Hizmet Hareketi’ne yazık etmeyin abiler !

8
987

Tr724 sitesinde Prof. Dr. Adnan Arslan tarafından kaleme alınan bir yazı yayınlandı.

Bu yazıda, sayın Arslan, Hizmet Hareketi’ne yönelik yapılan eleştirilerin nedenlerini ve kendi perspektifinden bu eleştirileri yapanların asıl amaçlarını dile getirmiş.

 

Öncelikle şunu belirtmek isterim, kim yaparsa yapsın ve kime yaparsa yapsın, niyet okumanın faşizan bir eylem olduğuna inanırım ve bunun yanlışlığını her ortamda dile getiririm.

Meseleler niyet okuma üzerinden değil, realiteler ve günün şartları üzerinden değerlendirmenin daha sağlıklı olacağı kanaatindeyim.

Sayı Arslanın yazısını madde madde ele alalım.

***

Ben Hizmet’i bir ‘tecdit hareketi’ olarak görüyorum. Tıpkı İmam Gazali, İmam Rabbani ve Halidi Bağdadi gibi Bediüzzaman’ın kurduğu temeller üzerinde Fethullah Gülen Hocaefendi dini yaşayışı yeniden tanımlamış ve dini yaşayışı ferdi ve cemaat planında yeniden inşa etmiştir. Hizmetin asıl misyonu budur. Bu perspektiften bakılınca Hizmet eşittir dini hayatın inşası denebilir. Bu inşa özü itibarıyla manevi bir inşadır ve fikri değildir. Hizmet mensupları Hocaefendi’nin vaaz ve sohbetlerinin manevi tesiriyle, aynı zamanda bu cemaate üye olma süreci içinde dini yaşayışında belirli bir değişim yaşadılar ve yaşamaya devam etmekteler.

***

Hizmet Hareketini sadece bir dini hareket olarak görmek kanaatimce,  ne günümüzün gerçekleri, ne de realite ile bağdaşmaz.

Zira sadece dini bir hareket olarak kabul ettiğiniz ve tanımladığınız bu hareketin, okul açmasını, banka açmasını, üniversite açmasını, dershane açmasını, dil kursları açmasını, kültür merkezleri açmasını, siyasetin içine girmiş gazete ve televizyonlar açmasını, kürtçe ve diğer yabancı dillerde siyasi ve güncel konuları tartışan medyaya sahip olmasını açıklayamazsınız.

Eğer hareket sadece bir dini hareket ise, o zaman size sorarlar

Neden yabancı çocuklara Türkçe öğrettiniz, neden Türkçe olimpiyatları yaptınız, neden iş adamları dernekleri kurdunuz, neden neden nedenler uzar gider.

Hizmet Hareketi sadece bir dini hareket değildir, Hizmet Hareketi aynı zamanda bir fikir ve sivil toplum hareketidir.

Rahmetli Bülent Ecevit, 28 şubat döneminde, hareketi NGO, yani bir sivil toplum kuruluşu olarak tanımlamış ve o zaman bununla savunmuş ve bu takdir ile karşılanmıştır.

Hareketi, diğer tarikatler ve cemaatler gibi sadece bir dini hareket olarak tanımlama ve o elbiseyi giydirmeye çalışma harekete çok ciddi zararlar verir.

Bugün dünya eğer hareketin mensuplarına sahip çıkıyorsa, bunu dini bir cemaat olduğu için değil, bir sivil toplum hareketi de olduğu için yapıyor.

