15 Temmuz Sonrası Kararan Hayatlar:Suna Uslu

0
497

Erdoğan ve rejimi Türkiye’ye tarihinin en kötü dönemini yaşatıyor. Darbe girişimi adı altında yapılan soykırıma varan uygulamalardan çocuklar da etkileniyor. 17 bin anne ve 668 bebekte rejim için bir tehdit. Masumiyetleri tartışmaya açık olmayan yüzlerce bebek hapiste. Daha 40 günlükken annesi ile birlikte hapishaneyle tanışan, emziği cezaevi yetkililerince kendisine verilmeyen, emeklerken cezaevi betonlarında dizleri aşınan Asım bebekte onlardan biri.

3 çocuk annesi Suna Uslu 30 Kasım 2016 tarihinde, Hizmet Hareketine yakın bir öğrenci yurdunda geçici bir süre sigortalı çalıştığı için o zaman 40 günlük olan bebeği Asım ile birlikte Aksaray’da gözaltına alındı. Hukuksuzluklara gebe OHAL ortamında 7 gün boyunca sorgusu devam eden Suna Hanım, kötü nezarethane koşulları nedeniyle Asım bebeği yanına almak istemedi. Asım bebeğin 2 saatte bir anne sütü alması gerekiyordu. Ancak nezarethanede yetkilileri Asım bebeğin günde 3 defadan fazla getirilmesine müsaade etmedi. Suna Uslu bir hafta sonra mahkemeye sevk edildi. Ardından tutuklanarak bebeğiyle birlikte Konya Ereğli cezaevine gönderildi. Ancak kanuna göre bu mümkün değildi. Zira kanun, hamile ya da 6 aydan küçük bebeği olan kadınların tutukluluklarının ertelenmesini emrediyordu. Ancak Suna Uslu 40 günlük Asım bebeğiyle tutuklanmıştı. Psikolojik baskıya dayanamayan Suna Hanımın 2 ay sonra sütü kesildi. Bebeği Asım’ı beslemek için mama alması gerekiyordu. Cezaevi yetkilileri önce buna engel oldu. Ardından sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine izin verildi.

Hapishane koşulları yeni doğmuş bir bebek için dayanılmazdı. Asım bebeğe yatak dahi verilmediği için annesiyle yatmak zorundaydı ve bir gece yataktan düştü. Bebeğini acile yetiştirmek için çırpınan anneye, kaçma şüphesiyle kelepçe takıldı ve bebeği ile birlikte hastaneye bu şekilde götürüldü. Asım bebek cezaevinin taş zemininde ve beton avlusunda emeklediği için avuç içleri ve dizleri su topladı, kıyafetleri parçalandı. Dizleri yırtık kıyafetleri hafızalara kazındı.

Suna Hanımın Asım’dan başka 2 çocuğu daha vardı. Süleyman ve Mücteba’ya göğüs kanseri olan ve tedavisi hâlâ devam eden babaanneleri bakmak zorunda kaldı. Suna Hanımın, önce tutuklanan ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan eşi Mustafa Uslu yaşanan olaylardan çocuklarının nasıl etkilendiğini şöyle ifade etti: “Bir gün oğlum Süleyman yanıma geldi ve çok kötü bir rüya gördüm. Polisler anneme işkence ediyordu. Çok korktum ve aynı rüyayı görmekten korktuğum için uyuyamıyorum.”

Mustafa Uslu, eşinin delilsiz bir şekilde yeni doğmuş bebeğiyle birlikte hapiste olması ve çocuklarının yaşadığı tramva üzerine, durumu anlayacağını düşünerek savcıya gitti. Ancak Mustafa Uslu’nun savcıdan aldığı cevap Türkiye’deki adalet mekanizmasını özetler nitelikteydi: “Eşin itirafçı olsun 2 satte çıkarırım, bebeğinizin de içeride olması benim değil annesinin suçu.” Suna hanımın kanser hastası kayınvalidesi durumun vahametini anlatmak için aynı savcıya yine gitti. Savcı bu kez de “Eğer gelinin itirafçı olmazsa oradan çıkamayacak” diyerek ailenin adalete karşı umutlarını tüketti.

Suna Uslu, cezaevine girdikten 10 ay sonra 21 Eylül 2017’de ilk defa hakim karşısına çıkarıldı. Baronun avukat vermediği Suna Hanımın mahkemesi 25 dakika sürdü. İddianame okundu, hakkında Hizmet Hareketine yakın bir yurtta çalışmasından başka bir delil yoktu. Mahkeme devlet izniyle acılan ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından denetlenen bir kurumda çalışmayı ‘terör örgütü üyeliği’ için yeterli gördü. Suçsuzluğunu ispatlamaya çalışan Suna Hanım ise kendisine verilen 10 dakikada derdini anlatmaya çalıştı. Ancak ses sistemi bozuk olduğu için çoğu ifadeleri tutanağa yanlış geçirildi. Ve mahkeme kararını verdi: 7 yıl 6 ay hapis cezasına…

Romatizma hastasıydı Suna Hanım. Aldığı hapis cezasının ardından hastalığı hapishanede daha da arttı. Hastaneye götürüldü. Asım da yanındaydı. Suna Hanımın işi diğer mahkumlardan önce bitti. Görevliler Suna Hanım ve Asım bebeği cezaevine geri götürmek yerine 5 saat boyunca sıcak ve havasız mahkum taşıma aracının içinde bekletti. Ardından ikisi de hastalandı. Mustafa Uslu’nun aktardığına göre aracın kapıları biraz daha açılmasaydı bayılacaklardı.

Asım bebek gibi 700’e yakın bebek bugün hapiste. Gerektiği gibi beslenemiyor, sağlıklı bir ortamda büyüyemiyor. Oyuncak, yürüteç, bez ve mama gibi temel ihtiyaçları kısıtlı olarak karşılanıyor. Emeklerken taş duvarlar arasında dizleri yırtılan Asım bebek ve diğerleri gökyüzünü görmeyi, yıldızlara bakmayı, çiçekleri koklamayı, hayvanlara dokunmayı bekliyor.

Bu videonun hazırlanmasında emeği geçen metin yazarlığı, seslendirme ve montaj ekiplerine teşekkür ederiz.

Suna Uslu’nun yaşadığı trajediyi anlattığımız yayını VİDEON kanalımızdan izleyebilirsiniz.

Abone olmayı unutmayın..

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here