Röportaj; Veli Saçılık: KAZANACAĞIZ..

0
497

Veli Saçılık hakkında sanırım fazla söze gerek yok.

‘Bu soruyu geçelim’ cevabında bile almak isteyenlere önemli hayat dersi veriyor. 

Sözü kısa tutup sizi hayatımda tanıdığım en cesur insanlardan biriyle başbaşa bırakıyorum.

4 ayrı örgüt üzerinden suçlama yapıldı? Bir de siz kendinizi tarif eder misiniz? Veli Sacilik kendine ayna tuttugunda ne goruyor? Devrimci, Sosyal demokrat, Liberal…vs 

– AKP’li olmayan herkes terörist sayıldığından, onların tabiri ile kokteyl örgüt diyerek bize bütün örgütlerin adını sayarak suçluyorlar. Bunun herhangi bir ciddi tarafı yoktur. Burada önemli olan AKP’ye karşı toplumsal muhalefetin öncüsü olmak bir şekilde doğruları dile getirip AKP’nin yalan ve yanlışlarını topluma duyurmak temel suç olarak ilan ediliyor. AKP’nin bu dönemki sloganı “madem AKP’li değilsin OHAL’de teröristsin” dir. Siyasal fikrim; kendimi enternasyonalist sosyalist olarak tanımlıyorum. Liberal ya da sosyal demokrat fikirleri kesinlikle reddediyorum. Benimfikirsel çerçevemde insan hakları ve özgürlükler önemli bir yer tutuyor.

Aleviler de bu ulkenin yuzyillardir uvey evlatlari. Geçen haftalarda hashtag calismasi yapildi. #AlevilikHaktir calismasi neden duyulmadi? Diger yandan hapisteki insanlardan kotu haberler artmaya basladi. Canlar gitse de belli  birkesim haricinde ses veren olmuyor.  Canlar ne zaman bir olacak? Formulunuz nedir?

-Aleviler bu topraklarda yüzyıldır değil, yüzyıllardır eziliyorlar. Önce Osmanlı zulmü altında kaldılar şimdiyse baskıcı “resmi Sünnilik” siyasetinin egemenliği altında zulüm görüyorlar. AKP, Alevi kimliğinin yok edilmesi konusunda özel bir çaba sarf ediyor. Bütün canların bir olabilmesi için, öncelikle alevi inancının bu ülkede özgür olması ve diğer inanç gruplarıyla eşit olması gerekir. Eşitlik ve özgürlük aradaki buzların erimesine ve toplumsal barışa hizmet edecektir. Egemenler Kürtlere, Alevilere, “kardeşlerimiz” diyerek, bütün haklarını yok edebileceklerini düşünmektedir. Aksine bu durum toplumsal çatışmayı tetiklemektedir. Eğer binyıllık kardeşsek binyıllık mirasın eşit şekilde paylaşılmasını isteriz.  Ama kardeşiz diyerek susturulmayı ve baskılanmayı bir toplum asla kabul etmez, bugünkü gerilimlerin esas sebebi de budur. İnancına saygı bekleyen bir Müslüman farklı mezhep ve dinlerdeki insanların inancına saygı göstermeyi içine sindirebilmelidir.

Insanlar haksizliklari neden sokakta haykırmalılar?  Yukselde hergun polis ile karsilastiniz. Avrupada yasal hak olarak yapilan protestolar  Turkiye’de de izin verilse sonuc ne olur? Iktidar neden korkuyor?

-Özgürlük sokaktadır biz bunu böyle biliriz. İktidarların icazet verdiği koşullarda değil, fiili meşru mücadele hattı geliştirildiği takdirde özgürlük alanları genişler. Türkiye’de sokağın bu kadar yasaklanmış olmasının nedeni sistemin kendini güvende hissetmemesiyle alakalıdır. Kapitalistler kendini güvende hissettiği ölçüde sokak eylemlerini yasaklamazlar. Avrupa’da yasaklanmama nedeni de özgürlüklerden değil bundan kaynaklanmaktadır. Avrupa devletleri ikiyüzlü bir politika gütmektedirler. Bir taraftan AKP’nin otoriter olduğunu toplumlarına söylemektedirler ama diğer taraftan AKP’nin KHK’lerinin AİHM’e taşınmasının önüne geçerek ona destek vermektedirler. Yani AKP’den memnun görünmeyerek AKP’nin emekçilere yaptığını baskılardan memnun olduklarını hal ve hareketleriyle göstermektedirler. AKP’nin yasa dışı KHK’larına verdiği destek bu görüşün kanıtıdır.

Sosyal medyayi direnmek icin nasil etkili  kullanmaliyiz? (Desarj olmak icin hastalik seviyesinde sosyal medya etkilesiminde bulunanlarin yaninda etkili kullanamayanlar, derdini anlatamayanlar, dogru yere ulastiramayanlar var.)

