Dünyanın Gönüllüleri ve Gönüller Hareketin Üyeleri, Şoktan Çıkış İçin Uzatın Ellerinizi

0
493

Şu sessiz kubbenin altında insandan eser yokmuş!

Diyorduk: “Bir buçuk milyar!” Meğer tek bir nefer yokmuş!

Bu hissiz toprağın üstünde mazlûmîne yer yokmuş!

Adalet şöyle dursun, böyle bir şeyden haber yokmuş!

Bütün boşlukmuş insanlık: Ne istersen, meğer yokmuş!  (M.Akif)

Bir asr-ı devr-i daiminde yeniden yaşanan bu dehşetli tablonun inkisarı içindeler.

“Düşmanların Gadri ve Dostların Vefasızlığı”, adeta bir şok terapi! yapmış.

Hak edilmemiş bu ağır musibeti yaşamaya mahkum edilmenin ıstırabını hissediyorlar derinden.

Onlar, bu duygular ile dramatik milletler göçüne yeni bir göç dalgası olarak eklendiler. İlahi bir sevk ile tarihi bir dönüşüm sürecinden geçiyorlar. Daha önce karşılaşmadıkları ve ani! değişimin şokunu hala üzerlerinde taşıyorlar.

Öz vatanında parya yaşamak bir tarafa, garip gurbet ellere itilmenin de hicranı var yüreklerinde.

“0” noktasına düştüler.

Kırgın, üzgün ve yorgunlar…!

Kafaları karışık, biraz gergin ve biraz da ümitsizler,

ümitsizlik kuyusuna düşmemek için çaba sarf ediyorlar,

hayallerini yeniden tüllendirme gayreti içindeler,

“bir daha o güzel günler olur mu?” endişesini taşıyorlar,

tabi ki “memleket düzelse de…”  beklentisinde olanlar da var.

Bazısı silkinmiş ve çoktan pazarın yolunu tutmuş,

Dağın ötesini görenler ise yol yapmaya başlamış bile,

Dünyanın gönüllüleri ve gönüller hareketin kutlu üyelerinin mevcut durumunu eksik-fazla resmetmeye çalıştım,

Meramım o ki, değerli abiler-ablalar; dağlar-tepeler-deryalar aşarak gelen bu kahramanların durumları yekpare değil.

Sıkıntının ağırlığına ve kaldırma kapasitesine göre de durumları farklılaşıyor.

Dünün aksiyon insanı bu gün dört duvar arasına sıkışmış,

İçlerinde travma yaşayanlar ve depresyonda olanlar var.

Oturup konuşmaya, dertleşmeye ve terapiye ihtiyaçları var.

Kutlu geleceklerini hazırlamak için profesyonel rehberliğe ihtiyaçları var.

Sözün özü: yardımınıza ve desteğinize muhtaçlar.

Kendi hallerine bırakmayın, uzatın ellerinizi!

Bunları bir ihtiyaç olarak kabul etmek  ya da etmemek…!

Güzel İnsanlar;  problemi kabul çözümü başlatır, problemi ret ise çözümü öteler.

Probleme tam zamanında ve doğru teşhis konmadığı zaman, çözüm geciktirilmiş olur. Problem büyür ve metastaz yapar. Psiko-sosyal problemler bozulmuş hücreler gibidir. Önce komşu organdan başlarlar bozmaya ve yaygınlaşırlar…!

Problemin daha çok ötelenmeye tahammülü yok.

Muhaceretin üzerinden 2 yıl geçti, fakat çözüm için (birkaç güzel örnek haricinde) önemli bir hareket yok.

….

-Bunlar zaten yapılıyor ki!.

-Görüşüyor ve ilgileniyoruz başka ne yapabiliriz ki? diyebilirsiniz.

Yapılanlar çok değerli ama yeterli değil.

Yapılan sadece haftada bir akşam ve 3 saat bir araya gelmek ise, bu onların görüşme-konuşma ve dertleşme ihtiyaçlarını kısmen karşılar ve manen onları destekler, amenna! Fakat problemlere kalıcı çözüm üretmez.

Benim “ilgilenme”den kastım farklı azizim:

Zaman, mekan ve durumlar değişti,

İnsanlar,  ihtiyaçlar ve beklentiler de değişti,

Buna rağmen, bakışlar ve bilindik klasik yöntemler değişmiyorsa,

zamanın ve durumun gereği olarak düşünce ve yetenekler de yenilenmiyor ise yeni ihtiyaçlara cevap nasıl verilecek ki?

Bu durumda “zaten ilgileniyoruz” cevabı normal değil mi?

Bu durumda farklı ve yeni bir talep biraz absürt mü olur ?

Ama olsun,

Talep arzı doğurur, bir gün bakarsınız olur.

Bunun için hep söyleyelim ve dilimize pelesenk olsun;

“Dün dünde kaldı cancağızım‚ bugün yeni şeyler söylemek lazım” (Mevlana)

Bu gün, dün yapılanların ötesinde bir şeyler yapma zamanı,

Bu zaman “daha farklı” düşünmenin zamanı,

Bu zaman “klasik-dar düşüncenin” kalıplarını kırmanın zamanı,

Bu zaman “yeni” olana kapıları açma zamanı,

Bu zaman “daha hızlı” hareket etmenin zamanı,

Bu zaman “gündelik işlere boğulmadan olayları yönetebilmenin” zamanı,

Bu zaman “daha planlı, programlı ve projeli” iş yapmanın zamanı!

Bu zaman modern dünyanın kullandığı iş bilgisi (know-how) ve başarılı tekniklerini “reddetmekten vazgeçmenin” zamanı.

Bu gün “profesyonel düşünce=para göz” takıntısından kurtulma ve “amatör ruh ile profesyonel düşünceyi” birleştirmenin zamanı,

Bu gün “kişi” yerine “kural/norm ve sistemi” inşa etmenin zamanı,

Bu gün “big man” yerine “güçlü ekipler” ile yönetmenin zamanı,

Bu gün “düşünce+aksiyon”nu birlikte yürütme zamanı,

Bu gün “bu işi en iyi biz biliyoruz-biz yapıyoruz”  büyük yanılgısından kurtulmanın zamanı!

Bu gün  “bu işi daha iyi nasıl yapabilirim” deyip yeniden öğrenmenin zamanı.

Dr. Raif BİLGEN

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here