Hocaefendi’ye açık mektup | MUHAMMED BURAK

57
11189
Muhterem Hocam
Ailem mütevelli olması hasebiyle dünyaya gözlerimi açtığımda, kendimi içinde bulduğum hizmet atmosferinde büyüdüm. Ruh dünyamın şekillenmesinde, bebeklikten bu yana bulunduğum hizmet ortamları ve okuduğum eserlerinizin büyük katkısı oldu. Bir çok hizmet insanı gibi ben de Allah’ı(cc) ve Efendimiz’i(sav) gerçek manada sizin sayenizde tanıdım ve sevdim diyebilirim.
Yetmişin üzerinde kitaplaştırılmış eserlerinizi, her birini en az beş defa olmak üzere pek çok kez tekrar ve tekrar okudum. İktisat eğitimi almak için gittiğim istanbul’daki ikinci senemde aldığım kendimi bu yola vakfetmeliyim kararı ile memuriyeti kafamdan silerek, ömrümün en verimli yılları diyebileceğim on yılımı gerek talebe, gerekse esnaf hizmetlerinde geçirdim o melun akşam yaşanana kadar..
15 Temmuz tiyatrosundan sonra pek çok insan gibi benim ve ailemin hayatı da altüst oldu. Babam, kardeşim ve kayınpederim tutuklandı, ikisi hala tutuklu. Esim ve benim aile fertlerimiz Hizmet’ten oldukları için hepimiz aramalar, tarassutlar ağında savrulduk ama çok şükür halimize ki, zalimin safında olmadık, Allah’a hamd ediyoruz. Sizin de dediğiniz gibi gerekirse limon satar patik örer ama zalime boyun eğmeyiz İnşallah.
Kendimi bu hizmetin çocuğu olarak tanımladığım için olsa gerek, cüretimi mazur göreceğiniz ümidiyle, size birçok hizmet insanının merak edip de edebinden yahut çeşitli nedenlerle soramadığı bazı soruları açıktan yöneltmek istiyorum.
Bu soruları açıktan yazmaktaki maksadım ise sesimi size ulaştıramama endişesi ve çaresizliği diyebilirim. Sorulara geçmeden önce belirtmek isterim ki; biz sizi; islamı, çağa uygun, doğru bir şekilde yorumladığınıza inandığımız ilkeler çerçevesinde sevdik.
Bu ilkler Kuran ve hadis ile çelişmediği ve bu açıdan eserlerinizde büyük bir tutarlılık olduğu için bugün rahatlıkla şunu diyebiliyoruz; HocaEfendi dahi bu hizmeti bırakıp gitse, biz gene eserlerden süzülen islami külli kaidelerle ve ahlaki ilkelerle hareket etmeye devam edebiliriz.
Malumunuz Türkiye’de ve dünyanın çeşitli yerlerinde harekete gönül vermiş insanlar pek çok acılar çekiyor fakat dünyada tek acı çeken grup biz değiliz, el uzatılmayı bekleyen koca bir insanlık bizi bekliyor ve insanlık yararına faydalı hizmetlerin devam etmesi gerekiyor. bamteli sohbetinizde sözünü ettiğiniz (19.11.18 Gönül Ufkunda Yolculuk)
“Fakat neylersiniz ki şeytan şimdiye kadar hemen her hayırlı işin içine bir şeyler karıştırıp kirlettiği gibi, bu meselenin içine de birşeyler karıştırdı ve o kazanlar ile ifade edilmeyecek, deryalar ile ifade edilmeyecek ümit ve emel mecmuasını kirletti.’’
‘’Çok şey düşüyor bugün Hak ve hakikate dilbeste olmuş insanlara; çok şey düşüyor.. yeniden, gönül dünyası itibarıyla bir dirilme düşüyor.. bugüne kadar yaptığı şeyleri bir kirlenme kabul ederek, o kirlenmeleri gece kalkıp Rabbi ile baş başa kalarak gözyaşlarıyla yıkamak düşüyor.. seccadeleri ıslatmakla, başını ıslak seccadelere koymakla o kirleri yıkamak iktiza ediyor.’’
’İşe başlarken arz ettim: Günümüzde içimize, yani kazanlar dolusu, ambarlar dolusu hayrın içine, nefs-i emmâre veya şeytan ya da siyasîler vasıtasıyla bir damla pislik düşünce -bir damla pislik kazanlar dolusu, ambarlar dolusu, tertemiz şeyleri, balı kaymağı berbat eder, hafizanallah.’’
Bu ifadelerden yola çıkarak, sormak istediğim sorulara geçiyorum:
1)2008 yılında, açıktan, bir milyon insan yurt dışına çıkmalı demenize rağmen, Hizmet içi bürokrasinin tüm insan kaynağını Türkiye’de tutma çabalarının farkında mıydınız?
