Hizmet Hareketi ve Şeffaflık | FUAT BARAN

4
1053

Şeffaflık; kararların, kurallar ve düzenlemeler doğrultusunda alınması ve uygulanması, alınan kararlardan etkileneceklerin bilgiye erişiminin sağlanması ve bu bilginin de ulaşılabilir, anlaşılır ve somut olması prensibidir.

Uluslararası şeffaflık derneğinin şeffaflık tanımı bu.

Şeffaflık, çağımızın yükselen ve engellenemez değeri.

İletişim çağının bu kadar geliştiği, hemen hemen herkesin düşüncelerini sosyal medyadan paylaştığı ve dünyanın bir köy haline geldiği ortamda şeffafiyetin olmaması yada buna karşı durmak anlamsız ve boş bir çabadır.

Şeffafiyet aslında bir değerdir ve olması gereken bir durumdur.

Şeffafiyet, kurumların veya insanların kendilerine olan güvenin de bir göstergesidir.

Bir kurum yada topluluk, kendisinden ne kadar emin ise ve ne kadar kendisine güveniyorsa, o kadar şeffaf olur ve şeffaflıktan korkmaz.

Zira şeffafiyetin olmadığı veya şeffaflıktan korkular yerlerde, yolunda gitmeyen bir durum, gizlenmek istenen eylemler, bilinmesi istenmeyen durumlar vardır demektir.

Bu nedenle, şeffafiyet, bir zorunluluk olarak değil, olması gereken bir durum ve değer olarak kabul edilmelidir.

Şeffafifet ile beraber, şeffaf olan yapılarda ortaya çıkan bazı özellikler vardır.

Bunlar, kendisine güvenme, hesap vermeden korkmama, kişilere de sorumluluk verme ve bu sorumluluk duygusunun aşılanması ile beraber ortaya çıkan, gurup içerisindeki kişilerin de yapılan işe sahip çıkma ve insiyatif almadır.

Şeffafiyetin olmadığı veya şeffaflıktan korkulan sistemlerde genellikle, bazı şeyleri gizleme ve bu gizlilik içerisinde bazı şeyleri kontorol etme, kontrol edilen şeyler üzerinden hakimiyet kurma amaçları yatar.

Ve bu durumdan dolayı, insanların olaylara katılımı ve fikir beyan etmesine sınırlandırma getirilir ve bu durum insanların iş ne kadar değerli ve önemli olursa olsun, insanların katılımının önüne geçer.

Bu durum, içinde yaşadığımız zamanın ruhuna ve şartlarına uymayan ve mutlaka bir yerde patlak verecek ve bu patlama ile bunu yapmaya çalışan sisteme ve topluluğa daha da zarar verecek sonuçları olacaktır.

Şeffaflık, sadece yönetimsel şeffafiyet değil, aynı zamanda mali işler içinde olması gereken bir durumdur.

Mali olarak şeffafiyetin olmadığı hiç bir yapı, tam güven veremez dünyaya.

Ve mali olarak şeffafiyetin olmadığı her düzende, mutlaka yolsuzluk, hırsızlık ve adam kayırma olur.

Hizmet Hareketi, şu an dünyada en fazla hakkında konuşulan sosyal harekettir.

Bu durum kendisi için hem bir avantajdır, hem de sorumlulukları artmış olamasından ve merceklerin üzerine çevrilmesinden bir bakıma bir dezavantajdır.

Hareketin şeffafiyet konusundaki tavrı ve duruşu geleceği adına sonuç belirleyecek önemli bir konudur.

Hizmet Hareketi hakkında yazdığım bazı eleştirel yazılara gelen tepkilerde, çözüme yönelik tekliflerin olmadığı konusuda yazmadığım ifade edildi.

Bu yazı ile başlayacak olan yazı dizisinde, daha önce ifade ettiğim konu başlıklarını detaylıca yazıp, kendi anlayışım ve düşünce sistematiğim içerisinde bu eleştirilen konular hakkında çözüm önerilerimi ifade etmeye çalışacağım.

