Ümit Tacirleri Ve Bir Örnek

0
367
Yakın zamanda, bir tartışma konusu; sosyal medyada ve bilahare hizmet dairesi içinde gündem oldu. Belki de olmaya devam ediyor ve edecektir de. Allahualem… Mevzubahis olan mesele birtakım müstear isimli sosyal medya (twitter) hesapları üzerinden ilerledi. Özcan Keleş beyefendi yaptığı bir Periscope yayınıyla sosyal platformlarda müstear isim kullanmanın mecburiyeti bir yana, doğuracağı -ve doğurduğu- tehlikelerden bahsetmişti. Bu sonuç hemfikir olunacak bir sonuçtu ki genel olarak desteklenmişti.
Enterasandir uzun zamandır takip ettiğim Hayrettin Tuğ müstear adıyla sosyal medyada var olan, 17/25 sürecinden itibaren twitler atan, hususiyle son zamanlarda tepkiler çeken @hayritu hesabı da bu yayını retwitlemişti. Hayrettin Tuğ müstear adıyla twitler atan bu çok takipçili hesap aslında kimdir bilmiyorum. Attığı twitlerin özelliği ise Fethullah Gulen Hocaefendi’nin yaptığı açık-kapalı sohbetlerden alınan alıntılar olduğu şeklinde biliniyor. Ki kendi yorumu olduğunu söylediği twitlerin altına parantez içinde bunu belirtiyor.
Evet Fethullah Gülen’in açık sohbetleri malum. Fakat “off the record” yapılan sohbetlerden olduğu iddia edilen ve gerek twitterda gerek de hiyerarşik şekilde sohbet meclislerinde ‘Hocaefendi’ den notlar’ şeklinde zuhur eden bu paylaşımların ne kadar sağlıklı olduğu konusunda şüphelerim var. Ki bu tarz notlar süreç boyunca sürekli gündemimizi işgal etti ve gelinen son nokta itibariyle irrite ediciliği arttı…17/25’den bu yana yukarıdan asağı inen birtakim ‘Hocaefendi’den gelen notlar’ silsilesinin hususiyle Türkiye ve Türkiye gibi sıkıntılı ülkelerdeki arkadaşlarin kısa vadede motivasyonunu sağlasa da uzun vadede, yani gelinen şu raddede cok tehlikeli bir hal aldigini düşünüyorum. Nitekim şimdi ismini hatırlamadığım bir yazar da meselenin insani ve imani problemler teşkil edeceğini yazmıştı. En başından beri yazılagelen rüyalar, verilen tarihler(yil ay gün), birtakim sebeplere bağlı veya bağımsız güzel haberlerin olacağı mesajları ve fakat neticenin yazıldığı gibi olmamasi hepimizin malumu.(Ki gayb Allahu alemdir.) Bu tür kapalı devre sohbet notları hocaefendiden geldi şeklinde sunuluyor ama kimin not tuttuğu belirsiz. Birkaç misal verecek olursak; 15 temmuz sonrasi Hocaefendi’den geldiği söylenen notlarda 2017 Mart’ta Türkiye’de sorunların kalmayacağı, herşeyin biteceği gibi bir müjdeli haber vardi. (Daha öncesinde de onlarca bunun gibi mistik haberler oldu.) Gaybubetle hicret arasında kalmış olan benim gibi biri için adeta sarılacak bir umut olan bir haberdi bu(trajikomiktir). Ama geri dönüşüm olarak birçok arkadaşımızla beraber ‘bunu neye göre demişlerdir’ diye sorguladık. Ve güncellenen notta bu müjdenin muhatabının Pakistan olduğunu öğrendik. Ve yine güncellenen bir notla bu haberin bir abi yorumu daha doğrusu temennisi olduğunu anladık. Mart gelip cattığında da bu müjde zaten gercekleşmemişti.
