Ropörtaj; Aydın Aydoğan ‘Bu Ülkede Boğuluyorum’

1
663

Bu röportaj yıkılan hayaller ve ümitsizlikler barındırıyor. Aydın Aydoğan ile Gezinin haritasını çıkardık. Beş yıl önce yaşatılanlar ile 15 Temmuz sonrası yaşatılanlar neredeyse aynı.

Sevgili Okuyucu söyleşi de üzmeyi vadediyorum. İyi okumalar..

Aydın Aydoğan kimliğini Cumhurbaşkanına dava açan adam olarak tanıdık. Gezi öncesindeki Aydın Aydoğan kimdir?

Gezi öncesi bir seyahat acentesinde tercüman olarak çalışıyordum. Gezinin başladığı 27 mayıs gecesi hemen sabahı parka gittim ve orada duran insanları gözlemledim sadece ama sadece şehrin ortasında beton yığınlarının arasında kalan bir parkı ve yeşil alanı savunmak için bir tepki olduğunu gördüm bir ağaca tutunarak koca bir orman olduk.

Gelelim Geziye. Neden katıldınız? Olaylar farklı boyuta nasıl geldi?

Bu eylem Akp’nin 11 yıllık iktidarı boyunca halkın yaşam alanlarına müdahalesinin bir karşıt gösteriye tezahürü olarak olaylar dahada büyüdü. Cumhurbaşkanımız Erdoğan gezi süreci ve sonrasında insanları kutuplaştırarak iktidarını koruyacağını zannetti, bizlere yani eylemlere katılanlara “hain,vandal, çapulcu,kemirgen,ajan piyon vb. söylemler ile hakaret etti bende TDK unda bunların açılımlarının bularak ayrıca bir konuşmasında gezi olaylarına katılanlar ve 15 Temmuz karşılaştırarak ‘ O gece meydanlara çıkanlar geziciler değildi bu vatanı sevenlerdi diyerek halkı bölge,sınıf,ırk ve bunun gibi farklılıklar üzerinden ayrıştırdığı anayasa 301 ve 302 maddeleri gereği hakkında suç duyurusunda bulundum. Kaldı ki bu suçtan 1998 yılında ceza almıştı.

Dedim ya Gezi halkın yaşam anlarına müdahale edilmesinin bir tepkisi idi.Olaylar bir ağaç ile başladı ama bunun öncesi var idi Erdoğan’ın sürekli ayrıştırıcı dili olayların büyümesine neden oldu iste insanların kaç çocuk yapacağına kızı erkekli okunamayacağına vb ayrıştırıcı dil olayların büyümesine medyanın duyarsız kalması olayların büyümesine neden oldu. Benim hayatımda gezi bir dönüm noktası oldu diyebiliriz. Vurulduğum gün parkta bana yapılan ilk müdahale ve sonrası hastanede devam eden süreç benim için gözle görünür değişime neden oldu çünkü iktidar olaylara katılanların terörist olduğunu dışarıdan para aldıklarını sürekli söyleyerek bizleri toplumda izole ettiler ve hayatım tam bir kabusa döndü. İşimden çıkarıldım artık işsiz ve toplumun gözünde bir vatan haini idim ve kimse artık iş vermiyordu beni tanıyanlar bile artık şüphe ile yaklaşıyorlardı bu aşılamaz bir sorun olmuştu ve halen de öyle.

Gezi olaylarında nasıl yaralandınız?

Olayların başladığı günden itibaren her gün parka gittim bazen geç saatlere kadar orada tanıdığım insanlar ile kaldım. Güzel günlerdi ta ki 11 haziran gününe kadar. Ondan bir gün önce yani 10 haziran günü Sayın Vali Hüseyin Avni Mutlu parka herhangi bir müdahale yapılmayacağını söyledi. 11 haziran günü sabah saat 9 gibi parktaydım saat 11 sularında parka müdahale başladı Parktan aşağı meydana indiğinde baktım yüzlerce polis plastik mermi ve gaz fişeği ile müdahaleye başlamış aşağı inip orada bazı yaralıları parka çektim o sırada ayağıma bir gaz fişeği ile isabet aldım ve yere yıkıldım arkadaşlar parka çektiler ve orada ilk müdahale TTB genel başkanı Prof. Özdemir Aktan yaptı ve burada sadece kanamayı durdurabileceklerini hastaneye gitmem gerektiğini söylediler. 6 kişi bir ambulans ile kimlikleri vermek şartı ile Taksim ilk yardıma götürüldük orada ilk müdahale yapıldı.

Gezi olaylarından sonra nasıl bir hayatınız oldu? Aileniz bu süreçten nasıl etkilendi?

Ailem derinden etkilendi çünkü bizlere hakarete varan sözlerini duymak zorunda kaldık. Üç çocuk babasıyım. Bir oğlum 1 yıl önce lösemi hastalığından vefat etti. Şu anda 3 çocuğum ve eşim ile hayata tutunmaya çalışıyoruz asgari düzeyde acılarımıza tutunarak hayatı devam ettiriyoruz. CHP genel başkanı ve il başkanı sahip çıktı. Beşiktaş Belediyesinde çalışıyorum. Bir oğlum ve kızım üniversiteye gidiyorlar diğer kızım ilköğretim okuyor ölen oğlum ise 3,5 yıl yaşayabildi eşim ev hanımı ve el ele hayata tutunmaya çalışıyoruz.