***

Buna ilaveten Hizmet’le ilişkilerini bu müesseseler üzerinden kuranlar ve bu müesseselerin bir parçası olanlar, müesseseler yıkılınca kendi kısmi iktidar ve güçlerini de kaybetmiş oldular. Bu insanların çile ve imtihanın ağırlaştığı bu dönemde Hizmet’in manevi kanatları altına iltica edip, dini ve ahlaki yaşayışlarını daha da kuvvetlendirmeleri beklenirdi. Ama verdikleri mülakatlarda ileri sürdükleri tenkitlerde meselenin öyle olmadığı anlaşılıyor. Aksine, Hizmetteki yerlerini iktidar ve güç yoluyla tayin edenler, ya da Hizmet’i müeseselerden ibaret görenler, veya Hizmeti formel ve informel ilişkiler ağı olarak telakki edenler isyan bayraklarını çektiler. Bu hezimete sebep olanlardan hesap sormak istiyorlar. Aslında onlar daha önceki iktidarlarını veya müesselerini ya da müessese içinde, kendi kimliğini tayinde önemli rol oynayan ilişkiler ağı içindeki konumlarını ve dolayısıyla güçlerini geri istiyorlar; talepleri bu.

 

***

Sayın Arslan burdaki değerlendirmesi ile çok keskin bir niyet okuma yaparak, bugün harekete bazı konularda değişim adına eleştirilerde bulunanların bugün eleştirlerinin, hareket içerisinde var olduğunu iddia ettiği güçlerini kaybetmenin sebep olduğunu iddia etmiş.

Bu öncelikle çok irite edici ve faşistce bir yaklaşım olduğunu ifade etmek isterim.

Ve sormak isterim.

Hangi eleştiren kişi, dün hareketin içinde bir makama ve mansıba sahip idi.

Hangi eleştiren kişi, dün hareket içerisinde çok etkili idi de bu etkinliğini kaybetti.

Ahmet Kuru nasıl bir makama sahipti de kaybedince eleştirmeye başladı.

İhsan Yılmaz nasıl bir mansıp sahipti  de, bugün kaybetti ve eleştirmeye başladı.

Engin Sezen nasıl bir makama sahipti dün harekette ki, bugün kaybedince eleştirmeye başladı.

Kendimden örnek vereyim.

Ben düne kadar hareketin içerisinde bir video editörü idim.

Ne bir makamım vardı, ne mansıbım.

Hiç bir etkinliğim yoktu.

Peki neden bugün hareketin içerisindeki bazı yanlışları ve hataları dile getiriyorum.

Çünkü ben bu hareketin güzelliğine ve iyi işler yapma niyetine inanıyorum.

Çünkü ben, bugün hareketin geçmişte yaptığı hataları yapmaya devam etmesi durumunda, bugün Türkiye’de yaşanılan mağduriyetlerin tüm dünyada yaşayan hareket mensuplarının başına gelmesinden korkuyorum.

Emin ki, bugün bu eleştirileri yapanlar da aynı korkulardan dolayı bunu yapıyor.

Bu durumu, bir niyet okumada bulunarak, makamını kaybetti, mansıbı kaybetti, etkinliğini kaybetti diye yapıyor demek, tek kelime ile iftira ve buhtandır.

***

 

Bununla da yetinmiyorlar sorgulama ve eleştirilerini sistemin ‘Mimarı’na yöneltiyorlar. Mimar’ı doğrudan hedef alamayanlar eleştiri oklarını ‘Abi’lere yöneltmekle tatmin olmaya çalışıyorlar. Abiler eleştirisinde Lider’i olan bitenlerden habersiz biri olarak gördüklerinin farkında bile değiller.

***

 

Bu anlayış bana çok tehlikeli geliyor.

Zira bu anlayış, Hizmet Hareketi’ne bir kult görüntüsü verir ve bu çok ciddi zarar verir harekete.

Öncelikle, Hocafeendi de bir insandır, abiler de birer insandır.

Ve insan olan herkes hata yapabilir, yanlış yapabilir.

Abileri ve Hocaefendi’yi insan üstü, hata yapmaz, sorgulanamaz, yönlendirilemez iddiasında bulunmak akılla, vicdanla ve realitelerle bağdaşmaz.

Abiler hata yapar ve yapmıştır.

Çünkü insandır.

