BİTTİM DİYEMEMENİN ZORLUĞU VE BİTTİ DEMENİN KOLAYLIĞI / Abdullah Tunç

1
505

Son günlerde sıkça bittim diyemeyen enelerden “Hizmet bitti” hırıltıları yükselmekte. Sığ bir bakış açısı ile Hizmet’i herhangi bir yerden satın alınan bir şey olarak görüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu ene, nefis ve şeytan mağluplarına söyleyeceğim tek şey “Hesabı öde ve çık”. Maddi, manevi alacak vereceğini kapat, helalleş ve git.

Akademik titrlerini kullanarak bu Hizmet’e her türlü eleştiriyi yapmayı kendilerinde hak görenlere de bir an önce bundan vazgeçin diyorum. Üstüne üstlük birde Mimar Sinan gibi minare eğri diyen çocuğu kırmama nezaketini de bizden bekliyorlar. İğneyi kendine batırmaktan içtinap edip ısrarla çuvaldızı Hizmet’e batırma kolaycılığına devam etmeyi de iyi niyetli görmüyorum.

Kendi bitmişliklerini, ümitsizlik ve karanlık dünyalarını kesip biçip hizmete giydirme çabaları yerine olanlara tavsiyem, “Madem bitti daha iyisini sen başlat”.

Yazdıklarınız bana bir cami imamının Hocaefendi’ye gösterilen teveccühe hasedinden “o da imam, ben de imamım” demesini hatırlattı. “Öyleyse sende onun gibi imamsan, çok değil bir yurt açtır, 40 insanı etrafına topla görelim” dendiğinde susup kalması, anlayana çok manidardır. Tarihte inşa hareketlerine destek çıkma zorluğundan kaçan, sadece dilleriyle eleştirip duran insanlar hep olmuştur. Dilleri çalışan bu insanların insanlığa kattıkları hiçbir şey de olmamıştır.

Hizmet somut adımlar atmalıydı diyen adama 1’den başlar 1000’e kadar somut adım yazabilirim. Ama bre insan yavrusu! Sen hangi somut adımı attın? Muavenette mi bulundun? Şu süreçte kimin gözyaşını sildin? desem verebileceği bir cevap da olmayacaktır.

Daha Hizmet’in güzel insanlar hareketi ve her bireyin lego parçaları gibi hizmetin birer parçası olduğundan bihabersin. Edep yahu! Hizmet sensin, benim, o. Ama tüm cümlelerine de Hizmet’in bir bireyi olarak demekten de geri durmuyorsun. Bu da sözlerine inandırıcılık, güç katmak ve bende sizdenimci bir fısıldayıştan başka bir şey değil. Yani şeytanın sağdan yaklaşması…

9 ay içerde yatan bir arkadaşımın söyledikleri ne kadar da doğru bir tespittir: “Hocam bu hizmette kötü adam yok. 30 günlük gözaltı ve 9 ay hapis sürecinde bu hareketin en az 1000 eri ile bir şekilde karşılaştım ve gerçekten çok güzel insanlarla tanıştım. Serveti giden de, kariyeri giden de, tevekkül halinde ve menkıbede anlatıldığı gibi köpeğin sahibine seslenmekte ve sabırla beklemekteler.”

Menkıbe o ya, üstadın biri yetiştirdiği talebesini medreseden mezun edip beratını vermeden önce bir soru sorar:

– Birkaç çoban köpeği üzerine saldırsa ne yaparsın?

– Taşlarım efendim.

– Sen taş buluncaya dek onlar seni paralar…

– Kaçmaya çalışırım efendim.

– Yetişirler, yakalarlar… Yavrum çobana seslensen olmaz mı? Onun bir komutuyla tüm köpekler durur.

Evet, kendisine musibet isabet eden tüm kardeşlerimin yaptıkları da bundan ibaret… Allah “dur” deyince tüm zulümler ve belalar bir anda bitecek.

