Gurbetten Sılaya

0
1158

Aziz, Sıddık, Mübarek, Sabır Kahramanı Kardeşlerimiz;

Size Hz. Bilal (RA) gibi zulüm altında inlemek, bize; Hz. Ebubekir (RA) gibi sizi zulümden kurtarmak düştü.

Size Habbab bin Eret (RA) gibi kimsesiz kalmak, bize; kimse olmak düştü.

Size çocuklarınızı annesiz babasız bırakmak, bize; anne ve babasızlığı onlara hissettirmemek düştü.

Size eş ve çocuklarınızın bir dilim ekmeğe muhtaç olması, bize; ekmeği paylaşmak düştü.

Size işkenceler altında inlerken “Allah’ım yardımın ne zaman?” demek, bize; “Hiç şüpheniz olmasın, Allah’ın yardımı yakındır!” demek düştü.

Size Medrese-i Yusufiyye, bize; gurbet düştü.

Size sabır ve dua, bize; dua ve gayret düştü.

Size içiniz yanarken tebessüm etmek, binbir sıkıntı çekerken hissettirmemek, dostun vefasızlığını, düşmanın cefasını sevdiklerinden gizlemek düştü. Bize; en yakın dost, en fedakâr arkadaş, en civanmerd kardeş olmak düştü.

Size, bir hapishane hücresinde boğularak, bir dağın başında işkenceye maruz kalarak, tecrid edilmiş bir hastahane odasında ızdırap çekerek, evinizin balkonundan atılarak, bir denizin veya nehrin soğuk sularında çırpınarak ruhunuzu teslim etmek düştü. Bize; korkmadan, hak yoldan sapmadan, hukuktan ayrılmadan hakkınızı zalimler topluluğundan almak düştü.

Size Hz. Hubeyb (RA) gibi, “Allah’ım! Şuracıkta düşman yüzünden başka yüz görmüyorum. Allah’ım benden Rasûlüne(AS) selâm ulaştır. Bize yapılanları Rasûlüne bildir!” demek, bize; engel olamadığımız bu zulmü ehl-i vicdana duyurmak düştü.

Masum yavrularınıza; en olmamaları gereken yerde olmak, en görmemeleri gereken şeyleri görmek, en anlamamaları gereken şeyleri anlamaya çalışmak düştü. Bize; o masumların halini Allah’a arz edip yardım dilemek düştü.

Anne ve babalarınızın yüreğine yangın, bize; yanmak düştü.

Siz, size düşeni hakkıyla yaparak bize yapmamız gerekenleri hatırlattınız. Siz sabrınızla irade, halinizle kadere iman dersi verdiniz. Siz hilminizle ve metanetinizle zulme nasıl direnileceğini tüm dünyaya gösterdiniz.

Hiç şüpheniz olmasın; sükutunuz hak ve hakikatin bütün dünyada seslendirilmesi ile, sabrınız sizin ve temsil ettiğiniz hakikatlerin kurtuluşu ile, kimsesizliğiniz insanlık tarafından kucaklanmanız ile, yaşadığınız zorluklar sürpriz kolaylıklar ile telafi edilecektir.

Hiç şüpheniz olmasın; zerre büyüklüğündeki hayrı karşılıksız bırakmayan Hz. Allah(CC), İslam’ın izzetini korumak için çektiğiniz sıkıntıları hem bu dünyada hem de ahirette mükafatlandıracaktır.

Hiç şüpheniz olmasın; zalimin zafer naraları ölüm hırıltılarına dönüşecek, azgınlığı başına büyük belalar açacak, etrafındaki kuru kalabalıklar dağılıp gidecektir. Allah, zalime bir kere daha Celali ile tecelli edecek, mazlumu bir kere daha Cemali ile sarıp sarmalayacak; Rab oluşunu bir kere daha hepimize hissettirecektir.

Ne menhus düşmanların karanlık güçleri, ne de me’yus dostların ufuksuz fikirleri moralinizi bozmasın.

Siz yokluğu varlığa çeviren Hz. Allah’ı kendinize vekil tayin etmişsiniz.

Siz, “İşte mağaranın ağzına dayandılar; eğilseler bizi görecekler.” diyen Hz. Ebu Bekir’e (RA) “Üçüncüsü Allah olan iki dosta kimse zarar veremez” diyen Allah Rasulu’unu (AS) rehber edinmişsiniz.

Siz, herkesin;

“Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Nûr istiyoruz… Sen bize yangın veriyorsun!
‘Yandık! ‘diyoruz… Boğmaya kan gönderiyorsun!”

dediği günlerde; “Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılabatı içinde en yüksek ve gür sada İslam’ın sadası olacaktır!” diyen Bediüzzaman’ı üstad kabul etmişsiniz.

Şimdilerde kınayanların kınamasını duymayıp, “Allah razı olduktan ve kabul ettikten sonra bütün dünya küsse ehemmiyeti yok!” dediğiniz gibi; ileride de kalbinizi kıranları, en ihtiyaç duyduğunuz anda sizi yalnız bırakanları, zulme sessiz kalanları, dertsizleri, gayretsizleri, bencilleri affedecek, onları büyük bir mahcubiyetten kurtaracaksınız. Şimdilerde sabır ve metanetle dine hizmet ettiğiniz gibi; ileride de af ve merhametle dine hizmet edecek, mükafatınızı sadece Allah’tan bekleyeceksiniz.

Bilmem ki; İnsanlığın İftihar Tablosu’nun(AS) Mekke’yi fethi mi büyük bir zaferdir; “Bugün size kınama yok!” diyerek Mekkelilerin gönlünü fethedişi mi büyük bir zaferdir?

Şu ana kadar yaptıklarınız ve bundan sonra da yapacaklarınız için size şahsım, dinim ve insaniyet namına teşekkür eder, dualarınızı beklerim.

Alp Tekin

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here