PUSULA..!

0
750

Zindanda karanlığa çaktım gözlerimi ışıl ışıl alev alev her yer

Ve karanlık sardı tüm bedenimi ranzaların sessizliği içinde

Dünü hatırlıyorum masmavi gökyüzüyle kucaklaştığım anları

Geçmişimi hatırlıyorum hiçbir şeyin kıymetini bilmediğim geçmişimi

Yarınları umutla bekliyorum bir parça sevda için

Avlunun karşı duvarında bir ses yankılandı. Gardiyanlar geldi sabah 6 şimdi ve paslı kapılar açıldı. Ve ben hala uyuyamadım. Doğruldum yataktan ve hızlıca inerek bir abdest aldım  ilk voltanın ilk adımı için avludaydım.

Avluda sabahın soğunu içime çekiyorum ve kendi  gölgemi takip ediyorum hoyratça. Nereye gidiyorum ben bu bilinmezlik içinde.

Aklıma bir soru takıldı bir anda. Öldüm mü acaba ben yada ben mi bilmiyorum. Ölsem annem olurdu yanımda kimse olmasada ölmedim ama galiba unutuldum.
Unutulmak ölmekten daha mı acı sanki evet evet karar verdim unutulmaktan ölmekten daha acı ve sanki her gün ölmek gibi.

Avluda bir sancı çekiyorum anne özlemiyle. Ve gökyüzüne bakıyorum yasaklanmış olsa da.
Karşı duvara bir pusula çarptı eğildim aldım usulca. Ölüler koğuşundan geliyordu.

Üzerinde öyle yazıyordu. Elime aldım pusulayı  bir anda açtım. Okumak istiyordum aslında ve merak ediyordum ama okuyamadım çünkü bir başlık koymuştu bu pusulayı yazan.
O başlığı okuyunca ağlamaya başladım. Çünkü binlerce sayfaya sığacak acıyı bir başlığa sığdırmıştı. Demek ki bu kadar engin yürekli  bir deryaydı.

O başlık ise Zindan Annesiydi Allahım zindanın annesi olmak nasıl bir şeydi kimdi ve kaç yaşındaydı. Meraktan ölüyordum ama korkuyordum. Zira acıyı okuyacak gücüm yoktu ki. Cünkü biliyordum . Zindanda ki bebekleri,  yaşlı dedeleri biliyordum. İşkenceyle ölenleri, hain ilan edilip hainler mezarlığına gömülenleri, vücuduna elektrik verilip felç kalanları , annesi babası ceza evinde olup yetimhanede büyüyen bebekleri biliyordum .

O yüzden korkuyordum bu pusulayı okumaktan kendi derdimi unutalı çok  oldu . Başkalarının dertlerine ağlıyorum gece yarıları  ne olursa olsun deyip cesaretimi topladım ve bir kaç adım attım ve gökyüzünü kaplayan ölüm kafesinin kuytu köşesinde açtım pusulayı ve okumaya başladım.

Selamunaleyküm tüm dertleri kendi derdi sayan yiğit erleri, biliyorum canınız çok yanıyor biliyorum acı sıradan artık sizin için.

Anneleriniz ve babalarınız öldü. Kardeşlerinizi astılar İstanbul'un çınarlarında. Bebekleriniz kundakda hainler mezarlığına gömūldū . Zindan sizi boğuyor biliyorum.

Çünkü siz karıncaya bile basmayan beyefendiler, elleri merhamet kokan hanım efendilersiniz.

Sizi anlamadılar ve anlamayacaklar da zaten. Siz karanlığa küfür etmekten vazgeçmiş nesli atinin geleceği için kendinizi yakıyordunuz. Konuşmuyor hareket ediyor insanların ellerinden tutuyordunuz.

Ama nereden bilecektiniz ki halisane yapılan guzel işler Allah katında bu kadar kabul gördüğünü . Evet Allah sizin yaptığınız güzel işleri kabul etti. Anadolunun fakir fukara çoçuklarına verdiğin bursu , varoşlardan alıp doktor mūhendis, is adamı ve en başta insan olmayı öğrettiğin  o güzel hizmetleri kabul etti.

Başka milletlerin sömürdüğü Afrika ülkerinde ki açlıktan  susuzluktan ölen çocuklar için açtığın binlerce su kuyusunu kabul etti.

Dünyanın dört bir yanında ekmek bile bulamayan kimsesiz insanlara taşıdığın ramazan paketlerini Allah kabul etti.

Her yerde  umut sofraları kurdun ve her milletten insan geldi senin sofrana. İnsan olmayanlarda insan olmak için yada insan görmek için geldi o sofraya .

