağı, kötü durumdaydı.  Buna rağmen polisler hem çantasını hem telefonunu, paralarını ve ayakkabılarını çıkarmışlar.  O şekilde farklı bir araca bindirip farklı bir polis merkezine götürmüşler.  Yanlarında hiçbir şeyleri yok sadece üstlerindeki giysileriyle.

 Yalın  ayak mı gidiyorlar?

Evet yalın ayak o şekilde farklı bir araca bindirmişler, farklı bir yere götürmüşler. Orada onları kamuflajlı,  maskeli kişiler karşılamış ,çok korkmuşlar; öldürülme, darp edilme… bunlardan çok korkmuşlar çünkü önceden bu tarz olayları duymuşlardı.  Polisin böyle bir şey yapmasına da çok şaşırmışlar ,niye bizi teslim ediyorsunuz, siz polissiniz, resmi üniformalı insanlarsınız, demişler . Ona rağmen orada farklı bir nezarete alınmışlar , sadece kardeşlerim yokmuş nezarette ,üç Türk daha ve 15’e yakın Suriyeli ile beraber bir nezarette bekletilmişler.  7:30 (19.00)civarından gece 11’e kadar. Saat 11.00’de tekrar farklı bir araçla Meriç kenarına getirilmişler yüzü maskeli insanlar tarafından.

İhsan sen oradayken kardeşin nezaretteydi ve sana bilgi vermediler onunla alakalı bu durumda öyle mi?

Yok hayır ben ilk bulundukları yerden yedide ayrılıyorlar, ben oraya 8.30’da gidiyorum, ben oraya gittiğimde gerçekten kardeşim orada değilmiş.

Nezaret zamanı, sen o bölgede iken kardeşin de o  bölgedeydi  daha o sırada gönderilmemiş…

Evet benim beklediğim karakolda değil başka bir polis karakolundaymış ama polislerin bize kimse gelmedi biz kimseyi almadık görmedik şeklindeki beyanları bizi çok şaşırtmıştı.

Peki senin gönderildiğin karakol kardeşinin bekletildiği yer miydi?

Büyük ihtimalle değil çünkü benim beklediğim karakol sınıra yakın değildi, kardeşlerimi sınıra yakın bir karakola götürmüşler; geceleyin rahat çıkartmak için.

Bu ayrıntı çok önemli; yine böyle bir hadise yaşanırsa insanların yapabileceği şeylerden biri de ivedi bir şekilde sınır karakollarında bekleyip kendi yakınlarının gönderilmemesi için sivil toplum kuruluşları ve hukuki düzlemde avukatlarla işbirliği içerisinde prosedürün sağlanması, başvuruların yapılması için uğraşmak olacak zannedersem.

Biz de çok uğraştık başvuru yapsınlar diye ama avukatı içeriye almamaları, avukatın polis merkezine girememesi o bizim için bir dezavantaj oldu. Elimizde resmi kayıt olmadığı için Yunanistan’daki bir karakol elimizde yok, diyebiliyordu. 11’de(23.00) zaten tekrar  indirilmişler Meriç’e, kıyıya bırakılmışlar.

En çok merak edilen soru şuydu; orada bir Türk jandarması onları bekliyor mu?

Hayır, kimse beklemiyormuş orada. Sabaha kadar ateş yakıp beklemişler, sabah da çevredeki köylüler fark edip jandarmaya haber vermişler. Jandarma, sabah saatlerinde gelip almış.

Talihsiz bir durum var, öncelikle geçmiş olsun . Ben kardeşinin öncesinde 28 ay kadar bir cezaevi öyküsü olduğunu biliyorum. Tutuklanma sebebi neydi?

Saçma bir sebebi vardı, kardeşimi tanımayan birisinin, ben onu gittiğim bir evde gördüm, büyük bir ihtimalle bu evde kalıyordu, demesinden dolayı kardeşim içeride yattı.

Yani kendini kurtarmak isteyen bir itirafçı ile yine karşı karşıyayız. Çok acı hikayeler var, geçmiş olsun. Bundan sonrası için.. tutuklanma ve geri gönderilme  tarihi neydi?