Hocaefendi hata yapmıştır ve yapar.

Çünkü insandır.

Hocaefendi çend defa hata yaptık, aldatıldık diye beyanlar ortadadır.

Buna rağmen hala bu söyleme devam etmek, hem harekete, hem Hocaefendi’ye, hem de bunca insana zulümdür.

Hizmet Hareketi bizi bugünler için yetiştirdi.

Fikri hür, vicdanı hür insanlar olarak yetiştirdi.

Biz Hz. Ömer’den gömleğin hesabını soran sahabeleri Hocaefendi’den dinledik.

Şimdi bu soruları soruyoruz diye, bizleri fitneci, makamını korumaya çalışan insanlar olarak yaftalamaya çalışmak bir iftira ve kul hakkıdır.

Şahısları hedef almıyoruz ve işimiz şahıslarla değil.

Sistemde ve işleyişte hatalar var diyoruz ve bunları düzeltin diyoruz.

***

Tarihten ve Nebevi tecrübenden süzülerek oluşturulmuş örnekleri kendinden olan bu hareketi modern devlet yapısına mahkum etme gayretini de bir türlü anlayamıyorum. Yok efendim bütçe olacakmış, alttan yukarı seçimle insanlar sorumluluk alacakmış, yok efendim denetleme mekanizmaları kurulacakmış, daha neler. Böyle bir yapılanma bana göre Hizmetin sonunu getirecektir. Bürokratik bir yapıya dönüştürülmüş Hizmet bundan sonra o yapının bekası için mücadele edecek ve misyonunu tamamen unutacaktır. Bir başka ifadeyle rasyonel bürokratik sistem haline getirilmiş Hizmetin ne Hocaefendi ne de Bediuzzaman’a ne de dine ihtiyacı kalacaktır. En sonunda kapitalizmin Protestanlığı sırtından attığı gibi, böyle bir yapı İslamı da yük olarak görmeye başlayacak ve sırtından atacaktır.

 

***

Bu ifadeler gerçekten çok talihsiz ifadeler.

Eğer bu düşünceler, hareketin karar mekanizmaları tarafından da kabul edliyorsa, bu hareketin daha çok çilesi var demektir.

Bu düşünce yapısı, kan, gözyaşı ve emekle bugünlere gelen hareketin sonunu getirir.

Ne demek bütçe yapmamak.

Ne demek denetleme olmasın.

Ne demek seçim olmasın ve yukarından gelen kararlar sorgusuz sualsiz kabul edilsin.

Hani Hizmet Hareketi demokrasiye inanıyordu?

Hani Hocaefendi, “demokrasiden dönüş yok” diyordu diye insanlar sormazlar mı size?

Bu nedir Allah aşkına?

Ne yani insanlar, para verecekler, emek verecekler ve bunun denetimini yapmasınlar mı?

Ne yani, para toplayan abiler, melekler mi, hata yapmazlar mı, zaafları yok mu?

Bu insanlar insan üstü varlıklar mı?

Zaaflarına yenik düşmezler mi?

Madem Nebevi düşünce yapısı diyorsunuz, ne ile açıklayacaksınız Hz. Ömer’den gömleğin hesabını soran sahabiyi.

Demek siz o zaman yaşasaydınız, o soruyu soran sahabiyi direk hain fitneci ilan edip linç edecektiniz.

Böyle bir anlayış olabilir mi.

Çok net ve açık ifade ediyoruz.

Hizmet hareketi;

  • Şeffaflaşmalı, hem organizayonda, hem finansal olarak
  • Demorkatik bir işleyişe dönmeli. Üstten talimat ve emirlerin geldiği, emirlerin ve talimatların sorgulanmadığı bir yapı ile devam edemez.
  • Ademe itimat ile, kişilerin hata ve yanlış yapabilecekleri göz önünde bulundurularak denetim mekanizmaları olmalı. Bu mekanizasyonlar bağımsız olmalı ve çalışmalı.
  • Kişi merkezli değil, sistem merkezli bir yapıya ile yerelleşik bir yapıya kavuşmalı.
  • Dünyanın gerçekleri ile uyumlu, gerçekten demokrasi ve gerçekten özgürlüklerden yana olmalı.

