SAYIKLAMALAR 3 / ANLAT BAKALIM! / Agah Avşar

1
436

SAYIKLAMALAR 3 / ANLAT BAKALIM!

AGAH AVŞAR

Anlat almadan verilen nefesleri, vermeden alınan başları, ödünlerin garantisinde ödülleri, pençeleriyle para sayanları ve konuşmayı hırıltıya değişenleri…

Durma anlat;

Hayatı var, ölümü yok sayanları, veresiye gülenleri, burnu dik kör kuyuların sakinleri, heybesi dolup taşan, ateş ehli gafilleri, yüzleri kara, elleri kanlı, aceleyle yürüyenleri…

Hadi ama sesin duyulsun, susulacak zaman değil. Anlat bir bir olanları, tane tane çınla. Çöllerde cennet sayıklayanları, haksızlığa hak sözü şahit tutanları, doldu ağzına kadar testiler dolarla, Hüseyin’den kıskanılan sular, saçıldı hınçla.

Daha anlat, yoksa ben açarım bayramlık ağzımı… Sonra susturana aşk olsun.

Nereye bıraktın gölgesinden korkanları, daha şaklamadan kırbaç, baş eğenleri, kırılmazdı sopayla, taşla; nice kalp parçalandı iftirayla, azarlandı çocuklar, baba yokluğuyla, annesi sırada, esaret kuyruğunda, göz yaşının acı tuzunu süt sanan yavruları…

Dur dinlemek zor söylemekten; zamanın çıldırtıcılığına, beklemenin sancısına direnenleri, gözyaşlarında gökkuşağı doğuranları, uzayan gölgeleri, güneşsiz hücreleri, umudun ellerini, sırların gözlerini, göklere dizilen sözleri…

Sus yeter! Bugün daha fazlasını kaldıramam. Şimdi sen dinle bakalım; kardeşim.

Bir iki kelam da benden dökülsün…

 

DİNLE KARDEŞİM

Kardeşim dinle, vurma düşen şu garibe.

Tuzsuz bol yağlı yemek, tatlı niyetine üstüne bolca tekme.

Buralar soğuk, kelimeler sayılı, günler aynı, yarın bugünden önde.

Pahası biçilmemiş henüz; bekleyiş dillerde.

Bir selamı bayram sayanlar, bir mektuba değişir; ekmeğini ve de suyunu.

Dizilir sabah ve akşam,

Duruşunda esaslı bir vakar;

Sersemlemiş bakışında bir dolu hüzün.

Baş önde çıt çıkmaz gizli sözün.

Hep içine akan selleri gözün.

 

Taşıp dayanmış gırtlağa; çaresizliği esaretin

Üç öğün katıksız acı.

Batar ayaklara topuk dikenleri, kısır döngüsünde voltanın.

Yırtılır boğazlarda çığlıkların,

Susuz dikenler, kanatır kalpleri,

Dostun dilinde ihanet dikenleri.

Dinle kardeşim;

Anahtar her akşam döner iki kere

Kilitler umut kapısını

Açar düş bahçesini

Kardeşim ;

Mayası toprak, surete bakar, insan sayarız,

Aşk olur susarız, yaralanır susarız.

İçtikçe kanarız,

Düştükçe kanarız,

Büyüdükçe kanarız,

Sevgilinin bir sözüne,

Kanarız;

Ilık rüzgarlara,

Güneşin yüzüne ,

Yüzümüze gülene, kanarız.

Kış gelir, yaz gider, bahar geçer, açız özgürlüğe,

Acıkırız yarınlara , oysa bir parça ile bal gibi doyarız.

Avuyu şerbet sayarız, şükür ile doyarız.

Mide büyüdükçe kalp sıkışır;

Dünyalar yetmez, sade kan ile doyarız

 

Demirden yoğrulmuş hücre; evim.

Yuvadan uzak yavrularım yok, her yanı ayrı tuzak.

Demir yatak, demir kapı, parmaklık demir,

Soğuk duvar; birazı harç, çoğu demir.

Hücrenin de canı var; canımla beslenir

Aman vermez, her yanımı her an kemirir

 

Susar; nicedir cevap yok sorduklarıma

İster yalvar, ister söv dök belaları, bir bir say.

Susar; ne bir kelime ne bir akis,

Şarkılara hasret kulaklarıma.

Susar; içer doymaz iliklerimi, içer kanmaz kemiklerimi.

Kardeşim; nerde bulayım sevdiklerimi

Ha sabah, ha bayram sabahı,

Aynı sancı, aynı sürgün, aynı gözyaşı…

Ha çok akmış, ha dünde kalmış birazı.

Kardeşim üşüyor ayaklarım, zaman zaman ısınsa da ellerim

Hayli geçti zaman, gitti emeklerim,

Boş kaldı ellerim,

Canım çekildi, gülmüyor, gülemiyor gözlerim,

Bitti tükendi nefesim,

Hoşçakalın, gençlik heveslerim.

 

24.06.2017 / Sincan T Tipi Cezaevi

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here