Herkes şaşkındı nasıl yapıyordunuz. Nasıl oluyor da başkası için yaşıyordunuz. Nasıl bir delilikti   siz de ki yol bilmeden iz bilmeden Anadolu’nun bir köyünden kalkıp kutuplara selam vermeye geliyordunuz hemde hiçbir şey beklemeden .

Gariptiniz sanki başka bir şeyden yada uzaydan gelmiş gibiydiniz size bakınca hayret ediyorlardı . Ne tuhaf insan bunlar  diyorlardı. Önceleri sizden korkuyorlardı . Bunların farklı bir amacı var diyorlardı. Şimdi iyi görünüyorlar ama yarın bize zarar verecek diyorlardı ama siz onlarca yıldır hep onları şaşırtınız hep iyilik peşindeydiniz. izden  hep iyilik gördükleri için inandılar Size.

Aslında  sizi izliyorlardı bir yanlışınızı görmek istiyorlardı  ama bulamadılar ve göremediler .
Baktılar ki siz hep iyilik hep güzellik peşindesiniz ve kabul ettiler inandılar siz iyilik hareketiydiniz çünkü.

Bu yolda sizi Allah istihdam eyledi bunca güzel isler yaptırdı. Allah her imkanı nasip etti sizlere. Ama bu yol uzundu dereler vardı. Vadiler vardı . Ateş çemberleri vardı. her zaman bu yolda  güzellikler yoktu.

Bu yolun yolcuları bedir savaşını, Uhud savaşını ve hendek savaşını ve hicreti ve boykot dönemini ve zindanlarda kırbaçlanmayı,  makam mevki her şeyini kaybetmeyi  en yakınlarından darbe yemeyi bin kez ölüp tekrar Bismillah diyerek başlamayı göze alarak çıkmışlardı.

Şimdi biz bu yoldayız ve zindandayız ve sürgündeyiz kardeşlerim şimdi anladınız mı  biz niye bu imtihana girdik .

Çünkü Allah bizi kabul etti. Hemde külli bir şekilde kabul etti.  Allah bizi kabul ettiği için verdiği , nasip ettiği onca güzel hizmet için şimdi başka bir hizmet  yapmamızı istiyordu ve bu hizmetin adı çile ve imtihan hizmetiydi.

Bu yolun tüm yolcularının uğradığı çile hizmetiydi bizim bu yaşadıklarımız.
Evet çok canımız yandı ve yanıyor  Dünya tarihinin görmediği bir zulmün içindeyiz .
Bu zindan bize çok şey öğretti ve çok şey nasip etti  .  Bebeklerimizin oyuncakları zindan telleri oldu .
Yaşlı nenelerimizin yaşlı dedelerimizin kabirden önceki son durakları ve inziva çilehanesi oldu burası .
Hamile bacılarımızın Yusuflarını beklediği cennet vadileri oldu burası .
Gençlerimizin nefsi emmarasini kırdığı  enaniyetlerini ayaklar altına aldığı  medrese oldu burası .
Cennete uzanan koridor günahların döküldüğü kuyular oldu burası . Namazla kuranla duayla tefekkürle birleşen meclisler oldu burası .
Evet evet kabul ediyorum  çok canımız  yandı çok ağladık yüzlerce kardeşimizi şehit ettiler işkence odalarında.

Binlercesi hasta haliyle ecelini bekliyor karanlık hücrelerde.
Hayallerimizi geleceğimizi yaktılar avlunun soğuk ateşinde .
Hamile bacılarımızi dövdūler. Sokak ortasında vurdular bizi ve cesetlerimizi parçaladılar .

Aslında herkes görūyordu ölūyorduk ve herkes biliyordu masumduk ve savunmasızdık .
Ama kimse yanımıza gelmedi hatta en yakınlarımız dahi ortada kaldık.

Gelen vurdu giden öldürdü kaçamadık zira kaderden kaçılmazdı ve kaçılmadı da.

Ama üzülmüyoruz niye mi çünkü bu zamana kadar mazlumu duyan olmamıştı.

Mazlumlar , hep dilsiz şeytanlar tarafından ortada bırakılmıştı. Binlerce yıldır mazlumlar hep ortada yapayalnız kalmıştı ve bunun örneklerini biz efendimizin çile dolu hayatından öğrendik .

Kainatın efendisine müşrikler tarafından yapılan eziyete kim ses çıkardı.
Boykot döneminde efendimiz arkadaşları açlıktan inim inim inlerken kim çığlıklarını duydu ki.