 

Bunları insanlar talep ediyor ve bunları dile getiriyor diye, bu insanlara iftira atarak, yaftalayarak hiç bir şey kazanamazsınız.

Madem makamını, etkinliğini kaybettikleri için bu eleştirleri yapıyorlar diyorsunuz insanlar için, buyrun, buna karşı çıkanlar da makamlarını, mansıplarını, Hizmet’in kendilerine giydirdiği gömleği çıkarsınlar ve meydana çıkıp fikirleriyle, aktiviteleri ile çalışsınlar.

Buyrun tüm abiler vazifelerinden istifa etsin ve dışarda çalışıp, hareketten maaş almadan hizmetlerine devam etsin.

Buyrun tüm abiler Hz. Ebu Bekir gibi gündüzleri çobanlık yapıp, geceleri hizmet etsinler.

Buyrun Hocaefendi’yi rahatlatma adına görevden azillerini istesinler ve Hocaefendi’nin vereceği karara uyacaklarını ilan etsinler.

Uzaktan yaftalamak kolay.

Buyursun herkes er meydanına.

 

 

FUAT BARAN

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

8 YORUMLAR

  1. Yaziklar olsun
    Esasen hizmet mantik mantalitesini zerre kavrayamamis bir kalemin yazisi olmus. Fuat bey bosuna cevap yazmayin bunlara bu bir karsi atak hamlesi. Elestiri yazilarina verecek cevabi olmayanlarin ‘ kes ulan’ sozleri bunlar. Eger 15 t. Sonrasi herkes vazifeden MADDETEN azlini istese hizmet milleti kazanirdi ve inanin bu gelisme secimlere bile yansirdi. Ama nerde makam mevki kidem agalik patronluk emirlik vs.. kolay degil nasil olsa bu koskoca hizmet var vur patlasin cal oynasin… Allah herseye kadirdir bekleyelim görelim…

  2. Yaziklar olsun umarim tr 7 24 bu kitap yüklü prof. Merkebinin bir yazısını daha yayınlanmaz. Ben yüzbinler icinde sadece hizmetin sağlık beka devam ve temadisini isteyen duaci or bireyim. Gözlemim şu aynen keloglan hikayesi gibi… izlemeyen yoktur.. köyün suyuna zehir katılmıştır ve o gün sudan içen herkes sinirli ve gergindir.
    Aynen boyle belli bir dönem hizmette makam mevki sagibi olanlar malesef gercekten bu hizmeti yiyip bitirecekler. Inanin her hareket soz ve davranislari asagilayicidir.halla insanlarin mal ve maaslari hesaplanmakta kendilerine rahat bir alan acma gayretindedirler. Diyecek birsey yok allah versin nasiplerini.

  3. İlk paragrafa katılmıyorum..
    Evt hizmet dini bir oluşumdur. Din de zatında tarikat vs değildir. Sosyal bir yapıdır. Mümin birey musluman toplumdur..
    Onn için sayın prof bilmm neyin ilk paragrafı doğru tabi maksat başka olabilir.
    ..
    Okul hastane iş sektörü kısaca hayatın her alanı dini.dir.
    Bunda yanlış yok.
    ( Bn bizzat o ABilerin ufuksuzluguna inadına enaniyetine.. şahidim.. hakkal yakın )
    Digerleri zaten hezeyan..

    Dayan Fuat abi dayan.

  4. Sayin Baran,bence asil meseleyi iskalayip,son donemdeki hadiselerin sorumlusu gibi gordugunuz onde gozuken abilere olan elestirel bakisiniz bunda onemli etken gibi.(Tabiki hakli tarafiniz cok,o konuyla alakali).Simdi ben ,prf Arslan’dan paragraflar paylasacagim,maksadini anlayabilmek icin.

