Seçimler..| FUAT BARAN

0
1012

Hayat bir seçimler manzumesi.

Anne karnına düştüğümüz andan itibaren seçimler bizi takip ediyor.

Kız mı, erkek mi?

Sağlıklı mı, sağlıksız mı?

Ve bir çok seçim sonucunda hayata geliyoruz.

Bu seçimleri bazen biz yapıyoruz, bazen seçilen sonuca göre yaşıyoruz.

Doğduktan sonra da bu seçimler devam ediyor.

Her seçim, bizi başka bir seçimin kucağına bırakıyor.

Ve bu şekilde devam ediyor.

İnsanların kendi kişisel hayatlarında seçimler yapması gibi, insanlardan teşekkül eden toplumlarda seçimler ile hayatlarına devam eder.

Ve her toplum da, kendi seçimlerinin sonuçları ile yaşarlar.

Bu bazen olumlu ve doğru tercihler olur, bazen de sonuçları ağır ve yanlış seçimler olur.

Sonuç ne olursa olsun, insan tercihlerinin ve seçimlerin çocuğudur.

Ülke olarak bu halk bir tercihde bulundu.

Aslında bu seçimini 2013 yılından itibaren başlayan süreçte yaptı.

Üstadın 3. sözde dediği gibi:

Bir vakit iki asker, uzak bir şehre gitmek için emir alıyorlar. Beraber giderler, tâ yol ikileşir. Bir adam orada bulunur, onlara der: “Şu sağdaki yol, hiç zararı olmamakla beraber, onda giden yolculardan ondan dokuzu büyük kâr ve rahat görür. Soldaki yol ise menfaati olmamakla beraber, on yolcusundan dokuzu zarar görür. Hem ikisi, kısa ve uzunlukta birdirler. Yalnız bir fark var ki intizamsız, hükûmetsiz olan sol yolun yolcusu çantasız, silahsız gider. Zahirî bir hiffet, yalancı bir rahatlık görür. İntizam-ı askerî altındaki sağ yolun yolcusu ise mugaddi hülâsalardan dolu dört okkalık bir çanta ve her adüvvü alt ve mağlup edecek iki kıyyelik bir mükemmel mîrî silahı taşımaya mecburdur.”

Türk halkı, 17-25 aralık sonrasında bu yol çatalına geldi.

Bir tarafta, doğru olsa da, bedel ödeyeceği ve yükünün ağır olduğu bir yol vardı.

Diğer tarafta, yanlış da olsa, bedel ödemeden, gayet kolayca kendini kandırarak gideceği bir yol vardı.

Türk halkı kolay olan yolu seçti.

Suçlu hazır, kazanım çok, bedel ödemeyecek, yolda devam kararı aldı.

24 haziran seçimlerinin sonucu, bu seçimin son basamağıdır.

24 haziran seçiminden farklı bir sonuç beklenilmemesi gerektiğini her defasında yazdım ve konuştum.

Türk halkı tek adam ve diktatörlüğü seçti ve bunun olması lazımdı.

Ve 24 haziran da bu resmen oldu.

Türkiye artık, anayasal diktatörlükle idare edilen bir ülkedir.

Erdoğan yaşadığı sürece, çok farklı bir yoldan indirilmediği müddetçe ölene kadar Türkiye’nin başındadır.

Türk halkı bu tercihi yapmıştır ve bununla yaşayacaktır.

Bunun bir bedeli varsa, bunu da tüm ülke ödeyecektir yaşayarak.

Kendi adıma, bu süreç ile ben de bir tercih yaptım.

Nerde duracaksın ve nasıl tavır alacaksın?

Nerde duracağım konusunda,vicdanım, imanım, inandıklarım, okuduklarım ve yaşadıklarım belirleyici oldu.

Hizmet Hareketi dediğimiz, benim ise, insanın kendisine, yani öncelikle kendisinin iyi bir insan olması konusunda kendine hizmet etmesi, sonra tümden iyi insanlar dünyası olması adına insanlığa hizmet etmesi olarak anladığım ve tanımladığım bu hareket içerisinde duruşumu koruma tercihinde bulundum.

