Erdoğan’ın Hizmet Hareketi’ne olan bu kini neden? | FUAT BARAN

1
1140

Erdoğan’ın Hizmet Hareketi’ne olan bu kini neden?

Bu öyle bir kin ki, tüm mensuplarını öldürse bile bu kin geçmeyecek gibi duruyor.

Peki bu kinin nedeni nedir sizce?

Bu soruyu uzun zamandır kendime soruyorum ve cevabını bir kaç madde ile açıklamaya çalışacağım.

1- İtikadi bir kin ve düşmanlığı var.

Erdoğan’ın içinden çıktığı Siyasal İslamcı anlayışın öteden beri Hizmet Hareketi’ne karşı bir kin ve nefretlerinin olduklarını biliyorum.

Ortaokul ve lise döneminde İmam Hatip Lisesinde okuyordum.

Hizmet Hareketi üyesi olduğumu bilen Siyasal İslamcılar bana ve benim gibi olan arkadaşlara karşı hep bir düşmanca tavır içinde idiler.

Hatta o kadar ileri bir seviyede idi ki bu nefret, bizim arkamızda namaz bile kılmazlardı.

O kadar ki, bizim kıldığımız namazın kabul olmadığını, cuma namazına gitmemize karşı çıkar ve Türkiye’nin dar-ul harp olduğunu söylerlerdi.

Hocalarımızın içinde de siyasal islamcı çok sayıda hocamız vardı.

Bu hocaların da bize karşı tavrı hep olumsuz idiler ve bazen düşmanca idi.

Risaleleri Kur’an’dan daha fazla okuduğumuzu ve Kur’an’ın önüne geçirdiğimizi iddia ederlerdi.

Özellikle İran konusunda bizim hep soğuk durmamız ve İran’da olduğunu iddia ettikleri şeriat düzeninine övgüler düzerler ve böyle bir yönetimin mutlaka Türkiye’ye de gelmesi gerektiğini söylerlerdi.

Erdoğan’ın içinden çıktığı siyasal islamcı zihniyet ile, Bediüzzaman Said Nursi’nin temsil ettiği ve bugün Hizmet Hareketi tarafından da kabul edilen zihniyetin farklı düşünce ve anlayışta olduğu biliniyor.

Bu farklılığın düşmanlık derecesinde görülmesi Hizmet Hareketi’nde olmasa da, bunun düşmanlık noktasında siyasal islamcılarda olduğunu görüyoruz.

Siyasal İslamcılar islamı yayma işinin gerekirse şiddet ile ve Hariciye anlayışına yakın bir anlayış ile yapılacağına inanıyorlar.

Hizmet Hareketi ise, islamın yayılması meselesinde eğitimin ve islamın barışcıl yüzü ile yapılması gerektiğine inanıyor.

Bu farklılık siyasal islamcılarda, Harici anlayışın da etkisi ile, Hizmet Hareketi’ni mürted ve dinden çıkan kişiler olarak görmeye ve onlara karşı itikadi bir düşmanlığa dönmüştür.

Erdoğan da, bu anlayışta olduğundan Hizmet Hareketi’ne karşı düşmandır ve bu düşmanlığın neticesindeki mücadeleyi kutsal bir mücadele olarak görmektedir.

Erdoğan, hareketi bitirmeyi ve mensuplarına zulmetmeyi, bir dini vecibe olarak görüyor ve bunu kutsal bir mücadele olarak görüyor.

Erdoğan’ın hitap ettiği siyasal islamcı tabanı da bu anlayıştadır.

Bu nedenle, Erdoğan bugün bir ateş yakıp, bu ateşte tüm hareket mensuplarını yakacağını söylese, bu ateşe odun taşıyacak ve bunu destekleyecek milyonlar var ülkede.

Zira bunu kutsal bir iş olarak görüyorlar.

2- Şahsi Kin.

Erdoğan paranoyak ve sadist bir kişiliğe sahip.

Bu nedenle şahsına karşı yapılacak her hangi bir itiraz ve duruşa karşı hiç tahammülü yok.

Tek bilen kendisi.

Tek yetkili kendisi.

Tek güç kendisinde olmasını istiyor.

Bunun aksini yapan kim olursa olsun, anında o topluluğa ve kişiye karşı düşman oluyor ve anında işini bitirmek için mücadele ediyor.

Ve bu konuda inanılmaz bir kin sahibi ve düşmanca tavır içine giriyor.

Kendisine yapılacak en ufak bir itiraz ve karşı çıkışa tahammülü yok.

Tüm psikopat diktatörlerde olduğu gibi Erdoğan da, paranoyak ve hep bir korku ile yaşıyor.

Kimseye güvenmiyor ve bu güvensizlik duygusu ile mücadeleyi, kendisine düşman bildiklerine karşı acımasızca, kinle ve saldırgan bir tavır ile yapıyor.

Bu kini hiç geçmiyor.

Bu kini o kadar büyük ki, çocukların hapse atılması, bebeklerin nehirlerde boğulması, hamile kadınların doğumdan sonra hemen hapse atılması, hamile kadınların cezaevinde tutulması bu kinini dindirmiyor.

