İsveçli Profesörden Flaş Türkiye Açıklaması: İktidarın Talihsiz Hırsı Barışı Zorluyor

0
628

Geçtiğimiz günlerde, Finlandiya Dışişleri Bakanlığınca düzenlenen “Çatışmasızlık ve Barış” toplantısına Finlandiya Dışişleri Bakanı Timo Soinin başta olmak üzere Bakan Yardımcısı Anne Sipiläinen, Finlandiya Barış Elçisi Petteri Joenniemi, BM Bosna Hersek Barış eski temsilcisi Elizabeth Rehn ve Büyükelçi Heikki Talvite katıldı. Toplantının özel konuğu, İsveç Uppsala Üniversitesi’nde barış ve çatışma araştırmaları kıdemli Profesörü olarak görevine devam eden barış elçisi Peter Wallensteen’di. Toplantıyı takip eden gazeteci Abdullah Dalkılıç’a verdiği özel röportajda son günlerde Türkiye’nin uluslararası düzeyde konuşulan uygulamaları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Konuşarak Meseleyi Çözmek En İyi Çözüm Yoludur

Bürokrasiden üst düzey katılımın olduğu toplantıda konuşmacılar, dünyada genelinde devam eden savaş ve çatışmaların durdurulmasında Kuzey Avrupa ülkeleri barış elçilerinin ne seviyede katkı sağladıkları masaya yatırıldı.

Dünyada çatışmasızlık ve Barış üzerine birçok araştırmaları ve kitapları bulunan ve halen İsveç Uppsala Üniversitesi’nde görevli Prof. Peter Wallensteen, Türkiye’nin Afrin harekatıyla ilgili de görüşlerini;

“Maalesef, bu durum Türkiye açısından büyük bir talihsizlik oldu. Çünkü Türkiye, daha önce bölgedeki sorunların çözümü ve barış için liderlik yapmak istedi.  Bu doğrultuda Finlandiya ile birlikte BM nezdinde arabulucu gruplar kurmuştu. Ortadoğu’da barışı sağlamak için çaba göstermişti. Bu yönüyle Afrin harekâtı, barışın sağlanmasını zorlaştıran son derece talihsiz bir hırstan kaynaklandı.” şeklinde ifade etti.

Terör tanımı yapılırken daha dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Prof. Wallensteen, kendileriyle konuşulabilecek kitleler için bu tanımın yapılmayacağını, Kürtlerle konuşarak meseleyi çözmenin en iyi çözüm yolu olduğunu, zaten Türkiye’nin arabulucu rolünü Finlandiya ile birlikte üstlenmesinin amacının da tam da bu olduğunu belirtti. Barış sürecindeki kazanımların güven verici olduğunu, öncelikli bir mesele olarak yeniden barıştan yana efor sarf edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Zannediyorum uluslararası arabuluculardan ziyade bu barış sürecini Türk hükümeti ve kürt halkını muhatap alarak kendisinin yapması gerekir. Bir şekilde uluslararası baskı da oluşuyor, yine söylemem o ki bu Kürt meselesi Türkiye’de son yapılmak istenen başarısız darbe girişimi ile de gölgelendi. Ancak birkaç yıl oldu darbe girişimi, artık bu meseleyi tekrar yeniden getirip masaya yatırabilirsiniz, özellikle bu öncelikli acil çözülmesi gereken sorular bunlar.”

Savaşın Genişletilmesi Çok Tehlikeli

Türk Hükumeti adına yapılan açıklamalarda, askeri harekatın Afrin’le sınırlı kalmayacağı yönündeki açıklamaları hakkında Prof. Wallensteen şu uyarılarda bulundu.

“Bir savaşı genişletmenin sonucunda ne olacağını tahmin edemezsiniz. Öngörülemeyen olaylarla karşılaşabilirsiniz. Devreye başka aktörler girer. Bu açıdan bakıldığında tekrar geriye dönük düşünülmesi gerekir. Her şeyden önce tarihten biliyoruz ki müzakereyle barışçıl bir zemin aramak, birçok savaşın erken veya geç barış sağlanarak bitmesine sebep olmuştur. Savaşın genişletileceği yerde, neden şimdi oturup konuşulmuyor? Tarih bize diyor ki bir savaşta ne kadar çok aktör olursa, o savaşı sonlandırmak, konuşmak, anlaşmak da o kadar zorlaşır.”

15 Temmuz’da Halâ Tam Olarak Ne Olup Bittiğini Bilemiyoruz

Dalkılıç’ın 15 Temmuz’la ilgili sorularını da yanıtlayan Prof. Wallensteen, konunun tam olarak aydınlığa kavuşması için darbe girişimini araştıracak uluslararası bağımsız bir komisyon kurulması gerektiğini söyledi. Darbe sonrası işinden atılan binlerce akademisyenin bu durumu düşürülmesini büyük talihsizlik olarak nitelendirirken, bu durumun aynı zamanda Türkiye’deki yüksek eğitim kalitesini tehdit ettiğini de sözlerine ekledi.

Kendisi de bir akademisyen olan Peter Wallensteen, Türkiye’de meslektaşlarına yapılan muameleye çok şaşırdığını şu sözlerle dile getirdi:

“Daha önce Türkiye ye birçok insan heveslenip eğitim öğretim için ve araştırma yapmak için gitmek istediği bir ülkeydi, Türkiye’nin o güzel yönü hasar aldı. Tutuklamaların, suçlamaların her zaman bir dayanağı olmalıdır. Birçok akademisyenin bahsedilen gruplara üyeliği bile yok iken ‘sen falancalardansın’ ile olmaz.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here