Cezaevinden Mektup

0
290

“Size kavuşmak istiyoruz,yollar bize uzak
Sizi öpmek istiyoruz,tenler bize uzak
Sizi kucaklamak istiyoruz,kollar bize uzak
Sizi dinlemek istiyoruz,teller bize uzak….”

Bu dörtlük, öğretmen olan babamın,ben cezaevindeyken,bana yolladığı ilk ve son mektubun içinden. En son, ben gelin olurken bana şiir yazmıştı. Siz diye yazmış,eşim ile tutuklu olduğum için. Sanki berabermişiz gibi. Babam, o tek mektuptan sonra,bir daha mektup yollamadi,yollayamadı. İçine yediremedi,hapisteki evladına mektup yazmayı.
Mektubun hazin yeri,cezaevinden,bir mahpusun gözüyle mektup.

Cezaevi de olsa insan garip olunca oluyor. Eğer şanslıysan sana mektup gelir. Çoğu arkadaşımıza mektup da ziyaretçi de gelmezdi.

Bizim koğuşta mektuplar saat 11 gibi gelir. Kapıdan seslenir gardiyanlar. Ayşe,Fatma, Serap…. vb.Gardiyan seslenirse koşmak zorundasın.  Vakti yoktur gardiyanların. Önce alt kat,sonra 25 adımlik havalandirmayı koşup, mektubunu alırsın.

Kimse başkasının mektubunu alamaz. Mektubunu alan hızla yatağına koşar,açar ve okumaya başlar. Okuduktan sonra ,derin bir sessizlik yaşar,gözünden iki damla yaş akar. Sonra da arkadaşlar görmesin diye siler. Sonra kendi aramızda başlarız. Aaaa şunu yazmış,bak bak şunu demiş. Fotoğraflara bakar,benim çocuk ne kadar büyümüş, anam nasıl da yaşlanmış,babamın saçlarına ak düşmüş,tarzında cümleler kurarız.

O dört duvar arasında mektup,hava,su,ekmek demek. Telefon görüşüne sığdırılamayan cümleler. Sevenin sevdiğine duyduğu hasret,eşlerden gelecek sadakat tazelemeleri,çocuklardan gelecek anlamlı anlamsız resimler. Hasret,özlem,mutluluk,hüzün,gözyaşı,sevildiğini hissetmek. Değer bilmek,kadir kıymet bildiğini hissettirmek.
Hapiste mektup öyle bir kere okunmaz.Okursun,bir daha okursun,sonra aradan zaman geçer,eski mektupların içinden çıkarır yine okursun.Mektuplarin da geldiği yere göre kıymeti vardır. Her mektuba aynı muamele yapılmaz.

Akrabadan gelenler,anne babadan gelenler,dostlardan gelenler ve sevgiliden(bizim koğuşun tabiriyle göynündekinden) gelenler. Göynündekinden gelen bir başka. Eşimden haftada bir kere mektup gelirdi. Bir hafta boyunca o mektubu,yastığımın altına koyar,her gece yatmadan okur,uyurdum. Dedim ya göynündekinden gelen bir başka.

İlk tutuklandığımda arkadaşlar,’Eşine mektup yazacaksan yaz,mektuplar altı güne gidiyor’ dediklerinde çok şaşırmıştım. Bayan olmanın verdiği naz makamını kullanarak ‘Önce o yazsın ‘ demiştim.  Bu nedenle eşime üç hafta mektup gitmemiş. Onun bana üç mektubu gelmişti.

Ailemden ilk mektup geldiğinde,3 yaşındaki kızımdan, bir bucuk ay sonra ilk defa haber almıştım. Havalandırmanın ortasında,diz çöküp hıçkıra hıçkıra ağlamıştım. Cezaevinde en kötü şeydir haber alamamak. Işte mektup bazi haberlere de vesiledir.

Koğuşta mektubun sevdalara vesile olduğunu da gördüm,ayrılıklara da. Aşka da ,kıskançlığa da. Hasede de,mutluluğa da. Bana aşk nedir diye sorsanız,Ahmet abinin 157 adet mektubudur derim. Seher abla ile Ahmet abi 32 yıllık evliydiler. Ahmet abi ,Seher ablanın tutuklu bulunduğu  157 gün için,157 adet mektup yazdı.

Yürekten,samimi.Ah şu mektuplar nelere kâdirdi. Seher ablanın mektuplarî geldiğinde yüzünde güller açardı.
Bana hüzün ne diye sorsaniz,20 yaşındaki koğuş arkadaşım Meral’in gözleri derim. Meral 2 yıl okuduğu üniversiteden yeni mezun olmuş,mezun olduktan hemen sonra da tutuklanmıştı. Koğuşun en küçüğüydü. Hepimiz için özeldi. Bir gence sevdalıydı Meral. 6 ay ilişkileri olmuş,sonra Meral tutuklanmış. İlk tutuklanınca bayağı mektup yazdı sevgilisi. Ama sonra mektuplar azaldi. Biz,vakit bulamıyordur diyoruz,teselli ediyoruz ama nafile. Tutukluluğu uzadıkça Meral’e hiç mektup gelmez oldu. Meral günlerce bekledi. Soğuk günlerde bile içeri girmeden,mektup için,havalandırmada durdu. Ama o ,gelmesi beklenen son mektup gelmedi. Aylar geçti Meral üzüntüyle bir gün’ Keşke ,o son mektup gelseydi.’ Dedi.

Mektup ,insanın özü demek aslında. Sen olmadan yazamazsın mektubu. Çevrendeki karmaşayı bırakmadan,iç dünyan ile başbaşa kalmadan yazamazsın. Yazacağın kişiyi düşünmeden yazamazsın. Hatıralar canlanır mektup yazarken. Hatıralar olmazsa yazamazsın. Yaşanmışlıkları yazarsın, geçmişi güzel günleri.

Mektup yazarken,elinin gücü sınırlı olduğundan,konuşmandaki kadar cömert davranamazsın. Titiz,hassas olman gerekir. Demirci ustası değil,kuyumcu olursun yazarken. Küçük ayrıntıları bile önemsersin. Bu nedenle ,bir mektupla,en değerli kelimeler not edilir tarihe.

Üşenmeyin,yazın ve yollayın. Sevinç gözyaşı olursunuz birilerinin gözlerinde.
Rana Ercan

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here