Mehmet Ali Uludağ Röportajı 2. Bölüm; YUNANİSTAN

2
3101

Esma Hanım Yunanistan’da Kaç Ev Değiştirdi? Neden Değiştirdi?

Esma hanım tek başına ve üç çocukla dil bilmediği bir ülkede yaşam mücadelesi verdi. Çok ama çok yoruldu. Sekiz defa ev değiştirdi. Maalesef orada kalan arkadaşlarımızın genel sorunu bu. Esma Hanımda bu konuda mağdur oldu. Ya çocuklardan rahatsız oldular, ya da kiraları yükselttiler. Ama her defasında az kaldı deyip kendini motive ediyordu. Ülkede yaşadığı baskı, onun ardından bilmediği bir ülkede tek başına kalmayı, bünyesi kaldıramadı.

Oturum Aldıktan Sonra Esma Hanımın Yanına Neden Gidemediniz?

Şubat 2017 yılında oturum hakkını aldım. Ancak o kadar ısrarıma rağmen, bağlı bulunduğum Auslander Behörde’deki görevlilere derdimi anlatamadım. Aile birleşimi hakkına başvurduk. Olmazsa (Esma hanım çok zor durumda olduğu için) bana geçici seyahat belgesi vermelerini talep ettim. Hatta Yunanistan resmi makamlarınca verilen, “Bir an önce aile birlikteliği sağlanmalıdır” ibareli raporu sunmama rağmen oralı bile olmadılar. En sonunda bir daha buraya gelme dediler. Aramamı da istemiyorlardı. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Çünkü eşim gözümün önünde eriyor ve ben hiçbir şey yapamıyordum. Esma hanıma dedim ki, lanet olsun oturumu, ben geliyorum yanına ilticamı yakacağım, sakın böyle bir şey yapma burada şartlar çok ama çok zor, tamam ben yine sabrederim ama sen bunu yapma, az kaldı diyerek bu sefer de beni teskin etti.

Çocuklara Vefatı Nasıl Bildirdiniz? Onlar Nasıl Karşıladı?

Vefat olayından sonra herkes ciddi manada taşın altına elini koydu. Hemen seyahat belgesi işi çözüldü ve gittim Atina’ya. Pedagog eşliliğinde söyledik. Yıkıldılar tabi… Sonra geldik…. Ondan sonra her gün benim için ızdıraptı. Öyle söylemleri vardı ki, ciğerimi yakıyordu…oooofffff offfffff….. Anne özlemi…. Bir de bu anne Esma idi…..

Veli Said, dönem sonu karnesini alırken o kadar mutluydu ki. Aldıktan sonra yanıma geldi. Acı çok acı bir tebessümle “Baba yaaa, keşke annem de olsaydı o da görseydi beni” dedi. Yine Zümra okula başladığı gün, öğretmen bu kağıda anne ve babanız sizin hakkınızdaki görüşlerini yazsın, demesi üzerine, ağlamaklı geldi ve “ benim annem yok ki kim nasıl yazacak buraya” dedi. Daha bugün bile zümra, bayanların bulunduğu bir yere girerken çoçuğun bir tanesi “senin annen yok ki sen annelerin yanına giremezsin” dedi.  Bana iki gözü iki çeşme ağlayarak geldi ve beni de ağlattı ….

Yani bunlar her zaman yaşadığım şeyler maalesef. Bu yaşananlar çok ama çok zor bu benim için.  Bunları tek başıma göğüsleyebileceğimi sanmıyorum. Bu sorunlar, ileride benim de farklı kararlar almama sebep olacağı kanısındayım….. Rabbim, bu mahsum çocuklarımı hiçbir zaman boynu bükük bırakmasın.

Son Olarak Nasıl Görüştünüz?

O gün yani 29 Nisan. Yine ev taşınma telaşı vardı. Öğleden önce yine karabulut yüklüydü Esma hanım. Nihayet evine taşındı. Akşam üzeri aradı. Hayata bakış açısı hasebiyle hemen o kara bulutlar dağılıvermişti. Yemek yiyorlardı baya konuştuk. O mutlu olunca, dünyalar da benim oluyordu tabi ki. Biraz rahatlamıştım.

Gece sağ tarafım tutmuyor felç oldum diye mesaj çekti. Hemen aradım, sesi ilk kez farklı geliyordu, peltek konuşuyordu. Dedim yok ne felci? Hayır, ben bu anı daha önce yaşadım dedi. Dört kez tekrar etti, bunu ben bu anı daha önce yaşadım dedi. Ben de hemen iki arkadaşı aradım , (Allah razı olsun) onlarda, geç saat olmasına rağmen hemen yardıma koştular. Bu arada Esma hanımla sürekli irtibat halindeyiz. Hayatımda yaşamadığım kadar, tarifi imkansız ve büyük bir acı yaşıyordum. Çaresizliğin acısı.. Bilmiyorum kim ne kadar yaşadı bunu? Ama ben öyle bir yaşadım ki…. Eşiniz gidiyor ve siz hiçbir şey yapamıyorsunuz. Allah’ım bu nasıl bir acı nasıl bir işkence?

