SAYIKLAMALAR 4 / SEN BİR KELEBEKSİN! / Agah Avşar

0
363

İşkence altında hücreyi saadet yuvası sayarsın nezarette; koğuşunu evim diye sayıklarsın.

Sayılı gün geçer… Bilinmezliğe müebbet ve nazlı-nazlı akmayan saatler.

Tahliye olunca her şey biter mi? Acılar diner mi? Hasretler vuslata döner mi? Ev, eski ev mi? Mahalle bıraktığın gibi kalır mı? Arkadaşların aynı insanlar mı? Yoldaşların yolda mı kaldı? Yeni bir yol mu tuttu?

Ya sen?

Sen; mahkum, mağdur, mahrum insan; Sen aynı mısın?

Takvim yaprakları Nisan dediği için inanırsın bahara…

Saat 24 olunca gün değişir kuralı rahatlatır içini, yaşıyorum sayarsın ya da sanırsın.

Hayret! Açan bir çiçek mi gördün? Nisan yağmurlarında sokaklarda mı dolaştın?

Bu halinle kelebekler gibisin… Senin birkaç saatin bir ömürdür ona; senin ömrün bir ‘an’dır dışardakine. Dışarda bir gün = bir gündür, içerde ise bir gün = bir ömürdür.

Süzülen ışığıyla, ilmelyakin ile bildiğin güneş, nöbeti florasan lambaya devredince, sessizce ölürsün.

Döngü devam eder. Tırtılların kemirdiği dut yaprağına mukabil kendini yer durursun ve kozanı ilik ilik örersin. Debelenirsin önce bilinçsizce, sonra erersin çabanın hikmetine. ‘Ve insan için ancak emeğinin karşılığı vardır’ (Necm, 39).

Kısır döngüden çıktım sanırsın, tahliye sesiyle. Önce kalp atışların başlar koşmaya…

Sen gardiyanın arkasında uygun adım marş, sürüklenirsin kapıdan kapıya. Her kapıda ayrı bir tören olur.

İlk kapıda kabuğunu bırakırsın, atmosferden çıkarken yüklerini bırakan uzay aracı gibi.

İkinci kapıda kanatlarını takarlar, bir ayna arar gözlerin… Boşunadır çaban, çünkü ne gözler senin, ne sana ait bedenin…

Üçüncü ve son kapıda gökkuşağına boyarlar kanatlarını.

Tellere takılan uçurtmalar geride kaldı… Demir soluyarak büyüttüğün siyah çiçeklerin yok artık… Arkadaşın soğuk duvar, seni sırtından vurdu hemen, başkasının sırdaşı artık…

Bak gökyüzüne, ne kadar da mavi ama o eski mavi resimlerde. Duyamazsın kuş seslerini, hepsi serçedir artık, güldüğün şakalar tarih oldu, sebepsiz ağlamalar adetin olacak.

Şaşırıp da kalacaksın… Her yer uzak, herkes yabancı.

Oysa sen yabancısın artık; aşka, insanlığın acelesine, dünyanın cezbesine. Yaşamaya da koşmaya da yabancısın.

Ama olsun kelebeksin sen artık. Gözlerin hep bir başka kelebek arayacak, yeryüzünde ömrün kısa olacak fakat özgür öleceksin, sonsuzluğa ahenkle kanat çırpacaksın…

AGAH AVŞAR

30.04.2017

Sincan T Tipi Cezaevi

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here