15 Temmuz Sonrası Kararan Hayatlar:Nur Hayat Yıldız

0
379

“Kusura bakmasın kimse, ortada mağduriyet falan yok” demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan. Kendi rejiminde somut delil olmadan tutuklu bulunan 17 bin kadını ve anneleri ile ceza evinde yaşayan 700 bebeği unutarak. Doğum yaptıktan saatler sonra kundaktaki bebeğiyle tutuklanan onlarca anne rejimin acımasızlığına uğradı. Yasalara göre tutuklanamayacak olan hamile kadınlar esir edildi. Cezaevinde doğum yaptıktan sonra aileleri ile bile görüştürülmeden yine zindanlara götürülen çiçeği burnunda anneler bu kötülük sisteminin kurbanı oldu. Bugün hala 45 hamile kadın tutsak. Yıllardır özlemle beklenen habere sevinemeden tutuklandı anne adayı Nurhayat Yıldız da. 14 haftalık hamileydi gözaltına alındığında. İkizleri olacaktı. Uzun gözaltılar ve psikolojik baskılardan sonra ikiz bebeklerini kaybetti cezaevinde. Cenazeleri bile gösterilmedi bebeklerin. Bir mezarları dahi olmadı. Belki Nurhayat Yıldız için bundan daha büyük bir acı yoktu ancak rahatsızlıklarına ve psikolojik durumuna rağmen ‘terörist’ suçlamasıyla 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edilmekte çaresizliğini başka bir boyuta taşıdı.

Ev hanımıydı Nurhayat Yıldız. 28 yaşındaydı. Evliliğinin ilk yıllarında çocukları olmamıştı. Tedavi sürecinin ardından 3 sene sonra güzel haber nihayet gelmişti. İkiz bebekleri olacaktı Yıldız çiftinin. Aile sevinçliydi ancak ülkede kaos hakimdi. Sonuçları Erdoğan rejiminden başka kimseye yaramayan 15 Temmuz hadisesi olmuş, ülkede var olan cadı avı tavan yapmıştı. Hükümet darbe girişiminden Hizmet Hareketini sorumlu tutuyor, hareket gönüllülerini ‘teröristlikle’ suçluyordu. Bu gündemden çok uzaktı Nurhayat Yıldız. Doğacak olan ikizlerini düşünüyordu. Hamileliğinin 14’üncü haftasındaydı.

29 Ekim 2017 günü kontrol için Sinop’taki köylerinden Samsun’daki hastaneye gidiyorlardı. Yolda bindikleri otobüs polis kontrolü için durduruldu. Kontrol sırası Nurhayat Yıldıza geldiğinde polislerin “aramanız var, bizimle karakola kadar gelmeniz lazım” sözleriyle irkildi genç anne adayı. Gözaltına alındı. Karakolda ‘terör örgütüne iltisaklı olma’ suçlamasıyla karşılaştı. Erdoğan rejimi, Hizmet Hareketi gönüllülerine yönelik bir cadı avı başlatmış ve Nurhayat Yıldız’da bunun kurbanlarından biri oluyordu. Adliyeye sevk edildi. Kendisini sorgulayan savcıya ve tutuklama istemiyle sevk edilen hakime hamilelik durumunu anlattı. “Hamileyim, ikiz bebek bekliyorum. Sağlıksız bir ortamda bebeklerimi kaybedebilirim. En azından tutuksuz yargılayın” dedi. Hukuka göre değil aldıkları emirlere göre işlem yapan günümüz hakim ve savcıları bunların hiç birisine kulak asmadı. Yaptıkları kanunsuzluk ve insan hakkı ihlali karşısında rejim tarafından yağlı bir bahşiş beklercesine tutukladılar Nurhayat Yıldız’ı. Üstelik hamile olduğu bilinmesine rağmen akrabaları tarafından şikayet edilmişti. Kuzeninin eski kocasının verdiği gerçek dışı ifadeyle hakkında soruşturma açılmıştı. Bylock adlı iletişim programını kullanmayı ‘terör örgütü üyeliği’ için yeterli sayan yargı mekanizması soruşturmaya bir de bu iddiayı eklemişti. Ancak Nurhayat Yıldız, Bylock ismini ilk defa duyduğunu ve kullanmadığını söyleyerek iddiayı kabul etmedi. Parmak izi ispatı için telefonun kriminal incelenmesine gönderilmesini istedi. Bu talebi reddedildi. Zindanlarıyla nam salmış bir şehrin hapishanesine, Sinop Cezaevine gönderdiler. Ailesi aldıkları doktor raporuyla birlikte tutukluluğa itiraz etti. Hamilelik aşamasında sık sık doktor kontrolünde olması gerektiğini söyledi savcıya. Bunlarda yeterli olmadı.

