Eğer Bizi Kovmasaydın Senden Gitmezdik …

0
391
 İnsanların gerçeklere kör gözlerle bakıp hakikatleri görmemezlikten gelişleri var ya.. Diye bir söz okumuştum. Bu zamanı, yaşananları o kadar iyi özetliyor ki. Zulüm demek birilerini asmak, kesmek, sürmek değildir. Özgürlüğünü elinden aldığınız her bir bireye zulüm ederseniz. Dili , dini , görüşü ne  olursa olsun, insan insan olduğu için önemlidir. Siyahı-beyazı,fakiri-zengini, tahsillisi-tahsilsizi diye ayırım yapamazsınız.
 Zulmün bu denli baş gezdiği ülkemde kalanlar ayrı olaylarla imtihan olurken, dışarıda olanlar farklı olaylarla imtihan oluyordu. Dışarıdan özgür gibi gözüken, hayatlarında sanki hiç bir şey olmamış gibi devam eden insanlar..hani o bazılarının “Dışarıdakilerin hic bir problemi yok, gayet rahatlar” dediği insanlar.. Kim miydi onlar? Ben bir kaçını söyleyeyim varın siz karar verin özgürlük kavramına.. Eşi gitmek zorunda kalmiş 4 5 çocuğuna hem annelik hem babalik yapan anneler, düşünmekten hastalıktan kurtulamayan kişilerden, daha yaşları10 12 olan çocukların kapıları kapatıp ağlamalarından.. Bazıülkeler vardır yaşanabilme sıralamasında en sona düşen. O ülkelerden sadece birinde canlı olarak şahit olduğumuz olaylar bunlar. Duyduklarımızda var ama ya duy(a)madıklarımız… Geçenlerde görüşleri farklı olan birisiyle bu olayları konuşurken niye buralarda olduğumuza dair kendince kanaatleri vardı. Kazandığımız parayı ondan duyunca şaşırmamak elde değildi. Dedim ki ” Dönün bir dışarıya bakın siz o paraya burada kalır mısınız? Ne ben ne de benim tanıdığım kişiler değil o parayı yarısının bile yarısını almayan insanlar. Varsa sırf para için duracak kişiler buyursun gelsinler.” ” Sizde akıl yok o zaman” dedi hemen. Haklıydı bir bakıma akıl değil gönül işiydi.. Sadece onun bundan haberi yoktu. Şöyle bir bakayım dedim nasıl bir yer burası.. nasıl gözüküyor “gönül gözlüğünü” takmayınca. Ülke ne temizdi, ne güvenliği vardı,ne havası normaldi, ne yemekleri aşina olduğumuz tatlardı, ne kokusu kokuydu. Baktığınız zaman sizin hayat şartlarınız dışında bir  yerdi. Peki bu insanların derdi neydi ? O insanlar ne temizliğine, ne güvenliliğine , ne havasına, ne yemeklerine ne de dışarıdan hiç gitmeyen o ağır kokuya takılan insanlardı.Göz bebeği trafiği söylemeden geçemeyeceğim tabi. Aslında 12 13 dklık yolun her zaman en az 1 saat sürmesi mi dersiniz, 120 kmlik yolu 8 9 saatte bitirmek mi dersiniz, iki buçuk saatlik yolu 4 5 6 saatte bitirmek mi dersiniz. Bunlar sadece bir kaçı..binlerce òrnek verilebilir sadece trafik için.Bir çogu7 810 yılı aşkın süredir oradaydı. Bir insan öylebir ülkede neden uzun bir sürekalır ki ? Düşünüyorsun, düşünüyorsun aklın almıyor işte tam akılın almadığı o anda “GÖNÜL” devreye giriyor. Ondan sonra ne mi oluyor; gözünüz görmüyor sizi olumsuz etkileyebilecek somutlukları..
 Gurbet acıdır.. Hele bir de yaşanmışlıklarınız varsa. Kimi orada evlenmiş, kimi orada ilk mesleğini eline almış, kiminin çocuğu orada doğmuş, kimileride hem orada ilk deneyimini almış, hem evlenmiş, hem çocuğu olmuş hepsini bir arada yaşamış. Siz söyleyin bu gidenlerden hangi birisi ardına bakmadan gidebilir . “Ne kadar çok severse insan, o kadar büyür kalbi.. ” O kadar kalbi büyük kişiler var ki.. giderken kelimeleri yutkunan, gözleriyle konuşan, yığınla söylemek istediği şey olup sadece nasip deyip susan.
 Her yerde olduğu gibi burada da cebri hicret eden/ ettirilenler vardı. Cebri hicret yaşayan bu insanları gördükçe aklımıza Efendimiz (sav) geliyor. Hani Mekke den kovulurken diyor ya ” Ey Mekke! Eğer beni senden kovmasalardı senden gitmezdim” . Cebri hicret edenlerin yerleri belki Mekke değildi ama gidenlerin hepsi öyle gitti. Eğer bizi kovmasaydın senden gitmezdik …
Meryem Küçük
Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here