Lösemi oğlunuz, minik melek neler yaşadı?

Evet meleğim 16 ay önce kaybettik acısı bizleri ailece yıktı. Oğlum bir melek olarak sanki bizleri korumaya gelmişti. Hayli bir zor süreç yaşadık. 3.5 yıl yaşatabildik oğlumu. Her gün hemen hemen kan anonsu için paylaşımlar yapılırdı, bazı sanatçılar tarafından altına hakaret küfür yani neler neler bende hastane bahçesinde bu toplum ne vakit böyle oldu deyip ağlardım ve bunu 3 yıl kesintisiz yaşadık. Öldüğü günde bunu yaptılar. Bazı sanatçılar gazeteciler başsağlığı tweeti attığında hemen altına ‘OH iyi olmuş, gebersin hainler’ ağza alınmayacak küfürler… vs Bende acıma acı katanları inanın öfkeme Bile layık görmedim çünkü benim oğlum bir melekti.

Dava sürecini anlatır mısınız?

Ülkede adliye sarayları noter vazifesi gördüğü için dava savcılar tarafında yürütülmekte. Toplu gezi dosyası 272 kişilikti ölen savcı M. Selim Kiraz’dan sonra dosya dağıtıldı ve dosyaya bizatihi Başsavcılık müdahil oldu. 1 inci savcı Adnan Çimen içeri alındı. 2 savcı Faruk bey 17/25 den sonra sürüldü. 3 savcımız M. Selim bey öldürüldü ve daha sonra gelen savcılar ile dosya işlemedi. Ölen savcımız ile sık sık görüşürdük. Dosyaların hepsini kriminal dairesine gönderip vuranları tek tek tespit ettiler.

Cumhurbaşkanı hakkındaki suç duyurum şu an AYM’de Komisyonlar önünde incelemede ve oradaki süreçte sıkıntılı. Benim savcılığa suç duyurumun hemen ardında benim evimden alıp Bahçelievler’de bir bombalı araç varmış. Oraya polisler götürüp orada darp edip sanki beni orada gözaltına alıyorlar mis gibi yapıp gözaltı yaptılar 2 gün terör ile mücadelede işkence gördüm. Bana emniyet müdürü gelip ‘sen kimsin lan koskoca cumhurbaşkanı hakkında suç duyurusunda bulunuyorsun’ diye işkence ve dayak ettiler eşim benden haber alamayınca bazı kişileri arayın CHP’li vekiller beni aramaya başlayınca telaşla savcıya çıkarttılar ama bundan önce bana imzalatmak istedikleri ifadede bombalı aracı oraya ben getirmişim slogan atmışım araç benim demem için zorla imzalatmak istediler. İmzalamadım savcı bey beni serbest bıraktı. O emniyet müdürü ve polisler hakkında suç duyurusunda bulundum şu an soruşturma aşamasında savcılıkta telefonuma el koydular bana akıllı olmamı yoksa beni ve aileni toza çevireceklerini söylediler ama ben ‘korkmuyorum’ dedim.

OHAL süreci sizi nasıl etkiledi? Darbe ile ilişkilendirildiniz mi?

OHAL de yaşamak aslında biz antamanliyiz diyebilirim çünkü 5 yıldır hayatım OHAL ülke tam bir kabusa dönmüş durumda. Her an gözaltına alınma ve hakkını arayamamak kimseye gidip derdini anlatamama, hiç bir kural ve kanun işletilmemekte hak arayanların terörist olarak damgalandığı hızla insan haklarından uzaklaştırıldığı bir dönem yaşıyoruz darbe ile su ana kadar şahıs olarak ilişkilendirilmedim ama  televizyonlarda devletin en üst kademesindeki insanların bizlerin darbeci olduğu dış güçlerin aramızda olduğu gibi paranoyalar ile söylemler duyuyorum.

Şimdiki hayatınız nasıl?

Her an yolda başıma bir şey gelme kabusu var. Her kapı çaldığında yüreğinizin ağzınıza gelmesi ve sizi alıp götürecekleri kabusu, ailen ile bunları yaşamanız çok kötü. Her vakit söylüyorum. Bana ‘pişman mısın?’ diye sorduklarında ‘bugün olsa yine giderim’ diyorum ve halen tüm eylemlere katılıyorum hani tarihte öyle günler vardır Keşke orada olabilseydim diyeceğiniz gezi de öyle bir şeydi evet ben oradaydım belki ilerde bunlar daha iyi anlaşılacak umuyorum ülkeye demokrasi ve adalet geldiğinde..

Su An belediyede çalışıyorum ailem ile acılara tutunarak ülkenin bu karanlık günlerden çıkmasını umut ediyorum.

Çok geçmiş olsun.

Teşekkür ederim.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here