Hizmet Hareketi tercihini nasıl yapacak? | FUAT BARAN

5
1182

Türkiye seçime gidiyor.

Türkiye’nin geleceği açısından önemli bir seçim olacak 24 haziranda.

Bu seçimin sonucu ne olur bilmiyorum ama bildiğim bir şey var, o da, seçimi kaybetmeyecek Erdoğan.

Hep dediğim gibi, diktatörler seçimle gelirler ama seçimle gitmezler.

Erdoğan erken seçim kararını aldığında, bu seçimi kazanacağına, yada kazanma adına herşeyi yapacağına hazır olduğuna emin olmuştur ki, seçim kararını almıştır.

Yoksa böyle bir riske asla girmezdi.

Sizinle bugün konuşmak istediğim konu bu seçimler değil.

Sizinle konuşmak istediğim seçim, Hizmet Hareketi’nin nasıl bir seçim yapacağı ve bunun sonuçlarının neler olabileceği konusudur.

Hizmet Hareketi, Türkiye’deki seçimleri kim kazanırsa kazansın, ezilmeye ve horlanmaya devam edecektir.

Bunun dozajı belki Erdoğan haricinde biri seçilirse azalabilir ama çok ciddi bir değişikliğin olacağına inanmıyorum.

Hizmet Hareketi için bu seçimlerden daha önemli ve hayati bir seçim var.

Bu da, hareketin geleceğe doğru nasıl bir tercihte yapacağı seçimidir.

Hizmet Hareketi’ne baktığım zaman, hareketin tam ortadan ikiye bölündüğünü görüyorum.

Bu bölünmeyi görmemek için kör olmak lazım.

Bundan iki yıl önce böyle bir bölünmenin tehlikesinden bahsetmiştim bir yazımda ve bu bölünmenin olmamasının, hareketin karar alma mekanizmasında etkin olan kişilerin elinde olduğunu dile getirmiştim.

Yaşadığımız süreç ile bu bölünmenin olmaması adına önlemler alınması şurda dursun, bu bölünmenin olması adına bir tavır alındığını gördüm.

Peki nedir ve nasıl hareket ikiye bölünmüş durumda?

Hizmet Hareketi, genel adı ile gelenekçiler ve yenilikçiler diyebileceğimiz bir bölünmüşlük içinde.

İsterseniz bunu biraz açalım.

Yenilikçiler dediğim kesim, genel itibariyel hareketin geçmişiyle yüzleşmesi ve yapılan bazı hataların gerekirse bir özür ile, gerekirse bir deklarasyon ile ilan edilerek, bu yanlışların bir daha yapılmaması adına, hem sistemde, hem işleyişte, hem anlayışta radikal değişikliklerin yapılması gerektiğini savunuyorlar.

Bu kesimde olan insanların istediklerini maddeler halinde sayacak olursak.

1- Sistemin değişmesi.

2- Sistemin şeffaf olması.

3- Gizli ajanda yada planların olmaması.

4- Hesap verilebilirlik olması.

5- Bir merkezden kararların alınıp dikte edilmemesi.

6- Merkezi yönetim değil, yerelleşen bir hareket anlayışına geçiş.

7- Harekete demokrasinin gelmesi.

8- Sorumluluk alan kişiler ile karar veren kişilerin aynı olması.

bu maddelere daha maddeler eklenebilir ama genel olarak çerçevesi bu olan istekleri var.

Yenilikçi kanat, hareketin artık eski cemaat anlayışı ve refleksleri ile devam edemeyeceğini, eğer bu şekilde devam edilirse bunun, Türkiye’de bugün yaşanılan olayların daha büyüklerinin dünya genelinde yaşanacağını dile getirerek bu değişimin mutlaka ve ivedilikle yapılması gerektiğini savunuyor.

Yenilikçi kanat, hareketin, eğitim, diyalog, sevgi, barış gibi amaçlarından şüpheleri yok.

Tereddütleri, amaçları bu olan ve insan unsurunun olduğu bu hareketin bu değişimleri yapmaması durumunda, dünyaya kendisini anlatamayacağı ve bugün olan kredisinin tüketileceğidir.

Şimdi gelelim gelenekçilere.

Gelenekçiler, hareketin şuan ciddi bir imtihandan geçtiğine, bu yaşanılanların hepsinin, bu yolun kaderi olduğuna ve bunların öyle yada böyle yaşanacağına inanıyorlar.

Bu nedenle, çekilen çilelerin, yaşanılan mağduriyetlerin sabır ile karşılanması, şikayet edilmemesi, bunun kutsal bir çile olduğunu savunuyorlar.

Bu yaşanılanlara rağmen, hareketin büyük hatalar yapmadığını, hata yapsa da yapmasa da bunların yaşanacağını savunuyorlar.

Hareketin işleyiş ve sistematiğinde bir yanlışın olmadığını, yaşananların tek müsebbibinin bu zulmü yapanlar olduğunu savunuyorlar.

Hareketin bundan sonra da, bu anlayış ve sistem ile devam etmesi gerektiğine inanıyorlar.

