Pervin Buldan’dan Erdoğan’a Yanıt: Bu Toprak Bizim, Bizi Kovmak Senin Haddin Değil!

0
284

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin seçim çalışmaları kapsamında Van Erciş’te düzenlenen coşkulu ve kitlesel mitinge katıldı.

HDP’nin gerçekleştirdiği Kürdistani ittifakın bileşenlerinden İÖP Genel Başkanı Mehmet Kamaç, PDK – T Genel Başkanı Sertaç Bucak, PDK-T’den Bora Balin’in ve DDKD’den Bahattin Ayaz’ın da katıldığı Van Erciş’te mitingde konuşan Buldan şu ifadeleri kullandı:

“En kalabalık en kitlesel mitingi bugün Erciş’te yapıyoruz.  Van bizim yüz akımızdır. Van bizim gülen yüzümüzdür, Van bizim kalemizdir; bu kale hiçbir zaman düşmeyecek. Erciş de bizim kalemizdir, Erciş halkı her seçimde kendisine yakışanı yapmış, her seçimde tarih yazmış, iradesini ortaya koymuş. Biliyoruz ki 31 Mart tarihinde bir kez daha tarih yazacak bir kez daha benliğini, kimliğini iradesini ortaya koyacak. Evet, Erciş halkının iradesine saygısızlık yapıldı, Erciş halkının iradesini tanımadılar. Sizin seçtiğiniz belediye başkanlarını görevden aldılar ve yerlerine kayyım atadılar.

Bekir Kaya halkın gönlünde taht kurduğu için görevden aldılar

Sevgili Bekir Kaya’yı, Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanmızı görevden alıp İstanbul’a, Silivri Cezaevi’ne gönderdiler. Çünkü Bekir Kaya dürüst bir belediye başkanıydı. Van halkının gönlünde taht kuran bir belediye başkanıydı, sizin belediye başkanınızdı. Ama O’nun yaptığı hizmetlerin üstünü örttüler, onun yaptığı hizmetleri görmezden geldiler ve sizden aldılar. Yine Erciş’in Belediye Eşbaşkanı Sevgili Diba Keskin görevden alındı, Diba arkadaşımız kadın yoldaşımız görevden alındı, cezaevine gönderildi. Diba, bu kentte, bu ilçede büyük hizmetlerin altına imza attı. Kadın zabıtaları işe aldı. Onun yerine gelen kayyım, yapmış olduğu ilk icraat kadın zabıtaları görevden almak oldu.

Belediyelerimizin yaptığı işleri çaldılar!

Bu kayyım belediye başkanlarımızın yaptığı ve yarım kalmış işleri sanki kendisi başlatmış gibi, projesiymiş gibi halka tanıttı. Peynirciler çarşısını, kasapçılar çarşısını kendi yapmış gibi açılışını yaptı. Oysa her iki çarşıyı da bizim belediye eşbaşkanlarımız yaptı. Yine 18 tane iş makinesini bu kayyım sanki kendisi almış gibi halka tanıttı. Fakat sonra ne yaptı, hem o çarşıdaki dükkanları hem de 18 iş makinesinin tek tek sattı. Parasını nereye gönderdi bilmiyoruz ama hırsızlık yaptı, ama yolsuzluk yaptı ama usulsüzlük yaptı.

Erciş halkının deprem yaraları sarılmadı

Bu halkın yaralarını hiç kimse sarmadı. Erciş halkı yaralı bir halktır. Van Depremi’nde en büyük yarayı alan Erciş ilçemizdi. Halen yaraları kanayan bir halkımız var bu yaralar hiçbir zaman onarılmadı. Bu yaraların üzerine başka yaralar eklendi. TOKİ yaptılar. Erciş Depremi’nden sonra TOKİ yaptılar, TOKİ’lerden ev verdiler. Üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra insanları o binalardan çıkardılar. O TOKİ’leri bile bu insanlara layık görmediler. Şimdi Erciş halkı TOKİ’lere borçlu. Borçlu bir halk bıraktılar arkada. Erciş halkı onurlu, gururlu bir halktır biliyoruz. İşte bu onur ve gururunu 31 Mart günü sandıklara yansıtacak, iradesini ortaya koyacaktır.

