10 MADDEDE “KİTAPLARLA KENDİNİ YETİŞTİRME” / Halit Emre Yaman

0
545

10 MADDEDE “KİTAPLARLA KENDİNİ YETİŞTİRME”

HALİT EMRE YAMAN

Peygamber Efendimiz’e Allah’tan gelen ilk emir “oku” olmasına rağmen bizler okumaya ve ilme önem vermeyen insanlar durumundayız maalesef.

Ülke olarak okuma alışkanlığı konusunda gelişmiş ülkelere kıyasla çok geri düzeyde olduğumuz malum. Eğitimcilerden kütüphanecilere, yazar ve yayıncılardan siyasetçilere kadar okuyan-okumayan herkes bunu biliyor ama kimse kılını kıpırdatmıyor.

Shakespeare eserlerinde 80.000, Goethe ise 50.000 civarında farklı kelime kullanmıştır. Ve bugün, herhangi bir İngiliz ve Alman öğrenci bu kitapları çok rahat anlayabilmektedir. Yani bu öğrenciler bu kadar kelimeyi biliyor. Ne yazık ki, Türkiye’de bir üniversite mezunu; yaklaşık 3.500 kelime bilmektedir. Bu kadar az bilmesinin sebebi de kitap okuma alışkanlığı kazanmaması, kitap okumamasıdır.

Japonya İkinci Dünya Savaşı’nda yerle bir olduğunda Türkiye Cumhuriyeti 22 yıllık bir devletti ve onlara göre iyi durumdaydı. Günümüzde ise Japonya, Amerika ekonomisini çökertecek duruma gelmişken bizim halimiz ortada… Bunun birçok sebebinden birisi Türkiye’de gazetelerin toplam tirajının 3 milyona bile ulaşamıyorken Japonya’da sadece bir gazetenin tirajının 12 milyon olması olabilir mi?

Kitap okumanın ne kadar ehemmiyetli olduğunu anlatan binlerce eser var. Özet mahiyetinde James Howell’in bir sözünü hatırlatıp esas konumuza geçelim: “Dünyayı yöneten, kalem, mürekkep ve kâğıttır.”

 1. ANADİLİ ÖĞRENME: Kendisini yetiştirmek isteyen kişi her şeyden önce ana dilini iyi öğrenmelidir. Bu da hem konuşma, hem okuma hem de yazma ile sağlanabilir. Farklı üsluplarla yazılmış kitapları okumak insana sahip olduğu dilin zenginliğini gösterir. Böylece insan konuşurken ve yazarken monotonluktan sıyrılır, çevresindekilere daha yararlı biri olur. Yazmak suretiyle insan güzel ve doğru cümle kurma kabiliyetini geliştirir. Unutulmamalıdır ki, insanın kıymeti dilinin altında ve kullandığı kelimelerin ucunda gizlidir; bunu açığa çıkaran şey ise söz ve yazıdır. Bunu yaparken dilbilgisi kurallarının detaylarında boğulmamak gerekir, çünkü dilbilgisi gaye değil vasıtadır; asıl olan da fikir zenginliğidir.

2. SESLİ OKUMA: Her gün, iyi bir eserden, sesli şekilde 5-10 sayfa okumak insanın hitabet ve telaffuz kabiliyetini geliştirir. Bu çalışma ile insan, sesini ve nefesini ayarlar, dilini kıvraklaştırır, güzel söz söyleme becerisini geliştirir ve dilbilgisi kurallarını uygulama imkânı bulur. Bu konuda istikrarlı olanlar çevrelerinde beğenilen ve özenilen insanlar haline gelir. İçerik itibariyle insanın zihnini zorlayan metinlerin sesli okunması anlamayı daha da kolaylaştırır.

3. EZBERLEME: İnsan zekâsını ölçen en keskin kriter; sahip olduğu kelime hazinesidir. Çünkü insanlar, kelimelerle düşünür. Bu yüzden insan ne kadar çok kelime bilirse düşünme ufku da o nispette genişler. Düşünme, fikir üretme, çözüm bulma gibi işleri yapan akıl, aynen kaslara benzer, bu faaliyetler ne kadar çok yapılırsa, insanın aklı o oranda güçlenir. Egzersiz yaptırmanın yolu da; problem çözme, kitap okuma, dinlediğini, okuduğunu yorumlama ve ezber yapmadır. Okunan kitaplarda vecize niteliğindeki cümleleri ezberlemek, insanın kelime hazinesini genişletir, konuşurken kelime bulma güçlüğü çekmez, konuşması akıcı olur ve ifade etme becerisi gelişir.