Hizmet insanının “bitmek”ten anladığı “yeniden yetişmek”, “sürgün”den anladığı da “yeniden filizlenmek”tir. Toprak altında çürüyen tohuma, topraktan başını çıkarıp yetişmesini beklemeden “çürüyüp yok” oldu demek ne kadar boş bir iddia ise şu an binlerce tohumun dünyanın dört bir yanına saçıldığını görüp “bitti” demek de o kadar boş bir iddiadır. Bu insanların yetiştireceği güzel evlatlar (sürgünler) iyiliği, kardeşliği ve paylaşmayı bulundukları beldelerde insanlığa zerk edecekler. Medeniyetler çatışması iddialarını boşa çıkarıp medeniyetlerin kardeşliğini ilan edecekler.

Bu yol uzundur menzili çoktur geçidi yoktur derin çukurlar, engellemeler, şeytan, nefis ve eneler var. Bitmiş (tükenmiş) insanların altına girebileceği bir yük değil bu. Öncelikle peygamberlere, onlardan sonra da onların ümmetlerine miras kalmış bir davadır bu. Hayatının son demlerinde kefen parası denkleştirip ölümü beklememiş Eyüb El Ensarilerin, daha 20’sinde tüm dünya nimetlerini terk ederek Medine’ye hicret etmiş Musab bin Umeyrlerin ve mezarları Arap yarımadasının dışında dünyanın dört bir tarafında olan sahabelerden bizlere kadar gelmiş bir davadır bu… Bu açıdan da bu davaya bitmiş demek en hafifinden küstahlıktır. Bitmek ne demek bu dava şu an sürgün vererek devam etmektedir.

Bu davanın erleri harama bulaşmamak ve istikamet üzere olmak için verdikleri çabalardan ötürü şu an zulüm, baskı ve soykırım altındadır. Çok iyi bir konumdayken ihraç olunca gocunmadan helal rızık deyip çiğköftecilik, fırıncılık, bulaşıkçılık yapanlar bu hareketin müntesipleri, çünkü Örnekleri Kendinden Bir Hareket bu…

Mutluluk onlar için dinlerini rahat yaşayabilmek, helal rızık, muavenet ve ailesi ile bir arada olmaktan ibaret. Onların ilkesi her şart altında dahi müspet harekettir. Şu süreçte zalimleri çıldırtan da her türlü zulme rağmen Hizmet Hareketi mensuplarının müspet hareket etmeleri olmuştur. Onlar acıları paylaşarak azaltır, mutluluğu paylaşarak artırır ve her nereye ateş düşerse düşsün o ateş bu muhabbet fedailerinin ta ciğerine düşer.

Dünyaya ses soluk olacak, ruhunun ilhamlarını tüm dünya ile paylaşacak tertemiz bir nesil yetişiyor, yetişecek. Bu saflaşma sürecinde menfaatçiler, beklentisi olanlar için THE END (son, bitiş) ancak beklentisizler ve hizmet erleri için TO BE CONTINUED (devam edecek, filizleniş).

Üstadımızın dediği gibi ümitvar olacağız, çünkü her şeye tesir edebilen her şeye gücü yeten bir Rabbin kullarıyız. Devam edeceğiz çünkü bizler Hocamızın sürekli bize hatırlattığı Efendimiz’in (sav) “İsmim dünyanın her yerine ulaşacaktır” muştusunun muhatabı, gerçekleştiricisi olmak için durmayacağız. Durmak yok! İstikamet yolunda olmak (Allah bizleri yolundan ayırmasın) üzere yola devam.

Bitti sesleri yükselir köşelerden

Sordum kardeşim bu haber nerden

Nefsin kölesi olmuş enelerden

Şeytanın oyuncağı benlerden

Görürsün bin bir başak her bir türden

Bitmiş toprakta çürümüş danelerden

Bu bitmişlik sendromu neden

Sağlıkta ve sıhhatte ise beden

Elbet geçiyoruz zor günlerden

Ümidimiz Rahman, Rahim Rabbimizden

ABDULLAH TUNÇ

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here