Bu yolda çekilen çilenin kutsal, mağdur olan insanların mükafatlarını mutlaka alacaklarına inanıyorlar.

Var olan şartların çok değiştirilmeden, bu sıkıltılı dönemin, sabır ile atlatılması gerektiğine inanıyorlar.

Gelenekçiler, yenilikçi kanadın bugün bazı şeylerin değişmesi adına konuşulmasının doğru olmadığına, bunların süreç bittikten sonra konuşulması gerektiğine inanıyorlar.

Gelenekçilerin istedikleri.

1- Sabredin.

2- Şuan değişimi konuşma zamanı değil, bunlar sonra konuşulmalı.

3- Sistem gayet iyi idi ve bu sistem ile devam edilmeli.

4- Karar alma mekanizmlarının kararlarının tartışılmaması, abilerin en iyisini ve güzelini bildiklerini ve istediklerine inanmalarını istiyorlar.

5- Hizmetin kutsal amaçları olduğuna, bunların herkes ile paylaşımayacağına ve bunların konuşulmasının bu amaçlara zarar vereceğine inanıyorlar.

6-Abilerden hesap sorulmasının gereksiz bir şey olduğuna, onların asla hata yapmayacaklarına, hata yapsalar bile bunun er yada geç bir şekilde zararını o kişilerin çekeceğine inanılmasını istiyor.

7- Ne finansal, ne de işleyiş olarak şeffafiyetin olamayacağını, bunun harekete zarar vereceğine inanıyorlar.

8- Türkiyede yaşanan sürecin sadece Türkiye’de ve Erdoğan yüzünden olduğuna, dünyanın ilerde de harekete sahip çıkacağına inanıyorlar.

Bu maddeler de arttırılabilir.

Fakat genel olarak çerçeve bu.

Peki bu bölünmüşlük ve bu kadar birbirine zır görülen bu durum nasıl ortadan kaldırılır.

Keşke diyorum, gelenekçiler dese ki, evet biz bugüne kadar bu hareketi getirdik, bundan sonra zamanın ruhuna ve şartlarına uyarak değişelim, dönüşelim, sizler genç nesil olarak bu değişimi yapsanız, koştursanız, projeler üretseniz ve bizler de, geçmişten gelen tecrübelerimiz ile sizlere destek versek, dualarımızla sizlerin başarılı olmasını dilesek.

Ama görüyorum ki, bu böyle olmuyor.

Hala en iyisini biz biliriz anlayışı ile kontorl etme arzusundalar.

Bu nedenle, bu bölünmüşlüğün öyle kolay kolay giderilemeyeceği kanaatindeyim.

Ve bu bölünmüşlük durumunun ne yazık ki daha da derinleşeceğini görüyorum.

Her geçen gün bu bölünme devam ediyor.

Gelenekçi kanat şuan için, finansal ve organizasyon olarak daha güçlü ve etkin.

Gelenekçi kanadın, gerekirse kendi aralarında heyetler kurarak, Hocaefendi’yi de bir şekilde ekarde edip istedikleri düzeni devam ettirme çabası içerisinde olduğunu biliyorum.

Gelenekçilerin bu konuda geri adım atacaklarına inanmıyorum.

Yenilikçi kanat, önceleri cılız sesler olarak ortaya çıktı.

Fakat zamanla bu kesimin de etkili olduğunu görüyorum.

Şuan için, yenilikçi kanadın, ne finansal olarak, ne de hareketi organize etme güçleri yok şuan.

Hatta yenilikçiler, gelenekçiler tarafından, fitneci yaftası ile yaftalanarak, hareketin tabanında bir itibar suikastına bırakılıyor.

Ve bunda da bazı yerlerde başarılı olunuyor.

Fakat süreç uzadıkça, yenilikçilerin daha da etkili ve güçlendiklerini görüyorum.

İnsanlar artık konuşuyorlar.

Konuşmak için kullancakları mecraların sonuna kadar kullanıldığını görüyorum.

Cesaret bulaşıcıdır, yenilikçilerin konuşmaları tabanda, özellikle genç kesimde etkili oluyor ve bu etkinlik her geçen gün daha da etkisini arttıryor.

Peki bölünme nasıl giderilir.

Bu bölünmenin, hareketin yeni bir döneme geçişinin ilk basamağı olduğuna ve bunun kolay kolay engellenemeyeceğine inanıyorum.

İki kesimde geri adım atacak gibi değil.

Bunun şuan için bir şer gibi görülmesinin aksine, ben bunun çok hayırlara vesilecek bir süreç olduğuna inanıyorum.

Süreç ne kadar sürer bilmiyorum.

Bildiğim bir şey varsa, o da, bu sürecin harekette köklü değişimlere neden olacağı ve bunun tamamlanmasına kadar bu sürecin devam edeceğidir.

Hareket bir seçim yapıyor şimdilerde.

Aynı şekilde devam mı, yoksa değişime ayak uydurarak, amaç ve değerlerden taviz vermeden, yenilenerek yola devam mı?

Bu seçim uzun süreli gerçekleşen bir seçim.

Sonucu hayır olur inşallah.

 

FUAT BARAN

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

5 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here