Sahabe efendilerimiz bir bir şehit olurken Ammar bin Yasir şehit olduğunda yanında kim vardı ki .
Bilal Habeşi kızgın taşların altında ezilirken iniltisine kim kulak verdi ki.

Kainatın sultanı efendimiz baskıya dayanamayıp hicret ettiğinde yanında kaç inanmış insan vardı ki. Bu yolun yolcularını sadece Allah duyuyor  . Bizide herseyi ve herkesi duyan Rabbimiz duyuyor .
Hz Yusuf’u kuyudan duydu mısıra sultan yaptı
Hz Bilal’in çığlıklarını duydu efendimize müezzin yaptı
Hz Ebubekir’in sadakatini duydu sıddıkıyet makamına çıkardı
Hz Hatice annemizin vefasını duydu efendimize eş yaptı Allah duyan ve görendir.
Haşa bizi duymuyor ve görmüyor mu? Elbette görüyor ve duyuyor o halde ne diye üzülüyoruz .

Kadere teslimiyet içinde şükürle beraber Allah’ın bize vaat ettiği gerçeği bekleyelim sabırla .
Sonunda cennet varsa beklemeye değmez mi?
Sonunda mazlum olarak Allah’ın huzuruna çıkacaksak,
ötelerde efendimizin yanında saf tutacaksak, Efendimizin sizler benim kardeşlerimsiniz mūjdesine ereceksek, milletimizin ve nesli atinin imanını selamette göreceksek, dünyanın dört bir yanında  efendimizin namı celilini duyuracaksak, imanlı şekilde kabire gireceksek, sevdiklerimizle beraber haşr olacaksak , Rabbimizim kullarım ben sizden razı oldum muradına ereceksek değmez mi çektiklerimiz? deger elbet.

Ve o gün geldiğinde mazlum olduğumuz ortaya çıktığında kimseye caka satmadan, makam beklemeden, çile çektim mülahazası içinde enaniyet yapmadan,bir vazife olduğunda kardeşim benden daha iyi bilir diyerek her şeyden evvel insan kalarak riyadan ucubtan yılandan kaçar gibi kaçarak dünya imtihanını bitirirsek iste o zaman kazananlardan oluruz.
Son sözlerim şunları söyleyip pusulamı kapatıp göndereyim.

Benim adım Fatma  ve ben 28 yaşındayım. Bu satırları ölüler koğuşunda ki hücremden yazıyorum. Belki beni kimse duymayacak yada duysa bile umursamayacak kim bilir belki de bu pusula hiç okunmayacak derdim duyulmak değil zaten derdim pusulamın döndüğü yerin belli olması biliyor musunuz  ben hamileydim bir ay önce bebeğimi kaybettim.
Bir kızım olacakti ismini sevgi koyacaktım ama olmadı bebeğim öldü karnımda  ben aslında sevginin annesi olacaktım ama oda olmadı ben şimdi zindanın  annesiyim.

Zindanı uyutup hayallerimi büyütüyorum geceleri bir şey daha var kızıma hamile kaldıktan üç gün sonra kocamı kaybettim. Benim kocam askerdi yüzbaşıydı karakol baskınında şehit düştü o zamanlar çok üzülüyordum ama dönüp geriye baktığımda iyi ki şehit olmuş diyorum kim bilir belki şehit olup kahraman olmasaydı şimdi hain olup zindana girecekti benim gibi yüreği dayanmazdı. Lafı uzattım biraz hastayım dua edin saçlarımı kazıdı gardiyanlar gecen gün ne yapalım kural böyleymiş vardır bir hikmeti elbet Ama siz yinede dua edin. Bugün değilse yarın Allah’ın adaleti gelecektir   aceleye gerek yoktur ondada bir hikmet vardır.

Kardeşlerim pusulanız dua olsun,  pusulanız kardeşlik olsun, pusulanız kuran olsun, pusulanız başkasının dertleriyle dertlenmek olsun, pusulamız Allah aşkı olsun Allah’a emanet olunuz.

Ölüler koğuşundan gelen zindanın  annesi  pusulasını bitirdim.  Ağlamaktan gözlerim şişti .
Sabah sayımının anons zili çaldı şimdi  ip gibi dizecekler bizi birazdan ve bağıracak hakaret edecekler yine. Olsun buda böyle olsun gün batsın gün doğsun yarınlar bizim olsun varsın bu iş de böyle olsun dertler bizim karanlıklar bizim tebessümler sizin olsun işte geldik buradayız yarın herkes burada olur biz bugün buradayız  olur da ölürsek üzülmeyin ağlamayın bir gün bile yas tutmayın  bizi soran olursa hepimiz paslı ranzadayız.
SARIKALEM….

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here