Türkiye’nin durumu Erciş’e de yansımış

Sevgili halkımız, bu iktidarın Kürtlere zulümden başka, acıdan başka yoksulluktan başka reva gördüğü bir şey yok. Türkiye’nin durumu elbetteki Erciş’e de yansımış. Yoksulluğun, sefaletin, açlığın had safhada olduğu bir ülkeyi, AKP’nin 16 yıllık iktidarının son dönemlerinde bir çıkmazın içine soktuğunu biliyoruz.

Bütün Kürtleri kovuyor: Bu topraklar bizim, bizi kovmak senin haddin değil

Bugün Türkiye’nin ekonomik krizinin üzerini örtmek için her gün HDP’ye saldırıyorlar. Türkiye toplumunun, Türkiye halklarının bu ekonomik krizi görmesini engellemek için HDP’ye saldırıyorlar. Erdoğan her gün meydanlarda, mitinglerde, Eş Genel Başkanımız Sezai Temelli’nin fotoğraflarını gösteriyor. Videolarını mitinge gelen halka izletiyor. Peki ne demiş Sezai Temelli? Kürdistan demiş. Kürdistan demiş! Tayyip Bey diyor ki ‘burada Kürdistan yok. Kürdistan, Kuzey Irak’ta. Defolun Kuzey Irak’a gidin’ diyor. Bütün bunları söylerken diyor ki o ‘HDP’li Kürtler’e bunu söylüyorum, diğerleri benim kardeşim’ diyor. Bu ülkede HDP’de olmayan Kürt var mı? Yani bütün Kürtleri bu ülkeden kovuyor. Bu topraklar bizim vatanımız, bizim ülkemiz, kimsenin bizi kovmaya hakkı da yok, haddi de yok!

Kürdün hakkını savunmak için Kürt olmak şart değil, insan olmak yeterli!

Biz bu ülkede kendi kimliğimizle, kendi kültürümüzle, kendi gelenek ve göreneklerimizle, kadınlarımız, gençlerimizle, yüzyıllardır vardık ve var olmaya devam edeceğiz. Bir de Tayyip Bey yaptığı mitinglerde Sezai Başkan için ‘bu adam aynı zamanda Türk’tür. Nasıl mitinglerde böyle şey söylüyor’ diyor. Sayın Tayyip Bey, sana şunu hatırlatırız: Bir Kürdün hakkını savunmak için Kürt olmaya gerek yoktur, insan olmak yeterlidir! Çünkü biz ezilen tüm halkların yanındayız. Biz Ermeniler ezildiği zaman Ermeni olduk; Lazlar, Çerkezler ezildiği zaman Laz olduk, Çerkez olduk. Bütün halkların, ezilenlerin yanında olduk. Bunun için insan olmak yeterlidir. Bütün bunları niye yapıyorlar biliyor musunuz? Anketlerde her yerde kaybettiklerini gördükleri için yapıyorlar. İşte bunun için HDP’ye saldırıyorlar. Gece gündüz yatıyorlar, kalkıyorlar ağızlarında tek bir şey var tek bir parti var HDP! Diyorlar ki “HDP’liler terörist, HDP’liler bu ülkeyi bölecek”. 6 milyon insanı terörist olarak görüyorlar. Bu ülkeyi kimsenin vermeye niyeti yok. Kimsenin böldüğü yok bu ülkeyi! Bölen, böldüren sizsiniz, AKP’lilerdir, sizin zihniyetinizdir.

31 Mart’ta bütün bu saldırıların hesabını soracağız

Sevgili arkadaşlarım, yoldaşlarım gerçekten az kaldı. 31 Mart tarihinde sandıklarda bütün bu yaşananları, bu yapılan bize saldırıları, yapılan hakaretleri, atılan iftiraları, bütün bunların hesabını 31 Mart tarihinde sandıklarda soracağız. Hiç kimsenin kaygısı ve kuşkusu olmasın, biz kazanacağız. Vallahi de billahi de tillahi de biz kazanacağız!

Bütün kabineyi de de gönderseniz bu kentleri alamazsınız!