Yukarıda açıklamaya çalıştığım şeffafiyet meselesi, hareket hakkında hem benim , hem de diğer bir çok insanın da eleştirdiği bir konu olması nedeniyle bu başlık ile başlamak istedim.

İnsan bilmediğine düşmandır.

Ve insan bildiği oranda guruplara, insanlara ve topluluklara inanır, korkmaz ve önyargılı olmaz.

Şeffaf olmama, bilmenin önündeki en büyük engeldir.

Şimdi isterseniz yukarıda açıklamaya çalıştığım hususları başlıklar halinde açıklayarak, bu konu hakkındaki çözüm önerilerimi sizlerle paylaşayım.

1- Yönetimsel Şeffafiyet.

Hizmet Hareketi katı kuralları olan hiyerarşik bir yönetim ile yönetiliyor.

Katı olması şahıslardan değil, hareket mensuplarındaki, makamı kutsama ve bununla makam sahiplerine verilen kutsiyet anlayışından ileri geliyor.

Hareketin tüm makamlarına genel olarak verilen ad olan “abilik makamı” kutsallaştırıldı.

Öyleki, makama kim gelirse gelsin, o şahsın hatasız, yanlışsız olduğu anlayışı hakim oldu.

Bu anlayış nedeniyle ne şeffafiyet ne de hesap sorma ve denetim mekanizması işleyemez durumdaydı.

Bunun ortadan kaldırılması lazım.

Bunun yapılması için bir kaç öneri:

  • Yönetimin tümden şeffaf olması.
  • Karar vericiler ile kararları uygulamaya geçiren ve bunun için resmi olarak imza, anlaşma gibi eylemleri yapan kişilerin net olması, isim isim, konum ve görevlerinin belli olması. Harekette çokça olan, kararları verenler ve imzalar attıranların, işler sarpa sardığında başka yerlere tayinlerinin çıkması ile, o imzayı atan kişilerin başlarının ağrıması, yasal problemler yaşamalarının önüne geçmek için bu garabetin mutlaka halledilmesi lazım.
  • Yöneticilerin görevleri, görev sınırları, adları tümüyle resmi kayıt altında olması ve bu bilgilerin halka açık olması.
  • Yönetici veya çalışan alımında üstten gelen emirler ile değil, kurulan yönetim kurulunun onayı ve istekleri doğrultusunda yapılması.
  • Mutlaka ama mutlaka, yöneticilerin görev tanımlarının yapılması, yetki ve sorumluluklarının net olarak yazılması ve bunun anlaşılır olması.
  • Çalışanların haklarını bilmeleri ve bu haklarının yazılı bir metin olarak herkes tarafından bilinmesi.
  • Karar alma mekanizmalarında katılımın arttırılması ve bu bilgilere ulaşımın açık olması.
  • Kararların yukarıdan aşağı olarak emir şeklinde değil, yukarından teklif olarak gelmesi, bu tekliflerin, aşağıdan gelecek görüş, itiraz ve öneriler göz önüne alınarak uygulanması veya uygulanmaması.
  • Kurumların yazılı kural, tüzük ve kaideler ile kurumsallaşması.
  • Kurumların, çalışanlarına yatırım yapması. Çalışanların kendilerini yetiştirmesi adına yapmak istedikleri master, doktora vb. isteklerine karşı çıkmamalı, tam aksine bunlar teşvik edilmeli.
  • Kurumlarda çalışanların sosyal hakları, hangi ülkede yaşanıyorsa, o ülkenin kanunlarına göre verilmelidir. Bu konuda ayrıcalıklar, adam kayırmalar olmamalı.
  • Kurumlarda sistem, performans bazlı olmalı ve bu performansa göre, ceza ve mükafatlandırmalar olmalıdır. Hizmet Hareketi kurumlarında çalışanlar, bu anlayışın olmamasından dolayı yer yer işlerini savsaklama, yer yer özen göstermeme içine girebiliyorlar. Kimsenin çalışma garantisi olmadan, yapılan işe verilen ehemmiyet, işinde başarı, işindeki disipline göre değerlendirmeler yapılması gerekir.
  • Kademe atlama ve yükselme gibi olaylarda, bu performansların göz önüne alınması.

