HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK! / Halit Emre Yaman

0
1436

Bundan önceki yazımda AfSV’nin yaptığı hatırlatmaya bir katkıda bulunmak üzere Hocaefendi’nin eserlerinden alıntılar yapmıştım. 11 maddelik hatırlatmanın aslında yeni bir şey olmadığını ve Hocaefendi’yi hakkıyla okuyan ve dinleyenlerin şaşırmaması gerektiğini vurgulamıştım.

Tabiri caizse Hocaefendi, Hizmet Hareketinin hem bugünü hem de geleceği adına neredeyse söylenmedik bir şey bırakmamış ama bizler öğrenme ve araştırma cehdinden uzak olduğumuzdan farkında değiliz. Sohbetlerinde ve kitaplarında yapılan hatırlatmalardan daha fazlasını bulmak mümkün; tabi ki merak edip araştıranlar için…

Takip edebildiğim kadarıyla AfSV’nin hatırlatmasına itiraz eden olmadı. “Şimdiye kadar neredeydiniz?” ve “yetmez ama evet” değerlendirmelerine “devamını bekliyoruz” temennileri eşlik etti. Bu da gösteriyor ki Hizmet’e gönül vermiş insanların beklentileri var ve bunların ilgili kişi veya kurumlarca karşılanması gerekiyor. Yoksa yaşananlardan dolayı mağdur olmuş insanlara bir de beklentileri karşılanmayan memnuniyetsizler eklenecek.

Hangi sosyolojiyle izah edilir bilemiyorum, Türk toplumu okumaktan ziyade dinlemeyi, yazmaktan ziyade konuşmayı tercih eder. Yani düşünmek suretiyle ortaya bir ürün koymak, beyin fırtınaları yapmak gibi emek ve zaman isteyen şeyler bize göre değildir. Kimse kusura bakmasın genel olarak bu durum Hizmet’teki arkadaşlar için de geçerli…

Her ortamda Hizmet Hareketi müntesiplerinin eğitimli insanlar olduğunu savunsak da neticede bizler Anadolu bağrından çıkan insanlarız. Aldığımız eğitim, yetiştiğimiz ortam, devlet ve hükümetin insanı öncelemeyen politikalarına rağmen dünyaya bakış açımız belki birkaç basamak daha yukarıdadır.

Hal böyle olunca -tabirimi maruz görün- güdülmeye uygun bir toplumsal yapımız olduğu söylenebilir. İyi konuşan, muhatabının maddi veya manevi ihtiyaçlarını gideren ve biraz da liderlik vasfı olan herkes arkasına bir sürü insan toplayabilir.

Hitler 1930’larda imparatorluk bakiyesi olan Alman halkının bu duygusunu sömürmüş ve dünyanın başına bela olmuştur. Aynı şekilde Erdoğan da Anadolu halkının Osmanlı hayranlığını, dindarlığını ve fakirliğini kullanarak saltanatını sürdürmektedir.

Bunun bir de iyi tarafı vardır. İşte Hocaefendi’nin çizdiği perspektifle yapılan hizmetler… Aynı cümle içinde anmak istemesem de mecburum; işte Erdoğan’ın arkasından gidenler ve Hocaefendi’nin arkasından gidenler… Aynı toplumdan nasıl da bu kadar birbirine zıt insanlar yetişir, izahı ben de yok maalesef.

Hocaefendi’nin fikirlerini, Hizmet anlayışını bilmek, öğrenmek ve uygulamak için eserlerine bakmak çok kolay olduğu halde bunu şimdiye kadar pek yapmadık, bundan sonra da yapacağa benzemiyoruz. Bundan dolayı da önde bulunan büyüklerimize çok iş düşüyor.

Yazıya dökülmeyen her fikir, karar ve düşünce zamanla değişmeye mahkûmdur. Bugüne kadar yaşanan tecrübeler göstermiştir ki, suiistimal ve tevillerin önüne geçmek için Hizmet prensiplerinin herkesin anlayacağı şekilde yazılı hale getirilmesi şart. Bu açıdan AfSV’nin hatırlatması yerinde bir çalışmadır. Bundan sonra da uzun izahlar gerektirmeden kısa ve net hatırlatmalar Hizmet’in geleceği adına faydalı olacaktır. Bu kadar kolay bir işin şimdiye kadar neden yapılmadığını da merak etmiyor değilim aslında…

Bence esas zor olan şey, yazıya dökülmüş olsa da prensiplerin uygulamaya konulmasıdır.