Bu seçimimden hiç bir zaman pişman olmadım.

Hizmet Hareketi bir araç benim için, amacı Allah’ın rızasını kazanma ve insanlığa hizmet etme.

Ne hareketi kutsadım, ne eleştirilemez ilan ettim.

Yolu kutsamıyorum, yolun gideceği hedefi kutsuyorum.

Bu nedenle, bildiğim yoldan asla geri durmadım.

Allah tercihlerimizde bizi yanıltmasın.

Türk siyaseti hakkında uzun süredir yazı yazmıyorum, zira gereksiz görüyorum.

Yazılarım genellikle hareket hakkında.

Ve hareketin de artık bir seçim yapma zamanının geldiğini her defasında dillendirdim.

Hareketin de önünde iki yol var.

Ya kolay ve risksiz gördüğü yolda yürüyerek giderek küçülecek.

Ya zor ve meşakkatli bir yolu tercih ederek, değişecek ve büyüyecek.

Şunu net olarak söylüyorum.

Hareket tercihini ne şekil yaparsa yapsın, benim amaç ve duygu olarak Hizmet denilince anladığım anlayış ve düşüncelerimden taviz vermek gibi bir niyetim yok.

Şuanki anlayışı ile devam eden hareket, ben ve benim gibi düşünenleri dışlasa da, fitneci ilan etse de, doğruluğuna inandığım, adı ister Hizmet Hareketi olsun, ister başka bir şey olsun, bu inanç ve anlayış ile hayatıma devam etme kararındayım.

Doğru bir tanedir, ama doğruya giden yollar yüzlercedir.

Başta da dediğim gibi, yolu kutsamam, yolun gittiği amacı kutsarım.

Bu amaçta sapma olmadıkça, ha bu yoldan gitmişim, ha başka yoldan çok da önemsemiyorum.

İnsan bazen hedefe, anayollardan gider, bazen patikalardan gider.

Eğer patikalardan gitmek varsa, madem gideceğimiz yer doğru, önemli değil.

Varsın dikenli, çukurlu patikalardan gidelim.

Seçim sonuçlarından sonra, gerek Türkiye’de, gerekse dünya genelinde insanların ümitsizliğe düşmemelerini ve doğru bildikleri yolda kendilerine yeni yollar aramalarını tavsiye ederim.

15 yıl bu hareketin içinde insanlara sohbet etme imkanım oldu.

Her başladığım sohbette, ilk okuduğum yer hep Birinci Söz olmuştur.

Bismillah de, bu kainatın sahibinin himayesine gir.

O sana sahip çıkacaktır, o seni koruyacaktır.

Yeter ki hedefin ve amacın doğru olsun.

Sana başkalarının ne dediğinden daha önemli olan, senin kendine ne dediğindir.

Neye inanıyorsun?

Kime güveniyorsun?

Hayat felsefemi iki cümle ile açıkladım hep.

Kimseden bir şey bekleme.

Herkesten herşeyi bekle.

Bu anlayışla.

Madem Allah var,

Madem Allah herşeyi görüyor ve biliyor.

Madem Allah halimizi biliyor.

Dün olduğu gibi, yazmaya, konuşmaya, mücadeleye devam.

Biz işimizi yapalım, Allah verir yada vermez, o Allah’ın bileceği şey.

Biz versin diye yapmıyoruz ki, yapmamız gerektiği için yapıyoruz.

Eleştiriyorsak da, övüyorsak da, yazıyorsak da, susuyorsak da, yapmamız gerektiği için yapıyoruz.

Sonuç ne olur umurumda değil.

Umurumda olan tek şey, yaptığım seçimin arkasında duruyor muyum, ve bu seçimi yaparken hangi niyet ve amaçla yaptığımdır.

Vicdanınıza sorun,

Seçiminizin doğru olduğuna inanıyorsanız devam edin derim.

Muhabbetle.

FUAT BARAN

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here