Ticaret Savaşını Kim Kazanır?

0
472

2018 yılı büyük bir ekonomik kargaşa ile başladı. Mart ayının başında, ABD Başkanı Trump, Amerika’nın çelik ve alüminyum ithalatına ek vergiler getiren genelgeyi imzaladı. Ancak bu adımın, Amerika Birleşik Devletleri’nin Çin’den yaptığı ithalata sınırlandırma getirmek isteği olduğunu açık ve netti.

Çin’den ise beklenen hamle Pazar gecesi geldi. Çin Ekonomi Bakanlığı, ülkelerinin Amerika’dan ithal ettiği 128 ürüne (Domuz ve meyve de dahil olmak üzere) gümrük vergisi koyduğunu ve 2 Nisan Pazartesi gününden itibaren uygulamaya konulacağını açıkladı. Bunun Amerika’nın uygulamasına bir cevap niteliğinde olduğunu da açıkça belirttiler. Alınan bu karar Çin için büyük bir adım oldu.

Peki ne oldu da Çin Halk Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasında ticaret savaşı başladı? Gelin sürecin en başına bir göz atalım.

2016 yılında Donald Trump Çin’i, Amerika Birleşik Devletleri’nin fikri mülkiyet haklarını çaldığı ve iki ülke arasındaki ticari kuralları suistimal ettiği için açık bir şekilde suçlamaya başladı. Bununla birlikte bu durumun ülkesinde 6 milyonluk iş gücü kaybına neden olduğunu belirtti.

Başkanlığı’nın ilk yılında ülkesinin çelik ve alüminyum ithalatına ek gümrük vergileri getirdi. Hemen akabinde, Mart ayının ikinci yarısında Çin’den yapılan 60 milyar dolarlık ürün ithalatına ek vergiler getireceğini açıkladı. Bunun üzerine Çin Pazar günü beklenen adımı attı ve ABD’den ithal ettikleri 128 ürüne yeni gümrük vergisi getirdiğini kamuoyuna duyurdu.

Bu durumu iki ülke arasındaki ticaret hacmi verilerine bakarak inceleyelim.

2016 yılında ABD, Çin Halk Cumhuriyeti’nden 481 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirmiştir. 2012-2016 yılları arası bu ithalat hacmi %3 oranında artış göstermiş olup, Çin’in Amerika’nın toplam ithalat hacmi içerisindeki payı %21 olarak gerçekleşmiştir.

Aynı yıl içerisinde Amerika söz konusu ülkeye 115 milyar dolarlık ihracat yapmıştır. 2012-2016 dönemi arasında bu ihracat hacmide ki büyüme oranı %0; Çin’in, ABD’nin toplam ihracat içerisindeki payı %8 dir.

ABD Başkanı Donald Trump, iki ülke arasındaki bu ticaret hacmi farkının dengelenmesi gerektiğini, bu sebeple ek vergi gibi önlemler almak istediğini belirtmektedir.

Bu ticaret savaşını kimin kazanacağı henüz belli olmamakla birlikte, bir çok ekonomist Çin’in piyasada başka alıcılar bulabileceği görüşündedir. Buna örnek olarak, Çin’in Afrika’nın çok büyük ve el değmemiş bir pazar olduğunun farkında olduğunu ve özellikle son yıllarda Afrika’da inşaat ve altyapı yatırımları yaptığını belirtmektedirler. Afrika pazarı ile ticaret hacminin ne yönde gittiğini bir örnekle ele alacak olursak:

2012-2016 yılları arasında Çin’in Cezayir’e demir-çelik ihracatı %39; köprü, santral gibi yapı ihracat oranının %66 oranında arttığını görmekteyiz.

Buna karşılık bir çok kişide ABD’nin Çin gibi büyük bir pazar bulabileceği konusunda çok zorlanacağı görüşü hakim. Bu görüşlerin ortak noktası Çin’in yüksek popülasyonu.

Çin yaklaşık 1,4 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesidir. 2017 verilerine baktığımızda, Amerika’nın Çin Halk Cumhuriyetine 1,1 milyar dolarlık domuz ihracatı yaptığını görmekteyiz.

Peki Çin Hükümeti, ABD’den yaptığı ithalatı durdurursa veya en aza indirirse, Avrupa ve Güney Amerika’ya yeni ticari anlaşmalar ile yakınlaşması mümkün mü? Bir çok analizciye göre bu durumun gerçekleşme ihtimali yüksektir. Bunun bir sebebi olarak da, geçen hafta Trump’ın, eğer Meksika’nın ABD’ye kaçak insan göçünü durdurmaması durumunda ABD’nin NAFTA’yı (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması) geri çekeceği tehditini göstermektedirler.

Gelişen bu olaylar neticesinde bir çok soru işareti oluşmaktadır. Başkan Trump ülkesini diğer ülkelerden izole eder mi? Bu savaş nereye kadar sürecek? Dünya ekonomisi bu durumdan nasıl etkilenecek? Bu soruların cevabını çok uzun olmayacak bir zaman dilimde göreceğiz.

Yusuf Can

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here