Sosyal medya Tayyip Erdoğan’ın deyimiyle iktidar açısından “bela” olarak tanımlanabilir. Bütün televizyonların, basın aygıtlarının ele geçirildiği bir yerde topluma sesini ve çığlığını duyurmanın bir aracı olabilir. Diğer taraftan “ bir tweet attım görevimi yaptım” duygusu yaşanarak toplumsal örgütlülük alanlarından uzaklaşma tehlikesi de vardır.

Neden HDP den aday olmayi tercih ettiniz?

-Bu soruyla soru ile yanıt verecek olursak; HDP değil de hangi parti olmalıydı? OHAL’den istifa ederek bütün grevleri yasaklayan işçi düşmanı  AKP’den yana mı? Onun yancısı faşist MHP’den yana mı? Ya da MHP’nin suyunun suyu, Meral Akşener’den yana mı? Ya da “anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz”  diyen ve yanlış politikalarıyla AKP’nin bu günlere gelmesinde katkısı olan CHP’den yana mı olsaydım. Tabi ki bunlardan yana olamazdım. HDP birçok kimliği, ezilen çevreleri bir arada tutan, toplumsal muhalefeti bünyesinde biriktiren bir yapı olarak, tabii ki benim seçtiğim parti olmalıydı.

Siz aclik grevlerinden sonra direnisin devam etmemesini neden istediniz?  Bu soruyu geçelim. ve yuksel direnisinin son aciklamasi neden anti dostane ve nicin anti HDP alerjisi içeriyor? (Eklemek istedikleriniz varsa…) Bu tartışmayı kendi açımdan sonuçlandırdım. Haklılığı ya da haksızlığı tarih gösterecektir. Kazanılmış olan dostluklar anlık politik tercihlerden dolayı harcanmamalıdır.

Bu kadar guclu direnen Veli Saciligin motivasyon kaynagi nedir?

Tezgâhı elinden alınmış bir işportacı kendini yakacak kadar radikalleşebiliyorsa eğer, hiçbir şekilde parçası olmadığım bir “darbe” girişimi sonucunda işimin elimden alınması da, benim içimde meşru bir mücadele duygusu yaratıyor. Ayrıca, sermaye sınıfının, emekçilerin işgüvencesini ortadan kaldırmak ve örgütsüz bırakmak amacıyla yaptığı bu saldırıya karşılık vermek gerektiğini düşünüyorum.Karakter olarak zaten inatçı bir insanım, ayrıca siyasal tercihlerim mücadeleyi gerektiriyor.

Aile bireyleriniz bu süreçten nasil etkilendi?

Eşim bu süreçte, evin ve çocuğun bütün sorumluğunu üstlenmek zorunda kaldı. Bir taraftan çocukla ilgilenip bir taraftan direnişe destek olmaya çalıştı. Benimle birlikte ilk kezgözaltına alındı ve polisin biber gazı işkencesine maruz kaldı.

Kızımız henüz küçük, olan bitenin çok farkında değil, olabildiğince korumaya çalışıyoruz fakat oda bu süreçte çeşitli olumsuzluklar yaşadı.

Kolunuzu nasil  ve neden kaybettiniz? Turkiyede engelli olmayi biraz anlatir misiniz? (Tersine dönen hikaye..terörist olduğu iddiasıyla 150binlik tazminatın 500bin olarak devlete geri ödenmesi kararı.. vs)

5 Temmuz 2000 tarihinde Burdur cezaevinde herhangi bir sebep yokken, koğuşa yapılan saldırı sonucunda, kolumu kopardılar. Koğuşun içine dozer sokarak yaptılar bunu. Sonrasında çöpe atılan kolum bir sokak köpeğinin ağzında bulunmuş. Bu olay sonucunda her ne kadar ben bir tazminat kazandıysam da, sonrasında dava tersine döndürülerek benden bu paranın faiziyle geri alınması istendi. Üstüne üstlük dozerle koğuş duvarını yıkmış olmalarına rağmen yıkılan duvarın parası ben ve arkadaşlarımdan istendi. Bu dava aleyhte sonuçlandı ve Yargıtay’da bulunmakta.

Veli beyin ozel hayatinda neler var? 

Bunu iki kısıma ayırabiliriz. KHK ile ihraç edilmeden öncesi ve sonrası olarak. Öncesinde, işine gidip gelen ama her daim toplumsal mücadelenin içinde olan, sendikal çalışmalar yürüten biriydim. OHAL sonrası, bir gecede KHK ile ihraç edildim ve hemen sonrasında işimi geri almak için eyleme başladım. Eylem sürecince polisin orantısız güç kullanımına ve işkencesine maruz kaldık. Hakkımızda onlarca dava açıldı, yüzü geçkin gözaltımız var. Dolayısıyla özel hayat ve boş zaman diye bir kavramımız olmadı. Yaşamım öncesinde de sonrasında da haksızlıklara karşı çıkarak ve mücadele ederek geçti ve bu şekilde de devam edecek.

Teşekkürler

Ben teşekkür ederim.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here