Nihayet arkadaşlar ulaştılar, giriş kapısı kilitliymiş, onu açtı ama aşağıdaki giriş kapısı da kilitliymiş, sürüne sürüne beşinci kattan aşağıya inmiş ve kapıyı açmış. Hemen bir arkadaşı, gözünün nuru çocuklarının yanına göndermiş. Ambulans bekliyordu aşağıda artık. Bir taraftan ambulans beklerken , bir taraftan dua ediyormuş. Yanındakilere de, abi okuyun siz okuyunca ben rahatlıyorum, demiş. Yedi  dakika uzaklıktaki hastaneden,  bir buçuk saatte, üç kez aramayla, bir ambulans geldi. Doktoru olmayan bir ambulans. O esnada Esma hanımın kimliği aklına gelmiş ve arkadaşı eve göndermiş. Resmî işlemleri bile düşünebilmiş, o esnada bile. Sonrasında diğer arkadaşa, abi gidelim artık, ben beyin kanaması geçiriyorum demiş, kendi imkanıyla sedyeyle binmiş. Başında doktor olmadığı için, bizim arkadaş yanındaymış. O zamanda duasına devam ederken, bana hayatımın en acı selamını gönderiyor. “ Mehmet’e selam söyleyin onu çok seviyorum….” sonrasında hemen bilinci kayboluyor, bir daha geri dönüş olmuyor…

Bu acının tarifi yok. Vallahi de yok billahi de yok…. Bundan sonraki tek umudum tek duam, yeni Esma vakaları yaşanmasın. Yeni evlatlar öksüz yetim kalmasın….

Meriç’ten Geçenlerin Daha Fazla Zorluk Yaşamaması Adına Yapılanları Yeterli Görüyor musunuz? Bu Konuda Tavsiyeleriniz Neler ?

Yunanistan’da hayat şartları çok zor. Hele de, bu bayan tek başına ise, bu zor şartların ağırlığı, iki kat artıyor. Burada arkadaşlara, ciddi şekilde psikolojik ve pedagojik olarak destek sağlanması lazım. Bir insanı kaybettikten sonra ah vah etmenin anlamı yok. Tribün olayları artık olmaması lazım. Efendim işte cenazeyi sağ Salim teslim ettik vs vs vs…. Peki demezler mi kardeşim ne cenazesi bu insan sapasağlamdı ne oldu buna? Neden bu kadar yoruldu bu? Neden bu kadar taşınma oldu? Bu insanlar ve çocukları için ciddi olarak ne gibi programlar yaptınız? Bu sorular bir çok şekilde sorulabilir ama işte ama…..

Şimdi bazı sesleri duyar gibiyim. Ama empati yapmak lazım. Benim çok ama çok sevdiğim çocuklarımın annesi göz göre göre ölse ne yapardım?

Buradaki insanlar çaresiz… Ölümü göze alarak gelmişler…. Sayının çokluğu ülfet oluşturmasın… Eskiden ülkede gelen her şehit haberi ile kahrolurken, sonrasında şehit sayısının artmasıyla normalleşen haberlerin, bir benzeri de burada yaşanmasın. Bunları neden söylediğimi bilinmesini isterim. Benimki benden gitti ne olur Allah aşkına. Bu insanların tamamı eğitimli insanlar. Ama  her şeyden önce insanlar. Duyguları olan, hayal kırıklıkları yaşayabilen , farklı acıları ızdırapları olan insanlar… Oradan aldığım izlenimler, hala çok ama çok sıkıntı olduğu. Bunu kim nasıl minimize edecekse bu işi o yapsın. Yoksa Allah hesabını soracak. Bunun tevili başını kuma gömmesi vs yok.

Bakın başkalarına diktatör diyor, kendimiz aynını yapıyorsak, bunlar vicdansız deyip, kendimiz bu yaşanan acıları hissetmiyorsak, Hz. Ömer deyip, bırakın koyun hesabı insanlar yıpranıyor üzülüyor kalpleri artık bu yükü kaldıramıyor da, biz hala tribünlere üçlük çektirme peşindeysek o zaman söylenecek söz bitmiştir.. Bunları kime söylüyorum derseniz, açık ve net söylenilen Kişiler. Orada bulunup ben arkadaşlara yardımcı olmak için buradayım diyenlere. Yoksa, bu konuyu enfes bir şekilde yorumlayan Harun Tokak beyin Esma hanımın vefatından sonrasındaki sözleri izlemenizi tavsiye ederim.

https://youtu.be/RLKmhTm3qRA

Mesele kesinlikle çok ciddi. Başka Esmalar yakmasın yüreğimizi… Hayatımızda yaşamadığımız şeyler yaşandı ve yaşanıyor.

Şu zihniyetten vazgeçilmeli “Şükret arkadaşım bak Türkiye’de olsan ne olacaktı. İçerde olmadığına dua et vs vs”. Peki keşke içerde olsaydım da buraya gelmeseydim derse ne olacak? Her insanın kendine göre sıkıntıları var. Herkesin derdi kendine göre büyüktür. Kimsenin acısı sıkıntısı,( Allah rızası için) küçümsenmemeli. Ev sorunu çok büyük bir sorun. Hala da birçok arkadaş bu sıkıntılarını benimle paylaşmakta. Çöz kardeşim artık şu meseleyi üç maymunu oynama ya. Adam gibi varsa bir masa vur kardeşim. Deme Türkiye’de şöyle böyle. Sen buradasın, buranın şartlarını nasıl düzeltebilirim de…

Bunları diyorsan ve yapıyorsan mesele yok, ama bir dinleyin…. Erkekleri değil bizzat herhangi görevi vs olmayan bayanlardan dinleyin…

Deniz ZENGİN

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here