Şimdi Tayyip bey kazanamayacakları yerlere gelmiyormuş. Örneğin Hakkari’ye gitmeyecekmiş. Çünkü biliyormuş Hakkari’yi kazanamayacak! Örneğin Muş’a, Van’a, Ağrı’ya gitmeyecekmiş. Çünkü biliyormuş ki buraları kazanamayacakmış. Kendisi gelmediği için bakanlarını gönderiyor. Her gün bir ile bir ilçeye bakanlarını gönderiyorlar. Ama bütün kabineni de göndersen bizim illerimizi alamayacaksın!

Demirtaş ve Yüksekdağ kimyalarını bozdu!

Bizden çok korkuyorlar. Bizden HDP’den çok korkuyorlar; çünkü HDP onların kimyasını bozdu. Selahattin Demirtaş var ya! Selahattin Demirtaş! Edirne Cezaevi’ndeki Selahattin Demirtaş var ya onların kabusları olmuş, gece rüyalarına giriyor! 24 Haziran seçimlerinde her gün meydanlarda Selahattin Demirtaş’tan bahsediyordu. Şimdi de Selahattin Demirtaş’ı bir kenara bırakmış Sezai Temelli, Pervin Buldan işte HDP ve HDP’li vekiller. Şimdi de bizim üzerimizden seçim stratejisini yürütmeye çalışıyorlar ama korksunlar! Selahattin Demirtaş Edirne’de de olsa, onun yüreği buradadır, Hakkari’dedir, Erciş’tedir, Diyarbakır’dadır. Figen Yüksekdağ Kandıra’da da olsa, İdris Baluken Sincan’da da olsa, Bekir Kaya Silivri’de de olsa onların yüreği buradadır, onların yüreği sizinledir.

Cezaevinde de olsak çalışmamızı yaparız

İşte onlardan korktukları için arkadaşlarımızı rehin aldılar ve cezaevinde tutuyorlar ama biz onların bayrağı ile onların yerine de çalışma yapıyoruz. Cezaevinde de olsa yaparız biz. Her yerde halkımızın yanında siyaset yapmayı görev bildik kendimize.

Leyla Güven ve yüzlerce insan ülkenin önünü açmak için bedenini eritiyor

Cezaevlerinde binlerce yoldaşımız var. Bunların arasında 300’ün üzerinde arkadaşımız Leyla Güven ile birlikte bedenini açlık grevine yatırdı. Burada da Van Cezaevi’nde açlık grevinde olan arkadaşlarımız var. Leyla Güven’in 119’uncu günü, 119 gündür bedenini açlığa yatırdı. Bedeni her geçen gün bir mum gibi eriyen, buna rağmen asla taviz vermeyen ve kararlı bir şekilde bu açlık grevini yürüten sevgili Leyla’nın ve diğer yoldaşlarımızın tek bir talebi var. Bu talep İmralı’da Sayın Öcalan’ın aile ve avukat görüşlerinin yapılmasıdır. Tek bir talep! Bu talebi Adalet Bakanlı’ğının, AKP hükümetinin yerine getirmemesi için hiçbir sebep yok. Ancak uzun yıllardır Sayın Öcalan üzerinde mutlak bir tecrit olduğunu biliyoruz ve bu tecrit son 3 yıldır hiçbir şekilde aile ve avukat görüşlerine izin vermeyen bir tecrittir. Açlık grevindeki arkadaşlarımız “bu görüşmeler yapılsın, Adalet Bakanlığı çıkardığı yasaları yerine getirsin” diyorlar. Ama aynı zamanda bu ülkenin geleceği, barışı, demokrasisi, özgürlükleri, adaleti ve hukuku için yapıyorlar. Biz biliyoruz ki tecrit kalkarsa, bu ülkenin barışı, demokrasisi, adaleti sağlanacak ve uygulanacak. Ancak barıştan, demokrasiden korkanlar, özgürlükten korkanlar bugün tecrit uyguluyorlar. Ne pahasına olursa olsun, bizler barış ve demokrasi talebimizden, hukuk ve adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz! Biliyoruz ki bu ülkenin kurtuluşu toplumsal barıştan, demokratikleşmeden, özgürlük ve adaletten geçer. Bunu yapmak için bütün mücadeleyi yapacağız. En büyük mücadelemiz yerel seçimlerde bir kez daha iktidar olmaktır. Bunun için Erciş halkı, bu seçimlerde büyük bir kazanım ve zafer elde etmek için gece gündüz çalışalım.”

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here