RAHMET VE BEREKET İKLİMİ / Halit Emre Yaman

0
515

Allah’a yönelme mevsimi olan Ramazan ayı, bir gök sofrası zenginliğinde nice muştular, rahmetler, feyizler, bereketler ve ilhamlarla gelir. O, biz kullara, Cenâb-ı Hakk’ın bir hediyesidir. Hediyenin büyüklüğünden olsa gerek, Ramazan’da hemen herkesin gönlü coşar ve kalbi de huzurla dolar. Onun gelişiyle, sıradanlaşan hayat canlanır ve uhrevîlik rengine bürünür.

Heybesine doldurduğu oruç, iftar, sahur, teravih, Kadir, sadaka, mukabele, itikâf ve bayram ile bize Allah’a kul olmanın güzelliklerini gösterir Ramazan… Aslında ne kadar ibadet edilirse edilsin, gerçek kurtuluşun niyetlerimize ve Allah’ın lütfuna bağlı olduğunu hatırlatır Ramazan…

Allah’ın rızasını kazanmak için ne çok imkân vardır Ramazan’da… Bütün azalara oruç tutturma, Kur’an okurken ağlama, namaz ve dua ile ruhun miracına yükselme, her geceyi Kadir bilme, hatimle teravih kılma, muhtaçların ihtiyaçlarını giderme, kimsesizlere kimse olma gibi nice imkânı başka ne zaman bulabiliriz ki?

Gecesi de, gündüzü de ganimet ve fırsatlarla dolu Ramazan ayında Müslümanların yaşadığı beldelere adeta sekine iner. Yaşanan her hâdise, insanların ruhuna başka bir âlemden huzur dolu nefesler üfler durur. İşte o zaman insan, gerçek hayatın bu dünyadaki olmadığını anlar; ebede müştak gönlü böylece ferahlar ve bunu kendisine bahşeden Allah’a layık bir kul olmak için her fırsatı kollar.

İnsan, Cenâb-ı Hakk’a yakın olmak için attığı her adımda, ruhunun derinliklerinde meydana gelen değişimi Ramazan’da bir başka hisseder. Kurumaya yüz tutmuş gönül bahçesini ibadetlerle sularken, yeni bir dirilişe de adım atar.

Sayısız ilham, muştu, rahmet, feyiz ve bereketle yeryüzünü şereflendirir Ramazan… Onun geceleri sahurla beraber ibadetleri de koynunda saklar. Gündüzlerinde rahle başında, mukabeleler ile Rabbimizin mesajına kulaklar ve gönüller açılır. Akşam olunca iftar sofralarında tebessümler eşliğinde oruç ibadeti nihayetlendirilir. Zaman biraz daha ilerleyince teravih ile gök kapıları açılır artık…

Bereket mevsimidir Ramazan… Onun kadir ve kıymetini bilenler Allah kelamının bire on, bire yüz hatta bire bin kazandırma imkânını kaçırmamalı…

Acizliğimize binaen, Ramazan’ın kıymetini bildiğimiz takdirde, Rabbimiz kadri yüksek bir geceyi bize lütfetmiştir. Her şeyin başka bir hale büründüğü Kadir gecesinde neler olduğunu kalp gözü açık olanlar bilir, görür… Yeryüzünün rahmet ve bereketle yıkandığı o gecede melekler, insanlarla saf tutup birlikte Allah’a teveccüh ederler. Açılan eller, yanık gönüllerde dile gelen dualara eşlik eder…

Rahmet ve bereket mevsimi bayramla nihayet bulur. Oruçla geçirilen günleri arkada bırakıp rahatça yiyip içme imkânına kavuşmanın sevinci değildir bayram… Kulluk vazifesini yerine getirmiş ve Allah’ın gufranına kavuşmanın sevincidir bayram… Hata ve günahların ağırlığından kurtulmanın ve Cehennem ateşinden azade olma ümidiyle bayram yapar Müslümanlar…

Gecesiyle ve gündüzüyle bütün olarak kutlu bir zaman dilimidir Ramazan… Bu kudsiyet onun kendisinden değil, Allah’ın izafe etmesinden dolayıdır. Zira Allah, Ramazan’da Rahman ve Rahim isimlerinin muktezasınca kullarına muamele eder. Liyakat gözetmeden, lütuf ve ihsanlarını Kendisine teveccüh eden herkesin başına sağanak sağanak yağdırır. Bu teveccühü artırmak için de Cehennemin kapılarını kapatır, şeytanları zincire vurur…

