Avrupa’da yetişmiş bir Hizmet gönüllüsünden Mektup

3
7174

15 yaşında Almanya’da Hizmet ile tanıştıktan sonra bugüne kadar Hizmet’te değişik vazifelerde bulundum. Örnekleri kendisinden olan bu hareket içinde fedakârlığın, diğerkâmlığın, civanmertliğin zirvelerine şahit oldum.

Yurtdışına ilk hicret eden abilerin Hizmet‘in kanaatimce en safları olması itibariyle Hizmet içinde geçirdiğim yıllarda Hizmet’e olan hüsnü zannım her geçen gün daha fazla arttı.

Türkiye’ye tatile gittiğim dönemlerde çevremdeki solcu akrabalarım tarafından yapılan eleştirileri hep kara propaganda veya genele mal edilemeyecek müşahhas olaylar olarak değerlendirdim.

Türkiye’de zulmün zirve yapması ve muhacirlerin Avrupa’ya akın etmesiyle, Türkiye’de son dönemlerde HIzmet’te çeşitli vazifelerde bulunmuş insanlar ile tanışma fırsatı yakaladım. Onların anlattıkları Hizmet ve benim saffı evvelden bizzat gördüğüm veya Hocaefendi’den dinlediğim/okuduğum Hizmet çok farklıydı.

Kendini Hizmet’in aslı olarak tanımlayan, Bürokrasi ve Ordu’da yakın ilişkileri bulunan etkin insanlarla tanıştım. Yaptıkları özünde bizim reddettiğimiz, tepeden inme, siyasal İslamcıların da alkışlayacağı işlerden çok da farklı değildi.

Tamamen “iyi niyetli”, “milletinin selameti için”, bildiği halde suç/günah işleyip, cehenneme bile razı olabilen “fedakâr” bir kafa yapısı çıktı karşıma.

Bu insanlar bizi farkında olmadığımız tehlikelerden koruduklarını, Hizmet’in önünü açtıklarını ve bu insanlar olmadığı taktirde Hizmet’e göz açtırılmayacağına inanıyorlardı.

İçlerinde bulundukları yapının tamamen tedbir ve gizlilik üzerine kurulmuş olması onları kendi içlerinde de suiistimale açık hale getiriyordu.

Nitekim Adil Öksüz gibi muhtemel bir devşirmenin asker içinden bazı insanları “Hizmet namına” harekete geçirebilecek güçte olması çokta garipsenmiyordu. Hatta onların içinde yaşadıkları bu ajan filminde, tabikî içlerinin ajanla doldurulabileceği gerçeği de riske alınabiliyordu.

Nitekim kendisini bizlerden gizleyen bu kişiler, bizim hayatımızı da etkileyecek kararlar alıyor ve bizim namımıza “biz saflar” adına gizli halde uyguluyorlardı.

Şu anda ise fark ettiğim bu insanları etrafımdakilere anlattığımda Türkiye’nin kendisine has şartları içinde değerlendirilmesi gerektiğini, Avrupa’da Hususi Hizmetler gibi bir kavram olmadığı için aslında bu konuyu benim gündeme getirmemi abes bir iş olarak görüyorlar.

Hatta “Bu Dünya’yı sizler gibi muhabbet fedaileri kurtaracak” diye yetiştirilen bana, bu işleri konuşmak/eleştirmek sana mı kaldı diyor bazıları.

Hocaefendi gibi kendisini Kıtmir olarak gören, her zaman hata yapabileceğini söyleyen ve hatalarını da itiraf edebilen Hocamız için; o bizim başımızdayken bunları bizim düşünmemize gerek yok, kalbin müsterih olsun diyorlar. Hatta böyle şeyleri alenen konuşmam Hizmet içinde fitneye sebep olacağı için Allah’ın kalbimdeki bu ukdeleri gidermesi için teheccüt namazı tavsiye ediyorlar.

Ben ise böyle bir yapıyı sonuna kadar deşifre edip, aramıza mesafe koymadığımız müddetçe Hizmet’in bölünmesinden değil, yok olmasından korkuyorum.

Kendi namımıza bir özeleştiri, evet hem de tam bu dönemde masum insanlar zulüm ve işkence altındayken gerekiyor.

Bürokraside, Ordu ve Polis Teşkilatı içinde elbette toplumun her kesiminden insanlar olduğu gibi Hizmet’e gönül vermiş insanlar da olabilmeli. Bugüne kadar sadece dindar olduğu için insanlara binbir zulümüm yapıldığı bir vakıa. Ama Orduya Hizmet’e sempatisi olan birisinin girmesi ile, Hizmet namına birisinin girmesi çok farklı şeyler.

Biz Dünya’nın dört bir yanına dağılmış bir Hizmet olarak, bu yapı ile aramıza mesafe koymadığımız müddetçe, Dünya bize yaşam hakkı tanımayacaktır. İçinden Devlet’e hep iştahla bakan bir yapıyı çıkarabilen bir hareket, Dünya’nın her yerinde potansiyel bir tehlike olarak kabul edilir.

Gizli olan bu yapı içinde olan usulsüzlükleri de müşahhas olaylar diye tanımlamak topu taca atmaktan farklı bir şey değil. Yapının tabiatı itibariyle gizli olması, denetlenmesine ve müşahhas hatalara gelecekte engel olacak bir sistem kurmaya müsaade etmiyor.

Ben bir Avrupa vatandaşı ve bir Hizmet gönüllüsü olarak şeffaf olmayan bir Hizmet istemiyorum.

Sorgulanamayan, içinde kimin bulunduğu bilinmeyen “Heyetleri” tanımıyorum.

Ama bunları kendim için değil.

4 tane gelecekte Dünya’nın herhangi bir ülkesinde Hizmet edeceklerini hayal ettiğim çocuklarım için istiyorum ve Hocam gibi ben de diyorum:

Kim paralelse Allah onun belasını versin …

Kim çeteyse şayet Allah onların evlerin ateş salsın …

Kim örgütse Allah onun belasını versin …

Kim silahlı örgütse Allah onun belasını versin…

 

HASAN ÖZÇELİK

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

3 YORUMLAR

  1. Benimde bunun gibi sorunlari m vardi en yakın eşime açtıktan sonra hakarete maruz kaldım sanki insan değilmişim düşünme hakkim yokmuş gibi şeffaf olmayan bir dava istemiyorum ve elestrdigimdebeni ayağı kaymis fitneci llarak görmeleri i ıştemiyoru.m

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here