4. RANDEVU: İnsan boş zamanı değerlendirmek için kitap okumamalı, kitap okumaya vakit ayırmalıdır. Günlük, haftalık, aylık, yıllık hedefler belirlemeli ve bu hedeflere ulaşabilmek için kitapla randevulaşmak şarttır. Bir plan dâhilinde düzenli okuma yapılmazsa kitaptan verim almak mümkün olmaz. İnsan, iş hayatı, yorgunluk, aile, televizyon, internet gibi bahanelerin arkasına sığınmadan günün belli bir saatinde kitaba randevu verirse zamanla çevresi de onun bu durumunu kabullenecek ve rahatsız etmeyecektir. Yeter ki insan bu konuda iradesini kullansın…

5. YAZARLA TARTIŞMA: İnsan kitap okurken karşısında yazarı varmış gibi davranmalı ve içerikle ilgili tartışmalar yapmalıdır. Bunun için kitapta önemli görülen yerlerin altı çizilmeli, yazarın fikirlerine katıldığı veya katılmadığı yerlerin izahını yaparak işaretlemeli ve notlar almalıdır. Kitap bitirildikten birkaç gün sonra altı çizilen veya işaretlenen yerler ve alınan notlar tekrar gözden geçirilmeli. Bu şekilde yapılan tekrar ile kitaptaki bilgiler adeta hafızaya kazınmış olur.

6. MESLEKÎ OKUMALAR: İnsan hangi mesleğe sahipse, o alandaki önemli kitapları tespit etmeli, bu konuda tecrübesi olanlara danışmalıdır. Ve elbette ki o kitapları okumalıdır. Meşhur ifadeyle “Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok”. Yıllarını bir mesleğe vermiş ehil insanların ilgili konuda yazdıkları eserler ciddiyetle okunmalı ve uygulanabilecek yöntemler hayata geçirilmelidir. Başka bir ifadeyle insan mesleki bilgilerini sürekli yenileyecek ve geliştirecek kitapları okumayı hayatının merkezine koymalıdır. Çünkü insanın mesleği ne olursa olsun her gün yeni icat, keşif ve gelişmenin olduğu bu çağda bilgilerini yenilemez, fakülte yıllarındaki bilgileriyle yetinecek olursa bırakın başarılı olmayı hayata tutunması dahi imkânsızdır.

7. DİĞER OKUMALAR: İnsan sadece mesleği ile var olan bir varlık değildir. Bu yüzden dinî, sosyal ve kültürel alanda da okumalar yapmalıdır. İlgi alanı ve eğitim seviyesi, insanın okuyacağı kitapları belirleyecek unsurlardandır. Hayatı anlamlandırma, “niçin” ve “nasıl” sorularına cevap arama, genel kültürünü artırma, merakını giderme amaçlı okumalar yapılırken insan “ince eleyip, sık dokumalı”, yoğun okumalar yapmak suretiyle detaylarda boğulmamalıdır. Mesela, şiir okumayı seven bir fizikçi akımlar, aruz, çatı, kafiye gibi kavramları öğrenmeye kalkarsa bir süre sonra şiirden soğuyabilir. Bu tür detayları ansiklopedik bilgi ile sınırlandırmalıdır.

8. TAVSİYE KİTAPLAR: Hangi alanda olursa olsun okunacak kitapların listesi işin ehli olan insanlarla birlikte belirlenmeli ve belli bir sıra ile okunmalıdır. Konu ile alakalı her kitabı alıp okuma değil, aksine ilgi alanı, eğitim seviyesi ve bu okumalara ayrılacak zaman göz önüne alınarak mutlaka bir rehberle baş başa verilerek liste ve sıra oluşturulmalıdır. Liste oluşturup bir kenara çekilme de olmamalı, yeni çıkan kitaplarla liste sürekli güncellenmelidir.

9. ZIT FİKİRLER: Okunan kitaplarla insanın düşünce yapısı şekillenmiş olur. İdeolojik kamplaşma, düşünceye siyasî açıdan bakma, muhatabı etnik kimlik veya ideolojisi üzerinden tanımlama maalesef insanları birbirinden uzaklaştırır. İnsanlar genelde reddettiği, hatta düşman olduğu şahıs veya ideolojiyi, o cephedeki insanların kaleminden okumaz. Hâlbuki gerçeği arayan insan, aklını falana filana teslim etmemeli, dizini büküp, zaman ayırarak onu ondan okumalıdır. Burada insanın aklına “ya okuduğumda fikrim değişirse” gibi sorular gelebilir. Gerçeği arayan insan için bu, boş kuruntudan ibarettir. Eğer gerçek o ise, elbette ona inanmalı ve böylece yanlışından kurtulmalıdır.

10. GRUP OLUŞTURMA: İnsan okuduğu kitapta farkında olmadan bazı önemli yerleri atlamış olabilir. Bunu telafi için 5-10 kişilik grup oluşturup belli bir süre içinde aynı kitap okunabilir. Belirlenen zamanda bir araya gelen grupta herkes kitabı fiziksel ve içerik olarak kritiğini yapar. Bu çalışma ile dikkatlerden kaçan yerler görülür, yazarın düşünceleri eleştirilerek farklı yaklaşımlar sergilenir ve böylece değişik bakış açıları kazanılmış olur. Gruptaki herkesin bunu yazılı hale getirip dağıtması ile güzel bir eğitim süreci yaşanmış olur.

 

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here