Acun Karadağ; Yüksel Okuluna Hepiniz Davetlisiniz

0
430
Dün yayına başladığımız röportaj kaldığı yerden devam ediyor..
Sizce sosyal medya nedir?  Medya zaten sosyal değil mi? Başına sosyal kelimesini eklememize gerek var mı? Ya da medya hala yeterince sosyal değil mi?
Sosyal medya tekelleştirilememiş, kontrol altınaalınmamış ya da satın alınamamış medyayı ifade ediyor. Yani düşünün televizyonların tamamına yakını iktidar tarafından ya satın alındı ya da kapatıldı, susturuldu. Sosyal medya aslında özgür medya. Şimdi iktidar bunun çalışmasını yapıyor. Sosyal medyayı da sosyal olmaktan, özgür olmaktan çıkartmaya çalışıyor. Atılan tweetlerdendolayı insanları hukuk dışı biçimde tutukluyor, akıl almaz cezalar çıkarttırıyor. Niye? Çünkü sosyal medya hesaplarını satın alamayacağı için baskıyla susturmaya çalışıyor. Sosyal medya, özgür medya. Sosyal medya kamuoyu aslında.
 
#668Bebek hashtagi çok ses getirmişti. Gerek yurt içindeki gerek yurt dışındaki kaçırılma hadiselerine dur diyen de oldu, beddua edenlere de şahit olduk. Sosyal Medya da profil fotoları bile gündeme göre değişiyor ama fiziksel uzantısı olmayan bu tepki bir hafta sonra ortadan kayboluyor ve olaya konu olan şeyler unutuluyor. Etkisi sizce nasıl sürdürülebilir? Sosyal medya sonuç odaklı eylemlere yönelik nasıl kullanılmalı?
Hesaplar ayrıştırıcı dili bir tarafa bırakıp asgari müşterekte anlaşabileceği hesaplarla iletişim         halinde olmalı bence. Bunun için gerçek isimlerin kullanılması çok önemli. Güvenilirlik birinci koşul. Güven verilmeli mesajlarda. İstikrarlı olmak, samimi bir dil kullanmak, ne istediğini açıkça ifade etmek benim için önemli kriterler mesela. Gerçek hayatta olanlar ne ise sosyal medyaya da o yansıyor. Gerçekte küfürbaz, sürekli hakaret eden, sabit fikirli, ırkçı, mezhepçi, cinsiyetçi insanlarla nasıl görüşmüyorsamsosyal medyada da aynısı oluyor. Mesele iyi insanları keşfetmek ve onlarla iletişim ağını büyütmek. Böyle bir güç odağı oluşturulursa mükemmel olur. Ayrıca iktidarın en iyi yaptığı şey suni gündem yaratarak sosyal medyayı da bölmek gerçeklerden uzaklaştırmak istiyor. Gündemin peşinden koşmaktansa kendi gündemimizi yaratmak en doğru hareket olacaktır.
Sosyal medya sosyal hayatınızı nasıl etkiliyor?
Aslında sosyal hayatım tek merkezli olmadığı için sosyal medya da tek uğraşım değil. Hayatımdaki her şeyin bir değeri var. Biri birinden daha öncelikli olmadığı gibi daha çok zamanımı da almıyor. Genellikle sabah erken saatlerde kitap okuyorum. Gün içinde direniş, eylem, çıkışta arkadaşlarla sohbet, direnişle ilgili kararlar aldığımız, direnişi değerlendirdiğimiz gün sonu sohbetleri de var. Evim ve kızım. Bunlar da gün içinde meşguliyetlerim. Uyku 8 saatten az değil. Hepsine zaman ayırmaya çalışıyorum ve dengelemeye çalışıyorum. Fakat son iki sene de mücadele memleket meselesi oldu. Kafam sürekli bu memleket nasıl kurtulur için çalışıyor. Cumartesi günleri Yüksel Okulu var. Ders yapıyoruz yetişkinlerle.