4 Mayıs gecesi 11’de gönderildiler.

5 Mayıs’tan itibaren yaptıklarını bize anlatır mısın? Çünkü şöyle bir durum var: Euro News’ten Gülsüm Alan bir görüşme yaptı ve bu hareketten sonra -onların bunu bilmesinden sonra yani yerel basın Bold medyadan Cevheri Güven’in de girişimleri oldu ,haber yaptıklarını biliyorsun- Atina’ya Avrupa komisyonundan uyarı geldi şöyle söylediler: Türk göçmen ve mültecilerine yönelik kötü muamele iddialarını ciddiye alıyoruz. Göçmenlere ve mültecilere yönelik şiddet ve istismar kesinlikle kabul edilemez, dediler ve uyarı geldi . Sizler orada şu an 82 sayısı çok yüksek bir sayı ve bu şunu gösteriyor: Geçmiş dönemde Afgan, Pakistanlı, Suriyeli mültecilere yaptıkları pushback uygulamasının şu anda Türkiyeli mültecilere de yapıldığı görünüyor. Bununla alakalı sivil toplum kuruluşları ile görüşülüp çünkü 2008’de bir rapor yayınlanmıştı humanrights 360’ta raporda yer alan konulardan biri de buydu.  39 insanla görüşüldü ve bu 39 insan senin bugün bizimle görüştüğün gibi bize durumu anlattığın gibi neler yaşandığını, nasıl darp edildiğini, dişlerinin kırılma olayı var bir ağız dolusu kusma.. kan gelenler var ciddi darp edilme durumları var . Siz de bunlarla alakalı neler yapıyorsunuz?  İkinci sorum şu: Medya yönüyle bizler bunları bildirmeye çalışıyoruz, şu an o bildiğim 11 kişi Yunanistan’dan Türkiye’ye geri gönderilmiş, bot bulmuşlar, bir şekilde ertesi gün Yunanistan’a dönebilmişler.  Burada zannedersem köylülerin yardım etme durumu var, insani bir durum var aslında. Bizden neler bekliyorsun? Bu 11 kişinin konuşmasının önemli bir aydınlatmaya vesile olacağını düşünüyorum çünkü polis merkezi bir sığınma yeridir, polis merkezine kadar gelip de güvende olmadığını bilmek. Bu, çok ciddi bir iddia ve bunu delillendiriyorsun, konum olduğunu söylüyorsun, avukatta delillendiriyor. Bunlar konuşulduğu zaman ancak Avrupa birliği komisyonunda da ciddi bir yüksek ses ve bu püskürtmelerin durdurulması olacak inşallah . Sen bizlerden ne bekliyorsun, nasıl bir aksiyon alınması gerektiğini düşünüyorsun? İnsanların konuşması konusunda bize neler söylemek istersin?

Şu zamana kadar bana farklı yerlerden insanlar ulaştılar. Yunanistan’ın farklı yerel gazetelerinden, sivil toplum kuruluşlarından, avukatlardan ulaşanlar oldu. Ben Atina’ya döndüğüm 6 Mayıs’tan itibaren görüşebildiğim herkesle görüşmeye çalışıyorum. Gündemde sıcak bir şekilde tutulmasını, bununla alakalı bir kamuoyu oluşturulmasını istiyorum. Çok fazla insan ve çok fazla mülteci var Türkiye’den buraya gelmek ve yeni bir hayat kurmak isteyen. Ben de onlardan biriydim. 10-11 ay kadar önce geldim Atinaya. Yeni bir hayata başlamak için geldim. Bu yaşadığımız olaylar, Türkiye’deki insanların çıkmaması, çıkamaması anlamına geliyor bu pushbacklerin devam etmesi.  Ve bunu engelleyebilecek şu olur: şu anda bu olayı yaşayan bizleriz ve sizlersiniz basın olarak. Bunun her zaman gündemde sıcak bir şekilde tutulmasını ve hiçbir şekilde oradan ne olursa olsun kaybolmamasını, üzerine gidilmesini istiyorum. Bununla alakalı ben de üzerime düşen neyse yapmaya çalışıyorum, ulaşmaya çalışıyorum. Bir dava açmayı düşünüyorum, buradaki Csr?avukatlarıyla görüştüm, bir dava sürecimiz olacak ve elimden geldiğince kişilerle, sivil toplum kuruluşları ile görüşmeler yapıyorum. Birkaç gün içerisinde bir Birleşmiş Milletler yetkilisi ile yüz yüze bir görüşmem olacak. Bunun da etkili olacağını düşünüyorum. Bunun her zaman anlık bir şekilde medyada ve sivil toplum kuruluşlarında sıcak tutulması bizim en büyük temennimiz.

Evet herhalde güvenli ülkelere geçen insanların da yapması gereken sivil toplum kuruluşlarına giderek durumu anlatmak. Birleşmiş Milletler ofisleri var her ülkede, onlara gidip durumu anlatmak.  Durumun ciddi bir sıkıntı oluşturduğunu, insan hakları sözleşmelerine aykırı olduğunu yüksek bir sesle duyurmak gerekiyor zannedersem, tekrar geçmiş olsun diyorum. Umarım son olur ve umarım bir çok insan bu şekilde ifade edip neler yaşadığını kamuoyuyla paylaşır ve bunlar bir daha yaşanmaz.

-İnşallah, çok teşekkür ederim .

Programımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum.

Ben de beni programınıza davet ettiğiniz ve bununla alakalı bir kamuoyu oluşturmaya uğraştığınız için teşekkür ederim.

Evet değerli Aidbrom izleyicileri bugün İhsan Erdoğan’la birlikteydik. Pushback meselesini konuştuk . İnsan hakları ihlalleri ile ilgili yayın yapmaya devam edeceğiz, bizden ayrılmayın…

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here