Geride Bıraktıklarımız, Hala Kopamadıklarımız…

0
284

Bugün 11 Ekim Dünya Kız Günü. Benimde haberim Michelle Obama’nın instagram paylaşımıyla oldu.

Paylaşım bir video. Güne özel yazılmış bir şarkı ve eşlik eden dört kız çocuğu. Görünüşlerinin anlattığı kadarıyla Afrikalı, Güney Amerikalı, Uzak doğulu ve Orta Doğulu dört kız çocuğu.Videonun ana teması “kız çocuklarının okula gitmesinin önemi”.

Videoyu defalarca izledim. İzledikçe fark ettim ki, defalarca sebepsiz bir gülümseme ile izlememin sebebi var; ablalarım. Evet, bu video bana ablalarımı çağrıştırmıştı.

Çünkü okumak deyince, üniversite deyince aklıma ilk gelen şeydir o zamanki kız çocukları yani ablalarım. Hayatıma bir şekilde değmiş, değiştirmiş, güzelleştirmiş, kimi zaman zorlaştırmış, ufuk açmış, bazen limitler koymama sebep ablalarım…

Hepinizi seviyorum.

Hepinizi seviyorum çünkü biliyorum ki 80 sonrası kız neslin okumasında en önemli katalizör sizdiniz. Başlaması için motive ederek, devam etmesi için destek vererek.

Binlerce aile sizlere güvenerek kızlarını üniversiteye terör var demeden doğuya, şehir hayatında kaybolur demeden batıya gönderdi. Biliyorum çünkü bende o kızlardan biriyim.

Aileler kızlarını üniversiteye yazdırmaya “Orda mutlaka ablalar vardır.” diyerek yola çıktı.
“Ben başka yere güvenemem lütfen kızımın burda kalmasını kalmasını istiyorum” cümlesini ne çok kez duymuştur yurt müdürü, ev sorumlusu kız kardeşlerim.

Evini, yurt odasını paylaştığı kız kardeşi harama gitmesin diye dualar eden
Aralarındaki uhuvvet artsın diye “melekçilik” oynayan (bilenler gülümsedi bile)
Kız kardeşinde gördüğü bir durumu gönül kırmadan nasıl ifade etsem diye karnına ağrılar giren…
Tatilini, cep harçlığını, sabrını, enerjisini kız kardeşleri için gönüllü olarak veren… Ablalarım, kız kardeşlerim sizleri çok seviyorum.

(size olan sevgim bana bazı şeyleri hatırlatma gereği uyandırdı, kusurum varsa hakkınızı helal edin.)

Derdim sadece geçmişe güzellemeler yapıp ruhları kısa süre de olsa an’dan uzaklaştırarak rahatlatmak değil.

Tam aksine amacım; neredeyse üç nesil boyunca kız çocuklarının Müslüman bir coğrafyada okumalarına vesile olduğunuzu hatırlatarak, geçmişin gücünü kendi geleceğinizin bugününde ve her gününde kullanmanızı vesile olmak.

Çünkü sizin yaptıklarınız sosyolojik çapta devrim niteliğinde. Abartmıyorum; dünyada kızların eğitimini neredeyse yaşam hedefi haline getirmiş kaç kişi var?

Sizler yüz binlerce kızın okumasına bazen bisküvili pasta yaparak, bazen matematik anlatarak bazen dua ederek bazen naz çekerek bazen harcamanızdan kısıp burs vererek… ve daha binlerce değişik yolla vesile oldunuz.

Bunları şimdiki halinizden daha toy daha tecrübesiz daha eğitimsizken başardınız.
Hal böyleyken, şimdi neler yapabileceğiniz benim hayal dünyama sığmaz…

Bırakın geride kalanları, bırakın eski ünvanları, önlükleri, evleri, mutfak eşyalarını
(en önemlilerden 🙂 ), zor olsa da sevdikleri… bırakın…

Bu yükleri taşırken geleceğinizi yeniden inşa edemezsiniz çünkü.

Yüz binlerce kızın okumasına vesile oldunuz, şimdi kendinize vesile olun .
Tekrar kendiniz olduğunuzda göreceksiniz o devrimi tekrar yaşar hale geldiğinizi.

Evet, şimdi kim bilir, bu yazıyı hangi aklınıza gelmeyecek yerlerde, hangi şartlarda okuyorsunuz, dinliyorsunuz. Çok acı, biliyorum, çok acı… Geride bıraktıklarımız, hala kopamadıklarımız, zorla elimizden alınanlar, maruz bırakıldıklarımız… Yüreğimiz daralıyor…

Ama düşünün Hypatia’yı, Marie Curie’yi, Hz. Hacer’i, Katherine Johnson’ı …

ve en çok da o kızı yani diğer kız kardeşleri için (büyük ihtimalle krem renkli pardesüsüyle:) ordan oraya koşturan kendizi.

Ne yapardı bu kız kardeşlerimiz şu an bizim yerimizde olsalardı, neleri yapmamızı öğütlerlerdi?

Herhalde Hz.Hacer bize “Otur oturduğun yerde, yerden su mu çıkacak sanki?” demezdi:)

Bir yıl (ya da beş sen koy zamanı) sonraki sen kapıdan gelip sana şuandan itibaren yaptığın bir şey için teşekkür etse, bu ne olurdu?
Herhalde yapmadığın şeyleri yapmamaya devam etmen olmazdı:)

Sevgili ablalarım, kız kardeşlerim; hepinizi içinizdeki (oluşturucu, dönüştürücü, iyileştirici, geliştirici, güzelleştirici) gücü uyandırmak için öpüyorum… Sevgiyle.

Hatice Kübra

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here