Bu kini o kadar gözünü kör etmiş ki, dünyanın söylediği yalanlara inanmamasını göremiyor ve bunu kabullenemiyor.

Ve bunu her ortamda, her yerde bir şekilde dile getirip, acaba bu insanlara nasıl zarar verebilirim düşüncesinde.

Saçma, sapan iddialarını en önemli yerlerde dile getirmekten geri durmuyor.

Zira öyle bir kin ki bu kin, rezil duruma düşmesi, saçmalaması veya açıkça yalan söylemesi umurunda değil.

Yeterki harekete zarar verebileyim düşüncesi ile her şeyi yapmaya hazır durumda.

Para vererek okul kapatma, cinayet, işkence, yalan, adam kaçırma, öldürme her şeyi yapabilir bunun için.

3- Erdoğan Hizmet Hareketini kendisine karşı tehdit olarak görüyor.

Erdoğan bir paranoyak.

Ve bu paranoyasının tedavisi mümkün değil.

Kimseye güvenmiyor ve korkuyor.

Hizmet Hareketi’nin yüzlerce okulunu kapattı, müesseselerini kapattı, yüzbinlerce insanı işinden etti, binlerce insanı hapse attı, binlerce insan ülkeden kaçmak zorunda kaldı.

Tüm bunlara rağmen Erdoğan hala Hizmet Hareketi’nden korkuyor ve kendisine karşı tehdit olarak görüyor.

Bu korkusunu ben, Firavun’un Mısır’da doğacak tüm erkek çocuklarından korkusuna benzetiyorum.

Erdoğan kral şuanda.

Her şeye gücü yetiyor.

Her sözü kanun.

Buna rağmen, aynen Firavun gibi korkuyor.

Doğacak erkek çocuğun, büyüyüp sonunu getireceğinden korkuyor.

Bu korkusu Firavun’u o kadar zalim yapmıştı ki, tüm erkek bebekleri katletmişti.

Yıllar sonra olacak bir tehdit bile Firavun’un uykularını kaçırması gib, Erdoğan, Türkiye’de bitirdiği Hizmet Hareketi’nin, yeniden ayağa kalkması ve tüm suçlarının cezasını ödetecek olmasından delicesine korkuyor.

Bu korkusu o kada büyük ki, bu korkusunu yenme adına ve kendisini güvende hissetme adına, tüm düşmanları ile işbirliği yapabilecek durumda ve yapıyor da.

Bu korkusu o kadar büyük ve rahatsız ediyor ki Erdoğan’ı, kendi celladının harekete biraz olsun zarar vermesi adına, kendi ipini kendi celladına verecek psikolojide.

Yeter ki bu korkusunu atlatabilsin.

Yeter ki bu korkusundan kurtulsun, ne olursa olsun.

Ülke batmış, rezil olmuş, itibarı kalmamış umurunda değil.

Bu korkusu yeterki geçsin.

Bu korkusundan dolayı, bebekleri, kadınları, yaşlıları, kim olursa olsun, gözünü kırpmadan zulmedebilir ve öldürebilir.

Şundan emin olun, Erdoğan eğer Hitler zamanında yaşasaydı Hitler’in yaptıklarını yapardı harekete.

Erdoğan Firavun zamanında yaşasaydı, Firavun’un yaptığını yapardı.

4- Hizmet Hareketi Erdoğan’ın gerçek yüzünü ortaya çıkardı.

17-25 aralık operasyonunu namuslu polisler yaptı.

Bu polislerin hareket ile irtibatlı olduklarını düşünmüyorum.

Olanlar da vardır elbet ama çoğunlukla bu operasyonu, namuslu ve haysiyetli insanlar yaptılar.

Bir cemaat aidiyetinden uzak, kendi işlerini yaptılar.

Bu operasyon, kendisini halife olarak göstermeye çalışan Erdoğan’ın gerçek yüzünün ortaya çıkmasına neden oldu.

Erdoğan’ın bu yüzünü yıllarca çok ustaca gizledi.

Fakat bu operasyon ve sonrasında ABD’de açılan Zarrap davası ve gelecek olan yeni davalar, hem Türkiye, hem dünyada Erdoğan’ın gerçek yüzünün ortaya çıkmasına neden oldu.

Dindar, namuslu Erdoğan profili yerle bir oldu bu operasyonlar ile.

Ve bu hasarın telefisi yok.

Erdoğan’ın harekete olan kininin en büyük sebeplerinden biri de, işte bu yüzünü ortaya çıkarmış olmasıdır.

Diktatörler ve zalimler tek millet.

İsimleri ve zamanları farklı sadece.

Ve şundan da emin olun.

Tarihte zalimler ve diktatörlerin sonu ne oldu ise, Erdoğan’ın sonu da o şekilde olacak.

Bize düşen, sabretmek, sabrederken aksiyon içinde mücadele etmek ve bu zulümden en az hasarla çıkmak için, hem kendimizi, hem ailemizi, hem dostlarımızı, hem kardeşlerimizi korumaya çalışmaktır.

Korkan O.

Rahat olan biziz.

Kaybedecek olan O.

Öyle yada böyle kaybedecek, hiç şüpheniz olmasın.

 

FUAT BARAN

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here