24 Haziran Seçimleri ve boş beklentiler

1
1513

 

Erdoğan’ın kazanması gerekiyordu ve kazandı.

Kazanamama durumunda anayasaya ihanet, yolsuzluk, hırsızlık, 15 Temmuz, Suriye gibi birçok suçtan “çete reisi” olarak yargılanacak ve belki de bir daha gün yüzü göremeyecekti.

Erken seçim operasyonu ile ekonomik kriz ve ardından gelecek olan kaos bir süre ertelenmiş oldu.

AKP’liler, Erdoğan’ın kazanamayacağı seçime gitmeyeceğini söyleyerek oylarını konsolide ettiler.

Kazanmak için MHP ve BBP ile ittifak kurdu, oy verme sisteminde değişiklikler yaptı.

Seçim arefesinde Osmanlı’yı yıkan ve bu topraklardan elini hiç çekmeyen İngiltere’de 3 gün kaldı.

Her türlü manipülasyonu engelleyecek şekilde seçim sonuçlarını doğru bir şekilde veren Cihan Haber Ajansı çok daha önceden kapatılmıştı zaten. Tıpkı diğer ayak bağları gibi!…

Muhalefeti zor bırakacak operasyonlar yaptı ama her seferinde muhalefet bunların üstesinden geldi. Ayrıca muhalifler Akşener’le birlikte ona diş geçirebilecek Muharrem İnce gibi bir rakip bile çıkardı.

Muhalifler sahaya indi, taraftarlar canla-başla çalıştı. Önceki seçimlerde görülmeyen bir gayretle çalıştılar, umutlar yeşerdi.

Oylar sayılırken AKP sözcüsü açıklamasını “üzerine korku sinmiş bir beden dili” yaparken tehditler savurmaktan kaçınmadı. İlk açıklamasında Erdoğan’ın beden dili de farklı değildi.

8 Temmuz’da tekrar seçime gidileceğine dair emareler belirmişti.

Ama her şey bir mesajla değişti.

“Adam kazandı” mesajıyla muhalif televizyon kanalları seçim yayınını bitirdi, 1 saat önce “önde gidiyoruz” diyen CHP sözcüsü mağlubiyeti kabul etti.

YSK’nın önüne polis barikat kurdu ve “binlerce avukatı oraya davet eden” de  “oradan jiletle kazınacağını” iddia eden ortadan kayboldu.

Ve yapılmayacağı duyurulan “balkon konuşması” için Erdoğan Ankara’ya gitti. Yani yine “atı alıp Üsküdar’ı geçti”.

Muhalefetin seçim sonuçlarını usulca kabul etmesi ile dünyaya “Türkiye demokrasi ile yönetiliyor” mesajı da verilmiş oldu.

Bütün bunlardan sonra “normal şartlarda seçime gidilseydi…” muhabbeti yapmak abesle iştigal olsa gerek.

Erdoğan her seçimde olduğu gibi yine “az farkla” kazandı. Ortadoğu diktatörlerinin %90’lık oranlarla seçimleri kazanmasından ders almışa benziyor veya koyunları ürkütmemeyi tercih ediyor.

Sonuçta Erdoğan istediğini alırken hiçbir çalışma yapmayan MHP, kendi içinden çıkan İyi Parti’ye rağmen oylarını korudu ve CHP yine kaybetti.

Kaybeden sadece CHP mi?

Millet olarak, ülke olarak hep birlikte kaybettik ve daha da kaybedeceğiz…

Biraz araştırınca gencinden yaşlısına, siyasetçisinden işadamına, sağcısından solcusuna, işçisinden memuruna kadar “Herkes biliyor geminin su aldığını, herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu…”

Erdoğan’ın 16 yılda Türkiye’yi getirdiği durum ortada. Elinde sihirli değnek olsa bırakın ekonomiyi düzeltmeyi, halkı kandırmak ve kurduğu düzeni devam ettirmek için kullanır.

Savaşta ölen siviller için Hitler “bu onların tercihiydi, bizi onlar seçti, elbette ölecekler” demişti. Türkiye’de yaşayanlar için bu sözlerin söyleneceği zaman hiç de uzak değil.

Stockholm sendromu değil yaşadığımız. Bambaşka bir şey…

Hiç sorgulamadan Diriliş Ertuğrul, Filistin-İsrail, Afrin, makarna, kömür, dış güçler ve daha neler nelere tav oldu koca millet.

Celladına âşık olmuşsa bir millet

İster ezan ister çan dinlet

İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet

Müstahaktır ona her türlü zillet (Ömer Hayyam)

Maalesef başta siyasetçiler olmak üzere toplumda dik durabilecek karakterli insan da yok artık…

Ahmet Turan Alkan gibi “boğazımı kesen bıçağı yalamam” diyen gazeteci kalmadı… Kermes için sarma sarıp mantı yapma suçundan hapse giren ama geri adım atmayan ablalar yok artık… Öğrencisi için gece-gündüz demeden çalışan öğretmenler ya hapiste ya mezarda… 40’ta 1 zekâtı az görüp himmetle coşan işadamı kalmadı Türkiye’de…

Neyse ki artık kek, çay ve internetin olacağı kıraathanelerimiz olacak. Ya o da olmasaydı?

Erdoğan hiç mi kaybetmeyecek veya hep “tek adam” olarak mı kalacak? Küfür devam eder ama zulüm devam etmez. Allah’ın muradını bilemeyiz. Erdoğan’ın sonunun ne zaman nasıl olacağını bekleyip göreceğiz.

Hizmet Hareketi mensupları olarak daha önce farklı şekillerde hep Erdoğan’ın gideceğine dair haberler duyduk, hatta bazen tarih verenler oldu. Zamanı gelip de beklenen olmayınca da inkisar yaşadık, sonra da teselli adına tevillere gittik.

Hocaefendi’nin uyarılarına rağmen tedbir almadık ve doğduğumuz topraklarda düşmanlaştırıldık. Böyle bir ortamda Erdoğan’dan başkası seçilse bile eski günlere hemen dönmemiz mümkün değil.

Bu durumda yapılacak şey belli; günlük siyasetten uzak durup ona mefkûremizin belirlediği ölçüde değer vermek ve asıl işimize bakmak. Bugünlerde neler yapılması gerektiğini de herkes biliyor…

Erken seçim kararı alındığından beri her yazımın sonunda kullandığım Stalin’e ait cümleyi son bir kez daha kullanmama müsaade edin… “Seçim sonuçlarını oy verenler değil, oyları sayanlar belirler” ve nitekim öyle oldu.

 

HALİT EMRE YAMAN

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here