Hocaefendi’den geldiği söylenen notları hala twit ortamında ve mesajlarla okumaktayız. -Artık tarihsiz de olsa- bunlara benzer ümit dolu notlar devam ediyor. Evet ümit yaşatır insani. Lakin bu tarihsiz ümitvari notlar bazen öyle tarif ediliyor ki sanki Allah’tan ilahi bir haber alınmışçasına ve insanın aklıyla alay edercesine.
Başa dönecek olursak Twitter’da @hayritu adlı hesap bu konuda sohbet notları yazıyor. Sarih olan sohbetler malumken, medyaya kapalı sohbetlerden notlar oldukça enterasan seyir almaktadır bu twitlerde ve notlarda. Bunu okuduğumuz birçok twit ve mesajlarda görmekteyiz. Misal; @hayritu bir twitinde başparmağı kapalı diğer parmakları açık el görseli kullanıyor ve altında F. Gülen imzali bir yazı. Yazıda şu yazıyor;” Gayretullaha dokunmaya 4 kaldı. 4, bazen gün, bazen hafta bazen de aya tekabül eder.”
Evet twit üzerinden ay değil yıllar geçti …Bu kadar kesin, müneccimvari bir paylaşımı gerçekten Fethullah Gülen söyledi mi? Yoksa Fethullah Gülen ismi kullanılarak ümit ticareti mi yapıldı? Bu ticaretin faydası ne?
Yakın zamanda bir cocuğunu kaybetmiş bir cocuğu yoğun bakımda ve gaybubet halinden ötürü bebeğinin kokusunu duyamamış bir arkadaşım, Hocaefendi’den geldiği iddia edilen buna benzer bi not paylaşımından (ki Hocaefendi’den geldiği yazıyordu ama aslinda @kanadanotlar hesabının kendi yorumlarıydı) sonra şuna benzer ifadeler yazdı; ”Ah be hocam sen bari yapma! Artık takatim kalmadı…Bitmiyor işte zulüm..”.
Bunun gibi sisli paylaşımlarla kredi tüketildiğinin ve sabrın aktifsizleştiğinin farkında olunulmalı. Genel itibariyle insanlara ümit satıp hayal kırıklıkları bırakmak, gaibten haberler vermek, Allah ve Peygamber adına veyahut da Fethullah Gulen adına konuşmak, sorgu, suale ve haklı eleştirilere kapıları kapatmak, eski/yeni ayrımı, pota hesabı yapmak, empati yoksunluğu… Bu gibi twitleri bolca bulabilirsiniz. Ve maalesef kitleleri bir arada tutma ve hatta gütme amacı gibi duran bu söylemler çok muhatap buluyor. Adeta dini söylemlerle afyonlaştırılmak isteniyor acılar. Ve yine acılar üzerinden din satılıyor. Çekilmeyen derdin, duyulmayan ateşin hadsizce ve ahmakça sözcüsü olunuyor. Ve hatta mağdurlara ve bazı hatalardan kaynaklı canı yanmışların haklı serźenişlerine karşı üst perdeden ihtarlar ediliyor bu gibi hesaplarca.
Kanaatim; bamteli ve röportajlar hariç Hocaefendi’den geldiği söylenilen hiçbir kaynaksız yazıya itibar edilmemesi.Bu muhal, kraldan çok kralcı, şeyhini uçuran mürit modelli @hayritu hesabı, birileri tarafından mevcut yerleşik kadrolara ‘Hocaefendi’nin yanından notlar’ şeklinde okutulması tavsiye ediliyor olabilir. Nitekim eskiler ve yeniler gibi iğrenc (yıkılası ağabeylik) ayrımda eskiler ekibine hala @hayritu mesajları pompalanıyor. Bu ümit oktavli gazlarla eskiler eski hatalara devam edebilir. Netice itibariyle de baharın gelmesi 4 parmak(!) daha ertelenebilir…Vesselam.
Tugrul Koray
Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here