15 günde bir Pazar günleri de kahvaltımız var ihraçlarla. Sizleri de bekleriz. Mesela bu Pazar üçüncü kahvaltımız var. Bütün etkinliklerimi sosyal medyadan duyuruyorum. Benim için bu çok önemli. İnsanlar iktidarın iddia ettiği gibi bir terörist değil hayatın içinde, samimi, dürüst, güvenilir, insanları seven, halkın içinde halktan biri olduğumu görsünler istiyorum. Sosyal medyanın gücüne inanıyorum. Mesela bir haftadır badana ve temizlik işi ile uğraştığımı insanlar biliyor. Çünkü sosyal medyadan duyurdum bunu.
Acun Öğretmenin direniş ve Sosyal kimliğin dışındaki hayatında neler var?
Aslında bu soruyu diğer soruların içinde özellikle yukardaki soruda cevapladım sayılır. Ama güncelerimden bahsetmek isterim. Facebook’ta yayınlıyorum. Bunları bir kitap halinde basmak istiyorum mesela. Şimdi onun hazırlığı sürüyor. Yüksel Okulu zamanımı alıyor biraz. Araştırma yapıp Üzerinde konuşacağım metni belirliyorum. Başka ne var derseniz, hayatımda bir erkek yok mesela. Boşandıktan sonra yeniden evlenmeyi düşünmedim hiç. Kızımla aynı evde yabancı bir erkeğin olacağını düşünmeye bile tahammül edemedim. Hoş eğer evleneceğim biri olsaydı bu kesinlikle çok insan biri olurdu. İşte bu insan birini göremediğim için de evlenmeyi düşünmedim. Tanıdığım herkesle iyi geçinir, her insana saygı duyarım ama erkek arkadaşım ya da eşim olacak birisi için fazlaca titizim galiba. O kadar aklı başında erkek de çıkmadı karşıma maalesef. Gençlikte “olsun baş ederim, öğretirim” gibi bir uçarılık olabiliyor fakat yaş ilerledikçe, akıl da ilerliyor, ayağı yere basıyor insanın. Psikolojide androit insan tipi tanımlıyordu okuduğum bir kitapta. Diyor ki cinsiyet özelliklerini yitirmeden her iki cinsin işlerini de yapabilen insanlardır androitler. İşte ben o tiplerdenim. Her dönemde kendi işini kendi gören, birlikte iş görebilen ama yalnız kaldığında başkasına muhtaç olmayan bir tipim. Bunlar erkek işi ben yapamam demedim hiçbir zaman. Başımda bir erkek olsun özgüvensizliği de yaşamadım. Dolayısı ile bir erkek olacaksa hayatımda bu sadece bana arkadaş olabilecek kadar donanımlı olmasını gerektirir, o kadar. Diyelim ve bu cevabı bitirelim bakalım.
Bu süreçte kalbinize pil takıldı. Sağlık durumunuz nasıl?
Kalbime pil takılmasının nedeni çarpıntılarımın durmayışıydı. Bu açıdan kendime kızıyorum şimdilerde. Yapılan haksızlığı ve okulun önünde her gün gözaltına alınma stresini fazla abartmışım. O dönem çok olağanüstü geldi bana. Beynimi kontrol edemedim. Fazla stres bu hale getirdi beni. Şimdiki gibi “olacaklar olur”deseydim belki o ritim bozukluğunu yaşamayacaktım. Bu iktidar birinci derecede sorumludur sağlığımın bozulmasından. Bunun hesabını da verecekler ileride. Yargılanacak o okul müdürü ve polisler, onlara talimat verenler. Şimdi daha rahatım. Kalp pilinden hariç tansiyon hastasıyım. İlaç kullanıyorum. Ankilozanspondilit denilen bir romatizmam var. Omurga romatizması. Bu, Suna Pekuysal ve Ahmet Mete Işıkara’nın hastalığı. İleriki yaşlarda belinizi büküyor. Kimsenin önünde eğilmedim şimdiye dek ama korkarım bu hastalık yüzünden herkesin önünde eğileceğim yaşlılığımda. Eğilmemek için ilaçlarımı düzenli kullanmalı ve egzersiz yapmalıyım. İkisini de yapmaya dikkat ediyorum. Yapmazsam korkunç omurga ağrıları çekiyorum. Yine de tüm bunlara rağmen kendimi dipçik gibi hissediyorum. Kalp piline kadar atom karınca diyorlardı bana. Bu hareketliliğimi biraz yitirdim ameliyattan sonra ama kazanmaya çalışıyorum yavaş yavaş. Bitmez tükenmez bir enerjim var. Direniş için kullanıyorum bunu.
