Yol ve YOLCU

0
380

Alp TEKİN
Yolcu olmak değil; doğru yolu bulup yoldan çıkmamaktır aslolan. Yoldan çıkmamanın şartıdır ve yolcunun vazifesidir; usûlune göre yol almak. Yolda durmak ta hızlı gitmek te zarar verir; yolcuya ve yol arkadaşlarına.
Yavaşlatır duran gideni. Giden, ister istemez meşgul olur duranla. Bu meşguliyet zaman kaybettirdiği gibi gidene; durma düşüncesini de uyandırır bazen, gidende. Mesuldur duranlar; hem kendi hatalarından hem de sebep olduklarından.
Yolu tıkar ve gelenlere engel olur, duranlar. Bu yüzden; yolun sahibi, birgün mutlaka kaldırır duranları yoldan. Onlar durdukları için yoldan kaldırıldıklarını anlamaz da; kendilerini yoldan kaldırana kızarlar. Halbuki; gidenler için yapılmıştır yollar ve yoldakilerin sorumluluğudur, gitmek.
Acelecilik edip hızlı gidenlerin enkazları ile doludur, yol kenarları. Zarar görmeden ve zarar vermeden katetmek için yolları, hızına dikkat etmelidir yolcu. Hız limitini aşanların değil; kurallara uyarak yol alanların hedefe ulaşacaklarını unutmamalıdır. Hız’ın şeytani zevkine feda etmemelidir; ne kendini, ne yol arkadaşlarını, ne de geriden gelenleri.
Belli olmalıdır hedef; yola çıkmadan önce. Yola göre belirlenmez hedef; hedefe göre seçilir yol. Delil olamaz yolun kolaylığı; hedefin doğruluğuna ve güzellikler sonundadır genellikle; zorlu yolların. Zorluk istenen değil ama kabul edilen olmalıdır; yolcu için. Unutmamalıdır yolcu; düzlükler değil sarp yokuşlardır hedefe ulaştıran en kestirme yollar.
Önemlidir yolculukta yol arkadaşı; fakat insan bilmelidir, gerekirse yalnız başına da yol yürümeyi. Çünkü; gerçek yol arkadaşı olmak ta; gerçek yol arkadaşı bulmak ta zordur. Gerçek yoldaş değildir; gideceği yere kadar arkadaşlık edenler; yokuşu görünce duranlar, geri dönenler ve yoldan çıkanlar. Gerçek yoldaş değildir; yola çıktıklarını yolda buldukları ile değiştirip, değişenler. Gerçek yoldaş değildir; yolda hedef değiştirenler sonra da mustakim olanları suçlayarak, vicdanını rahatlatmaya çalışanlar.
En az kendini düşündüğü kadar; etrafındakileri de düşünmelidir; gerçek yol arkadaşı. En az kendi duygu ve düşünceleri kadar, arkadaşlarının da duygu ve düşüncelerine değer vermeli; beraber yol yürümenin beraber karar vermeyle olacağını unutmamalıdır. En güzele ulaşma takıntısı, güzeli kaybetmeye sebep olmamalıdır.
Baştan kabul etmelidir yolcu; ayrılık acısını, yol yorgunluğunu, yoldaki riskleri ve bilinmezlikleri. Acı çekmeden, yorulmadan, riske girmeden, bilinmezliklerle yüzleşmeden ulaşılan hedef yoktur. Yeni yerler keşfetmenin, kendiyle yüzleşmenin ve hedefe varmanın karşılığıdır bunlar. Bilmelidir yolcu; karşılığın hedef kadar büyük olacağını.

Düzlükler kadar tabiidir ve hedefe varmak için; çıkılmalıdır yokuşlar. Görülmemiştir hedefe vardığı; yokuş görünce duranın veya geri dönenin. Baştan kabul etmelidir yolcu; herkesin yokuş çıkamayacağını; düzlüklerdeki kalabalıkların yokuşlarda yalnızlığa dönüşeceğini ve asla unutmamalıdır yolcu; yokuştaki yol arkadaşlarını. Tebessümle bakmalıdır yokuşa; zira, telafi edilecektir inişte; yokuşta kaybedilen zaman ve unutturacaktır inişteki lezzet; çıkıştaki zorlukları.
Güneş kadar yolun kaderidir; yağmur, kar, tipi ve boran. Mümkün değildir hedefe varması; sadece güneşli günlerde yol alanın. Durmayı tercih etmemelidir yolcu; azaltsa bile hızını kötü şartlarda. Durarak değil; giderek kurtulacağını bilmelidir fırtınalardan ve aklından çıkarmamalıdır yolcu; fırtınalı günlerin geçici; güneşli günlerin asıl olduğunu.
Hedefe varanların izlerini sürmeli, tecrübeye kıymet vermelidir yolcu. Aklını, öncelikle hedefe varanların yaptıklarını anlama ve uygulamada kullanmalı; yolda karşılaştığı problemlere çözüm bulurken, yoldaki işaret ve işaretçilerden istifade etmelidir. Yolcu, aklıyla bulduğu çözümlerin yaşanmışlıklarla çelişmemesine dikkat etmelidir.
Tek gayesi; hedefe varmaktır yolcunun. Zaruret ölçüsünde yaşar; bunun dışındaki herşeyi. Güvenli bir şekilde yol alabilmek içindir; yemesi, içmesi, dinlenmesi. Yoldaki güzellikleri seyreder belki ama; bilir onlara gönlünü bağlamaması gerektiğini. Acı vereceğini ve faydasız olduğunu bilir; terketmek zorunda olduğu güzelliklere gönlünü kaptırmanın. Hedefi unutturabileceğinin farkındadır; o güzelliklerle fazla meşgul olmanın. Hedefe varmanın şartlarındandır; bir an olsun hedefi çıkarmamak aklından.
Selam olsun! Doğru yolda olanlara, gerçek nimete erenlere, gazaba uğramamak için kılı kırk yararcasına yaşayanlara ve doğru yolu bulduktan sonra sapmayanlara.

Alp Tekin

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here