Hapishane şartları zordu. 8 kişilik koğuşta 25 kişi kalıyor, sırayla uyuyorlardı. Yetersiz havalandırmaya, kısıtlı yürüyüş alanına ve sağlıksız koşullara rağmen bebeklerini korumak için mücadele ediyordu Nurhayat Yıldız. Ancak dayanamıyordu. Rahatsızlandığı halde ancak günler sonra doktora gidebilme imkanı bulabiliyordu. 40 gün olmuştu tutuklanalı. Bebekleri artık 19 haftalıktı. Bebekleri için çok kritik günler olmasına rağmen o uykusuzluğa, yorgunluğa, beslenme yetersizliğine karşı savaş veriyordu. Suçsuzluğunu kimseye anlatamaması ve binlerce anne gibi kirli bir savaşın kurbanı olmak psikolojisini harap etmişti. Vücudu yorulmuştu. 19 Ekim 2017 günü sancıları dayanılmaz bir hal aldı. Cezaevi doktoruna götürüldü. Yıllardır beklediği bebekleri karnında öldüğünü duyunca tarifsiz bir acı kapladı bedenini. Kendisinin hayatı da tehlikedeydi. Cezaevi doktoru derhal ameliyata alınması için şehir hastanesine sevk edilmesi gerektiğini söyledi. Belki de ihmalleriyle doğmamış iki bebeğin ölümüne sebebiyet veren koltuk sahipleri şimdi de canından parça yitiren, yaşam mücadelesi veren Nurhayat Yıldız’ın tedavi için hastaneye sevk edilmesine izin vermiyordu. Bu arada ailesi de durumdan haberdar olmuştu. Israrlı talepleri sonrası Nurhayat Yıldız hastaneye sevk edilerek ameliyata alındı. Dikişleri iyileşinceye kadar hastanede kalması gerekirken 2 gün sonra tekrar cezaevine götürüldü.

Ancak Yıldız Ailesini üzüntüye boğan başka bir hukuksuzluk daha oldu. Yetkililer defin için bebekleri aileye vermedi. Bebeklerinin bir mezarı bile olmadığını öğrenen Nurhayat Yıldız’ın ruh hali her geçen gün daha fazla bozuluyordu. Günlerce ne kontrole ne de psikologa çıkarıldı. 18 aylık tutukluluğun ardından 16 şubat 2017 günü karar durulması yapıldı. Hakkındaki suçlamalarla ilgili talep edilen kanıtlar henüz kurumlardan gelmediği halde, mahkeme Nurhayat Yıldız hakkında 7 yıl 6ay hapis cezasına hükmetti. Bebeklerini parmaklıklar ardında kaybeden bir annenin duyduğu acı hissi kadar sorumluluk duymayan hukuk tanımaz yöneticiler hakkında ise bugün hiçbir işlem yapılmıyor. Nurhayat Yıldız ve onun gibi tutsak binlerce anne adaletin tecelli edeceği günleri bekliyor.

Bu videonun hazırlanmasında emeği geçen metin yazarlığı, seslendirme ve montaj ekiplerine teşekkür ederiz.

Nur Hayat Yıldız’ın yaşadığı trajediyi anlattığımız yayını VİDEON kanalımızdan izleyebilirsiniz.

Abone olmayı unutmayın..

Nurhayat Yıldız – 15 Temmuz Sonrası Kararan Hayatlar

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here