Cemaati ne seviyeye kadar idare ediyor, yetkiyi kimlere, ne seviyede dağıtıyordunuz? 17 aralık süreci sonrası Türkiye’de hareket adına stratejik kararları kim veya kimler aldı, bu süreci kimler yönetti. Yaşanan Bylock indirtme fiyaskosunun sorumlusu veya sorumluları kim?
 2)Gelinen teknoloji itibariyle, dünyada gizli diye bir şeyin kalmadığı gerçeği de göz önünde bulundurularak, devlet bürokrasisi ve askeriyedeki hizmet insanlarına sivil abiler tarafından keyfiyet takibi veya sohbet yapma dışında talimatlar veriliyor muydu, bu oluyorsa sizin bunlardan haberiniz var mıydı?
3)90’lı yıllarda yıkılası dediğiniz, kapalı devre abilik müessesini kendi içinde güç adacıkları oluşturabilecek yapıdayken ve daha önce bünyesinden Kemalettin Özdemir gibiler çıkmış olmasına rağmen neden revize etmediniz veya dağıtmadınız?
4)Adil öksüz geçmişte ne seviyede olursa olsun askeriye abiliği yapmış biri mi? Siz tanımıyorsanız da, arkadaşlarınızdan tanıyan pek çok kişinin olduğu biliniyor, bu konuda daha geniş bir açıklama yapabilir misiniz?
5)Abilik müessesesi adeta dondu kaldı ve kendini yenileyemiyor ayrıca  bir kısım yeni istidat ve genç fikirlerin önünü tıkıyor. İçeride kaç tane daha Adil var, hangi seviyedeler, neler planlıyorlar soruları hizmet insanlarının beynini ve düşünce dünyalarını kemiren sorular.. Kafalarda bu soru işaretlerinin olduğu bir evrede hiyerarşik abilik yapısının devam etmemesi ve artık bireyin çiçek açması döneminin geldiğini düşünüyor musunuz?
6)Büyük bildiğimiz abilerimiz ne sorularımıza cevap veriyor ne de çözüm üretiyorlar. Hizmet insanlarının büyük bir çoğunluğu, artık problemer yumağı haline gelmiş bu eski sistemde çalışmak istemiyor. Bu insanlara yeni bir sistem kuracak veya yol haritası çizecek misiniz?
Muhterem Hocam, size açık mektup yazmak ve bu soruları sormaktaki maksadım safi zihinleri idlal etmek değildir.
Yeryüzü mirasçılarının vasıflarını sayarken, beşincisi olarak ifade ettiğiniz ’’hür düşünce ve hür düşünceye saygı’’ maddesine sığınarak cüretimi anlayışla karşılayacağınıza inanıyorum.
Zira yaşanan süreç ile alakalı hiçbir sorumluluğu üzerine almayan, hizmetin hatasız olduğunu düşünen, özeleştiriye kapalı bir kısım abiler, sözde sizi savunduğunu ifade etse de, isminizin arkasına saklanarak en ufak eleştiriye dahi tahammülsüz tavırları ile bilerek veya bilmeyerek size zarar veriyorlar.
Hoşgörü, diyalog, herkesi kendi konumunda kabul etme iddiaları ile çıkılan bu yolda, gelinen nokta itibari ile kendi arkadaşlarının dahi düşüncelerine tahammül edemeyen pek çok abi türedi.
Sorgulamayan, hoşgörü ve tolerans idealinden uzaklaşmış bireyler, bu görünümleri ile hareketin bir kült olduğu imajını sergilemekle aslında harekete büyük zarar veriyor.
Bu tehlikenin farkına varan bazı arkadaşların, adeta kendini siper ederek, yaptıkları bir kısım özeleştiri ve şeffaflık çağrıları etrafınızda olup sizi koruduğunu iddia eden ve bu kadar mağduriyet varken şimdi sırası değil diyen bir kısım kimselere çarparak geri dönüyor.
Kendi içinde özeleştiri yapmayan ve gerektiğinde fikir mimarını sorgulamayan grupların batı toplumlarında kült damgası yediği gibi hareketin de yaftalanmasını istemeyeceğinizden emin olarak inancımı ifade eder, saygılarımı sunarım.
Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

57 YORUMLAR

  1. Allah razı olsun.. Düşüncelerimizi çok güzel ifade etmiş kardeş. Değerli hocamızdan Rabbim ebeden razı olsun..Onun sayesinde İslamı hakiki manada anladık..

sktunç/Korucuk için bir cevap yazın İptal

Please enter your comment!
Please enter your name here