    Hizmet’e yönelik eleştirilerin isabetli olup olmadığı hususu tamamen Hizmet’in gaye ve misyonunun nasıl anlaşıldığıyla alakalıdır.A.A
    Buna cevap yazarmisiniz sayin Baran?

  5. Gaye tamamen allahin rizasi degil mi. Evet
    Hak davaya giden yollar hak olmali mi. Evet
    Enbuyuk elestiri denetlenebilme sorunu. Prof efendi olmasin diyor. Sebep zarar öngörüsü yok. Ama bu halin yuzlerce insani magdur ettigi açık hala daha da devam ediyor. Dun girilmis bir yoldu hizmet tek yon devam ediyordu hiz son suratti arada onune cikani eziyor arada ariza cikarami camdan atiyordu. Kimse hissetmiyordu. Maalesef goren bilen duyan sorumlular kayitsiz kalmak zorundaydilar. Cunku sistem sıkıntılı idi 3 5 kasaba il icin sistem sorunlari aninda cozecek bir sistemdi. Ama ulkeler ve belki binlerce insan. Ve imam abilere kimse yan bakamadi bakamazdi cunku para onda eleman onda esnaf talebe onda hersey ondan dönüyor. Eee ne oldu bir cok insamin hayati 1 adamin keyfine kalir mi.. kaldi yuzlerce kisi magdur edildi hem de oh olsun denilerek bugun birilerinin hain mantigi dunun itaatsiz problem adam kelimesinden hicbir farki yoktu. Sonuc allah katinda zulum zulumdur biri de bir Bini de bir. Af buyrun haddim degil Ama yazmasam olmaz Allah zalim türeten bu sistemi yerle bir etti bana hak yollarla hizmet edin dedi. Sonuc denetlenebilir bir sistem sart sevgili PROFESÖR..

  6. Fuat bey yine çok önemli bir noktaya temas etmişsiniz. O koca koca abi dediklerinizi Afrika’nın geri kalmış bir ülkesindeki okullardan birine tayin edilsin eğer bir tanesi giderse suratıma tukursunler. Afrika’nın sıkıntısını çeken arkadaşların olduğu bir ülkede burada klima yoksa kalmam deyip çekip gidenlere bizzat şahit olanlardanım. …… ülkesine ziyarete geldiğinde o ülkenin abisine sen buralara düşecek adammıydın ifadesine, Hocaefendinin dizinin dibinde ders okuyup Afrika’nın şu ülkesine gönderdiler gitmedim diyenlere bizzat şahit oldum. Her türlü hamasi yazılar yazıp (TR de ramazan programlarında milyonları götürüp fakirlik edebiyatı yapan …lar gibi) Afrika’da hizmet edilecek müthiş ehoi sünnet mümbit bir ortam varken Avrupa’ya gocenleri gördüm. Afrika’da hizmetler devam ederken gemiyi ilk kaptanın terkettiği ni gördüm. Ama tabii ki herşeyini ortaya koyarak hala İhlas ve samimiyetle hizmet eden arkadaşlar hala vazife başındalar ama koca koca abiler neredeler…..

  7. Hoca efendinin yanındaki tüm abiler istifa etsin bölümüne candan katılıyorum. Etrafını sarmış abi halkası durdukça ve kendilerini kutsallaştırmaya devam ettikçe bu cemaat ameliyat masasından kalkamaz. Ve kendini merkez olarak görmüş, aynı zamanda da yıllarca istediğini herşeye rağmen yaptırmayı başarmış olanlar da yaptıkları hataların hesabını da nasıl vereceklerse versinler. DÜŞÜN ARTIK HİZMETİN YAKASINDAN. MAĞDUR İNSANLAR NASIL YAŞIYORLARLARSA SİZ DE ÖYLE YAŞAYIN…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here