 
Kadın ruhu sevecen, sempatik, şefkat doludur. Kadınlar bir çınara yaslanıp yaşlanmak ister.  2006 yılındaki eşinizden ayrıldınız. Bir de üstüne 2015 yılında sevgi alışverişi yaptığınız öğrencilerinizden koparıldınız. Tüm bunları ne ile telafi ediyorsunuz?
Eşimden 2006 yılında ayrıldım. Kızımla yaşıyorum. Ablalarım var. Annem babam vefat ettiler. 2002 de annemi, 2011 yılında abimi ve bir ay sonra da babamı kaybettim. 5 kız kardeşiz. Ablalarım çok iyidir. Çok severler beni. Ben onların kara kızlarıyım. Genellikle onlarla görüşürüm günlük hayatımda. Uzakta olanlarla internet üzerinden konuşurum. Aslında özel bir kadın ruhu olduğuna inananlardan değilim. Cinsiyetçilik de mezhep, ırk, din gibi sosyal bölücülerden biri gibi geliyor bana. İnsan olmaktan yanayım. Mesela ben eğer karşı taraf bana cinsiyetçi mesaj vermiyorsa konuşurken onun kadın ya da erkek olduğunu düşünmem bile. Ki kadın ya da erkek olsun eğer bir mesaj veriyorsa rahatsız olurum bundan. Çünkü konuşan cinsiyetimiz değil beyinlerimizdir. Fakat toplumun böyle biçimlendirilmediğinin de farkındayım aslında. Reklamlarda, dizilerde, aldığımız ürünlerde cinsiyetçiliğin ön plana çıkarıldığını da biliyorum. Bize biçtikleri rolleri böyle öğretmeye çalışıyorlar. Ben bu rollere tersim biraz.
Peki ya Direnişte Kadın olmak?
Zor tabi. Çünkü erkek polisler ve erkekleşmiş kadın polislerin tacizine uğrayabiliyorsunuz. Birisiyle mahkemeliğim. Belki sosyal medyadan izlemişsinizdir. Bir çevik kuvvet amiri, heykelin önüne yürürken beni görmedi. Engellemesi gereken bir durumda boş bulunup beni farketmedi. Hem bu zaafını telafi etmek ve beni engellemek için hem de bu zaafa ben sebep olduğum için benden intikam almak için eliyle göğsümü kavradı. Tabi ki bundan utanacak değilim. Bağıra bağıra hem diğer polislere hem de çevredeki insanlara teşhir ettim kendisini. O panikle hem yüzüme gözüme gaz sıktırdı,hem de gözaltına almaması gereken bir durumda gözaltına aldırdı beni. Şimdi davamız var. Ama tarihini hatırlamıyorum. Sosyal medyadan duyururum. Beklerim sizi de. Bunun dışında bir sıkıntım yok. Erkeklerden daha iyi direndiğimi düşünüyorum(karşılıklı gülüşmeler)
Bugünleri yarına aktarma adına Kitap yazma veya senaryolaştırma düşünceniz var mı?
Güncelerimi kitaplaştıracağım. Çalışmam devam ediyor.
Yorduk sizi ama değdi. Teşekkür ederim. Sevgiler 
Sevgiler bizden.. Gerçekten yoruldum yahu (tebessümler)
Bugün röportajın son bölümünü yayınladık. Aslına bakarsanız Acun Hanım her soruya titizlikle ve bir disiplin çerçevesinde cevaplar vererek bize nasıl bir Öğretmenlik anlayışına sahip olduğunu da gösterdi. Birlikte direnme adına satır aralarında okuduğunuz çağrılar umarım dikkate alınır ve dünya birlikte yaşanır hale gelir.
Önemli Not: Sıradaki röportaj  Natali Avazyan ile gerçekleştirildi. Takipte kalın.
Yeni Hamle Editör / Deniz ZENGİN
Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here