Neredesiniz?

0
642

Ümidi kendi içimde aramak belki de en zoruydu. Yolu tek başına yürümek… Amansızca ve görmezden gelerek Hakka yürümek… Ben bunu istemiyorum.

Cennet koridorlarında yalnız yürümek… En acı verici manzara benim için. En çıkmaz sokak. En büyük girdap… Neden bilmiyorum. Tek başına yürüyemediğimi anladığım günün ardından bunlar çıktı meydana. Bencilce hakikati saklayarak yürümektense cahilce güzel insanlarla yürümek daha evla geldi. Bilmem… Belki de onlardan bir insan olunca insan kendiyle tanışıyor ve asıl hakikati buluyordu.

Beni ümitsiz sanmayın. Yazdığım tüm yazılar onları bulamamanın hicranından. Bir genç olarak yalnız bırakılmaktan… Şu an benim gibi birçok genç kardeşimin yalnız bırakılması gibi… Neredesiniz? Bu yola kendimi adadım diyen abilerim, ablalarım… Neredesiniz?

İlk yurt dışına çıkanlar! Bunca fedakârlık örneği ile bizlere aşk şevk katanlar. Sizler… Neredesiniz? Gittiğiniz yerlere sevgiyi götürüp, fedakârlığı ve uhuvveti götürüp göç mü ettiniz? Şimdi biz gençlerin size ihtiyacı varken neredesiniz?

Onca yıl bir insana daha ulaşmamız lazım diyen büyüklerim. Yanı başınızdayız… Bizleri neden görmediniz? Bu yoldan defalarca geçip yürüdüğünüz halde, bu yol uzundur menzili çoktur geçidi yoktur derin sular var demenin ötesine neden geçmediniz? Bu yolda nasıl yürünür neden göstermediniz? Şimdi neredesiniz?

Daha sayamadığım birçok kendini adanmış ruh olarak tanıtan veya bizim öyle tanıdıklarımız… Neredesiniz? Benim gibi binlerce genç kimi hicret etti kimi ülkenin ortasında kaldı. İçeride olmayanlar da var. Neden susuyorsunuz? Neden bin bir iç konuşmayla hesaplaşmayla karşı karşıya kalıp bin bir türlü zorluğun içinde çırpınırken, kaybetme korkusu iliklerimize kadar işlemişken, neden susuyorsunuz? Neredesiniz?

Dua ediyoruz diyeceksiniz… Kavli duanız dışında imkânınız varken fiili duanızla neden yanımızda değilsiniz? Bencillik ediyorum gibi gelecek size belki… Biz gençler sizlerin gözlerinin içine bakarken hala susacak mısınız?

Ümitsiz değilim. Sakın beni ümitsiz sanmayın. Sadece bir zamanlar abilerim diye sahiplendiğim insanları arıyorum ben. Izdıraptan iki büklüm olmuş insanların dertleri ile dertlenen abilerimi, ablalarımı… Bir kişi bile kalmasın ulaşmadığımız, herkese ulaşmalıyız diyenleri… Çünkü artık herkesten çok kendi gençliğimizin, bizlerin size ihtiyacı var. Neredesiniz?

Neden politik veya siyasi konuşmalar dışında konuşmalar yapmıyorsunuz? Neden susuyorsunuz? Bir köşeye çekilip bizleri, yani gençlerinizi neden yalnız bıraktınız? Unutmayın… Şu an bende dâhil olmak üzere onca genç kardeşimin kendi ile girdiği büyük cihatta uhuvveti aradığımız bu günlerde yalnız kaldığımızı unutmayın. Sizler ey büyüklerim neler yapıyorsunuz bizler için? Neredesiniz?

Daha bir sürü soru. Sizleri arıyorum. Bulsam da sizlerden uzak kalmanın ızdırabı bu yazılan her kelime her cümle. Ama ben geleceğe aşığım. İnanıyor ve ümit ediyorum ki benim ırmağım da bir gün sizlerinki ile birleşecek. O gün bana ne diyeceksiniz…

Beni ümitsiz sanmayın… Gecenin içinde aradığım uhuvveti bulacağım gün gelecek. O zaman benliğime haykıracağım. İşte, yanıldın diye bağıracağım.

Şimdilik tahayyül ufkunda oluyor buluşmalarımız. Bir gün, elbet bir gün o kız kulesinin karşısında toplanacağız. İnanıyorum. Sakin beni ümitsiz sanmayın…

Yalnız değilim, her gecemde O(sav) ve O’nun(sav) arkadaşları ile yürüyorum ben sonsuza. Her gündüzüm de Onlarla geziyorum âlemi. Ben nereye gitsem oraya geliyorlar. Onlar nerede olsalar ben oradayım. Aynı zamanda yaşamasam da olur ki… Ben onları sonsuzluk kapısında bekliyorum. Hepsinin tek tek yüzlerine şahit oluyorum her gece. Herkesin amansızca geçip gittiği o kapının önünde… Akşam kızıllığında ufukta kaybolurlarken acaba diyorum, acaba beklerler mi beni de? Biri vardı bizden takıldı gerilerde derler mi diyorum susuyorum. İnanıyorum Onlar bırakmaz beni de… Onlar öyle kardeşler çünkü.

Aynı zamanın zaman üstü adamları da var tabi ki. Onlar sizlersiniz… Aslında hepimizin içinde geziniyorsunuz. Bizlerden biri edasıyla dolaşıyorsunuz. İnsanlardan bir insan gibi… Ama biz sizleri arıyoruz. El uzatın biz genç kardeşlerinize… Neredesiniz?

Ve sonra şu ana dönüyorum. Bir şehrin batı kıyısında bir parkta oturduğumu anlıyorum. “Ice tree” parçası eşliğinde bir köşede oturmuş Onları ve sizleri yazıyorum. Hiç biri yalnız başına gitmek istemedi bu âlemden Onların. Yanlarına en az bir kaç kişi almak istediler. Yalnız başına bu yol yürünmez büyüklerim. Dert lazım, derttaş lazım, yoldaş lazım, candan öte canan lazım… Siz lazımsınız büyüklerim. Siz lazımsınız. Siz yoksanız bir kişi eksik değil… Bir yanımız eksik bizim..

SEYFULLAH SACİT

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here