Cuma namazından çıkan cemaat birbirine “Hoca çok ne güzel konuştu ya, bu insanlara böyle kızacaksın işte, yoksa yola gelmezler…” muhabbeti yapar durur ama kimse de söylenenleri üstüne almaz. Türk toplumunun bir gerçeğidir bu. Hocaefendi de yıllardır yazıyor, söylüyor ama en büyüğümüzden en küçüğümüze, kadınımızdan erkeğimize, profesörümüzden işçimize kadar kimse üstüne almıyor. Söylenenleri birbirimize aktarıp duruyoruz. Duyduklarımız veya okuduklarımızla biraz gaza geliyoruz ama sonra eski tas eski hamam… Hal böyleyken AfSV her hafta açıklama yapsa ne fayda?

Bu durumda insanın aklına hemen bir heyet kurulsun ve prensiplerin takibi yapılsın düşüncesi geliyor. Güzel bir düşünce ama onun da handikapları var. Bu heyet kimlerden oluşacak veya daha doğrusu bu heyetin oluşmasında kimler söz sahibi olacak? Maalesef dostlar bu konu da beni aşar…

Biraz yırtık ve cerbeze kabiliyeti olanlar bir koltuk kaptıysa ve bir de tanıdığı büyük insanlar varsa artık o insanı, o koltuktan, o makamdan uzaklaştırmak kolay değildir. Bu durum sadece devlet kurumlarında değil her yerde yaşanıyor. Evet, evet doğru düşünüyorsunuz; ne yazık ki az da olsa Hizmet’te de yaşanıyor…

Bu tip insanlar elindeki imkânları kaybetmemek için her türlü manipülasyona ve algı operasyonuna başvurur. Elbette ki bu arada kalpler kırılır, motivasyonlar sıfırlanır, verim düşer, başarısızlıklar ardı arkasına gelir ama koltuk sahibinin bütün bunlar için gerekçeleri, bahaneleri ve cevapları hazırdır. Siyasetçilere kızarız ama kendimize bakmayız…

Hizmet’in geleceği adına bu tür hatırlatmaların/açıklamaların yapılması önemli ama belirlenen prensiplerin hayata geçirilmesi ise çok daha önemlidir. İşte muhteşem kitap Kur’an ve muhteşem lider Efendimiz (sav)… Öte tarafta ise bunlardan habersiz yaşayan Müslümanların hali…

Gördüğüm kadarıyla, Hizmet Hareketi için yeni bir dönemin başladığını herkes kabul ediyor ve beklentiler oldukça yüksek. Bunun gerçekleşmesi için herkesin bu yüke omuz vermesi şart. Peki, omuz verme nasıl olacak? İşte esas üzerinde durmamız gereken nokta bu bence… Belki haddimi aşmış olacağım ama diyorum ki:

  • “Ey mezar-ı müteharrik bedbahtlar! Gelen neslin kapısında durmayın. Mezar sizi bekliyor, çekilin… Tâ ki hakikat-i İslâmiye’yi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz edecek olan nesl-i cedid gelsin!”
  • İmanımızın selâmetini ve İslâm’a hizmeti arzulayan insanlar olarak beslenme kaynaklarımızda ele alınan meselelerden müstağni kalmayalım!
  • Allah’ın rızasını kazanmak için Hizmet’in bir araç olduğunu unutmayalım ve yakîn gelinceye kadar Hizmet’i ilk tanıdığımız zamandaki aşk ve heyecanımızla küheylanlar gibi koşup duralım!
  • “Hizmet ve himmetin en küçüğü dahi mübecceldir; ama büyük himmetlere ihtiyaç hissedildiği bir yerde mini gayretler gerçek hizmete ihanettir.”
  • En güzel Hizmet amatör ruh ve profesyonel yöntemlerle yapılandır. Dünyayı bilmeyen, yeniliklere açık olmayan ve maddi-manevi kendisini yetiştirmeyenler artık gölge olmaktan vazgeçsin!
  • Her şeye rağmen Hizmet’ten ayrılmayan gönül erleri! Unutmayın bu Hizmet bizim… Nasıl ki çocuklarımızın geleceğini düşünüyoruz aynı şekilde Hizmet’e de sahip onu çıkıp geleceğe taşımalıyız. Bunun için de ortaya konmuş prensiplerimizden taviz vermemeliyiz! Tabi ki, haddimizi bilip, usûl ve üslubumuza dikkat ederek…
  • Bu yolda “bir an bela-yı dertten cüda” kalmanın mümkün olmadığını artık anladığımıza göre en kısa zamanda ah u vahı bırakıp mağdurlara sahip çıkalım.

Bilmem ki son diyeceğime katılır mısınız?

“Felek esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin,

Dönersem kahpeyim Hizmet yolunda bir azîmetten.”

HALİT EMRE YAMAN

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here