Netice itibarıyla da, Ramazan tamamen bir ibadet ayı olur. Namazlar aksatılmadan vaktinde eda edilmeye çalışılır, sadaka ve zekâtlar dağıtılır, iftarlar verilir, dargınlar barışır, ihtiyaç sahipleri ve kimsesizler daha çok gözetilir, teravih ve mukabelelerle insanlar arasındaki ilişkiler canlanır… Başka bir ifadeyle Ramazan topluma kendi boyasını çalar…

“Eski Ramazanların tadı yok artık” veya “Neydi o bayramlar…” gibi sözleri sadece ihtiyarlar değil, orta yaştaki insanlar bile dile getiriyor. Bundan 30 yıl öncesine veya sonrasına gitsek yine aynı sözleri duyarız. Her insan, kendi devrinin çocuğudur; devrin şartlarına göre insanın hayat tarzı ve düşünceleri şekillenir. Dolayısıyla zamanla insan da, Ramazanlar da, bayramlar da değişir.

Hayat kaygısı olmadan yaşanan çocukluk ve gençlik dönemleri, insanların en mutlu günleridir. Evlilik, iş hayatı ve toplumsal sorumluluklar devreye girdiğinde insan mutlu olmaya pek vakit bulamaz. Daha doğrusu, mutlu olduğunun farkında olmaz. Hâlbuki şöyle bir etrafına baksa belki de geçmişte yaşadığı Ramazan ve bayramlara şimdi daha fazla imkânlara sahip olduğunu görür.

Mesela eskiden, günümüzde olduğu gibi istenen her şeye ulaşabilme imkânı yoktu. Bundan dolayıdır ki evlerde iftar, sahur ve bayramda yenilecek yemekler ve yapılacak ikramlar için önceden hazırlıklar veya alışverişler yapılırdı. Şimdi ise istenen şeyler hemen marketlerden satın alınabilmektedir. Eskiden bu tür hazırlıklara şahit olanlar, o günleri yâd ederken elbette “hey gidi günler” diyeceklerdir. Çünkü o tatlı telaşın hatıraları Ramazan’da zihnine hücum etmektedir.

Bizim medeniyetimizde Ramazan’ın önemli bir yeri vardır. İftar sofraları ve davetleri, Ramazan’a has pideler, sahurda davulun sesi, teravihler, mukabeleler, kitap fuarları, sergiler, mahyalar, eski eğlencelerin yerini alan televizyon programları sadece dindarları değil, seküler hayat tarzı olanları hatta gayr-ı Müslümleri bile etkilemiştir.

Ramazan gelince, bizim toplumumuzun hayat tarzı da değişir. Oruç tutanlara saygı gösterilir, dindarlar daha hassas davranır, dindar olmayanlarda dine karşı bir ilgi oluşur, medyada sayfalar veya ekranlar İslam’la şereflenir, mesai saatlerinde düzenleme yapılır, hemen hemen herkeste bir iftar telaşı gözlenir, akşam ezanı okunurken sokaklarda kimse görülmez ve şehir adeta sessizliğe gömülür…

Müslümanlar için Ramazan ayı, diğer aylardan farklıdır. On bir ayın sultanıdır o… Bir ibadet ayı olmanın yanı sıra toplumun bütün katmanlarında Ramazan kendisini hissettirir. İnsanlar cömertleşir, zengin-fakir arasındaki ilişki ve iletişim artar, çarşı-pazar canlanır, sokaklarda kardeşlik, huzur ve sevgi meltemleri eser, dargınlar barışır, yardımlaşma ve bu vesileyle yakınlaşma tohumları ekilir gönüllere… Bu hava sadece Türkiye’de değil bütün İslam âleminde yaşanır.

Ramazan’ınız şimdiden mübarek olsun, Allah (cc) ve Rasul’ünün (sav) istediği vasıfta mü’minler olmamız niyazıyla…

HALİT EMRE YAMAN

@halitemreyaman2

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here