2- Finasal Şeffafiyet.

Para konusu her işletme, toplum ve insanın kendi bireysel hayatında olduğu gibi, Hizmet Hareketi’nde de çok önemli ve tehlikeli bir konudur.

Paranın yönetimi ve yönetimin denetlenmesi konusunda, tüm cemaat ve tarikatler gibi, Hizmet Hareketi de, hep güven üzerine hareket etmiştir.

Paranın kontrolü ve takibi konusunda kayıt altına alma, belgelendirme, resmiyete dökme gibi işlere çok fazla ehemmiyet verilmezdi.

Parayı kontrol eden ve genellikle ilahiyatçı olan abilere karşı sonsuz güvenin olması ve onların; zaafları olmayan, mükemmel, hatasız insanlar olduğu anlayışından dolayı, paranın nereye harcandığı, nerelere harcanmadığı, nereye gittiği, nerelere gitmediği konusunda bir kayıt ve denetim mekanizması genellikle olmamıştır.

Bu konu suistimale açık ve eminim sular durulduğunda ortaya çıkacak bazı gerçekler ile ne kadar suistimal edilidği ortaya çıkacaktır.

Parasal konulardaki şeffafiyet, hareketin geleceğini tayin edecek en önemli mesele olacaktır.

Zira paranın kontrolünde yapılacak ve yapılmış olan usulsüzlükler ve yasal olmayan işlemler, özellikle yabancı ülkelerde eninde sonunda karşınıza çıkar.

Finansal olarak şeffaf olmayan ve bu konuda isteksiz davranan herkes ve her kurum ve topluluk; gizli, saklı, kanunlara ve insani değerlere uygun olmayan uygulama ve eylemler içerisinde görüntüsü verir.

Finansal şeffafiyet konusu, topluluğun kendisine inancı, güveni konusunda en önemli göstergedir.

Ve bu konuda ne kadar şeffaf olunur ve açık olunursa, o kadar insanlara güven verirsiniz ve size karşı önyargılar yok olur.

Bu konuda bazı tavsiyeleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Parasal konuların tümden şeffaf olması
  • Yardımların, sadakaların, himmetlerin, zekatların vb. tüm yardımların resmi kayıt altına alınması.
  • Paranın yönetimi “abi ve imamlardan” alınıp esnafların içinden kurulacak mali heyetlere devredilmesi.
  • Paranın kullanımı konusundaki tüm kararların heyetler ve halkın bilgisi dahilinde yapılarak, kayıt edilmesi ve kayıtların herkese açık şekilde yayınlanması.
  • Yazılı bir metin hazırlanması. Bu metine ister kurallar deyin, ister tüzük deyin ne derseniz deyin, bu yazılı kuralları herkesin bilmesi ve bu kurallara göre harcama ve icraatlerin yapılması.
  • Mutlaka bir denetim mekanizmasının olması ve bu denetimlerin yıllık olarak yapılması.
  • Finansal konularda denetimin mümkünse yabancı, yani hareket içinden olmayan kişilerce yapılması. Bu konuda bir çok şirket bulunup, bu şirketlerin denetiminde bu işlerin yapılması.
  • Açılım, büyüme, kredi kullanma vb. Işlerden önce, bu kararların mutlaka heyete danışılması, heyetin kararına göre hareket edilmesi. Heyetin ve hareket mensuplarının oluru olmadan asla böyle adımların atılmaması.

Bu konu hakkında hareketin güzel ve ciddi bazı adımlar attığını biliyorum.

Umarım bu adımlar daha da artarak devam eder ve sadece kağıt üzerinde kalmayıp, kararlılıkla hayata geçer.

 

FUAT BARAN

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here