15 Temmuz Sonrası Kararan Hayatlar: Deniz Hakan Şen

0
500

Dünya kötülüğün sıradanlaştığı dönemleri bir daha yaşamamak adına yıllara önce bir dizi önlemler aldı. Örneğin soykırım uluslararası suç olarak kabul edildi. Birleşmiş Milletler tarafından şöyle tanımlandı: “Millî, etnik, ırkî veya dinî bir grubu kısmen veya tamamen ortadan kaldırmaya yönelik olarak, grup üyelerinin öldürülmesi, grup mensuplarında ciddi bedenî ve zihnî zarara sebep olma, grubun fizikî varlığını kısmen veya tamamen ortadan kaldırmaya yönelik olarak kasten yaşam şartlarını değiştirme…” Soykırım suçunun faili herkes olabilir. Suç sistematik bir şekilde devlet veya hükümet tarafından işlense de yargılanacak olanlar suçu işleyen kişilerdir. Dozu arttıkça sessizliği de beraberinde getiren, kötülüğü sıradanlaştıran soykırım uygulamaları yıllar sonra dünya sahnesinde yeniden çıktı. Ne yazık ki bu kez olay yeri Türkiye. Soykırım suçunu işleyen devletlerin ve suça ses çıkarmayan vatandaşlarının üzerinden yıllar geçmesine rağmen halen yüzlerinin kızardığı unutulmuşçasına, Erdoğan rejiminin ‘Allah’ın lütfu’ olarak değerlendirdiği günden sonra soykırım uygulamaları gömüldüğü yerden çıkarıldı. Son kurbanlardan biri Deniz Hakan Şen’di. İleri seviye kanser hastası olmasına rağmen Hizmet Hareketine yakınlığı nedeniyle tutuklandı. 45 dilekçe verip, 60 gün sonra ancak hastaneye götürüldü. 35 kg kaybetti. Son günlerinde şartlı tahliye edildi ancak çok geçti. Bir cinayet daha milyonların gözü önünde işlendi. Kötülük sıradanlaştı, herkes yine sustu… adalet konuşuncaya kadar.

42 yaşındaydı Deniz Hakan Şen. 13 yıldır ilaç firmalarında tıbbi mümessillik yapıyordu. 2 çocuğu vardı. Türkiye’de artık hemen herkesin başına gelebilecek ve ‘terörist’ sayılmak için yeterli olan “Bylock” haberleşme programını kullandığı iddiasıyla 1 Ekim 2017 tarihinde gözaltına alındı. Hastaydı. Midesinde kanser taşıyordu. Doktor raporuna rağmen tutuklanarak Silivri Cezaevinin 3 nolu koğuşuna gönderildi. Bir koğuştan diğerine sürekli yeri değiştirilerek psikolojik ve bedensel yıpranmalara maruz bırakıldı. Koğuşların soğukluğu ve cezaevinin kötü şartları hastalığını ağırlaştırdı. Tahliye olan bir arkadaşı avukatına Deniz Hakan Şen’in durumunu şöyle anlatıyordu: “Hakan Abi çok üşüyordu. Onun yatağını kaloriferin oraya çekmiştik. Öylece bir köşede yatıyordu. Kimse de ilgilenmiyordu.” Sesini duyan yoktu. Ölüyordu. Ya kimse farkında değildi yada ölüm yapılan kötülüklerin arasında sıradan kalıyordu.

Avukatı onlarca dilekçe verdi. Tahliye edilmedi. Failler bir cinayeti yavaş yavaş işlemenin hazzını alırcasına onu orada tutmaya devam etti. Kanser midesinden kemiklerine yayılıyordu. Midesi kabul etmediği için yemek yiyemiyor sürekli kilo kaybediyordu. 85 kilodan 50 kiloya düştü. Avukatının verdiği dilekçe sayısı 45’i bulmuş ancak 60 gün sonra 60 gün sonra doktora götürülmüştü. Ailesiyle görüşmesine de müsaade edilmedi. Hastanenin “Hastanın ileri evre mide kanseri ve tıkanma sarılığı açısından araştırılması; takip ve tedavisi için bu işlemlerin yapıldığı başka bir merkeze sevk edilmesi uygundur.” raporuna rağmen herhangi bir hastaneye sevki de yapılmadı. Deniz Hakan Şen’in avukatı sağlık durumu nedeniyle tekrar tahliye talebinde bulundu. İleri evrede mide kanseri olduğu ve hastalığının ciddiyeti raporla belgelendirilmesine rağmen savcılık bu raporları yeterli bulmayarak yenilerini istedi. Hastane ise uzun süre yeniden rapor vermemekte direndi. Zaman geçiyor kanser hızla yayılıyordu. Karın boşluğuna ve kemiklerine sıçradı. Sonunda, yeni bir rapor daha düzenlendi. Sağlık durumu nedeniyle tahliye kararı verildi. Ancak özgürlüğüne kavuşamadan karşısına bir başka engel çıktı. Yıllar önce karıştığı bir kaza sonrasında kontrollü tahliye edilmişti. Bunun için her hafta imzaya gidiyordu. Deniz Hakan Şen hakkında, tutuklu olduğu süre içerisinde imza vermediği gerekçesiyle, eşinin ilgili yerleri arayıp bilgi vermesine rağmen, tekrar tutuklama kararı çıkarıldı. Tekrar karamsarlık çöktü üzerine. Tahliye onun için bir umuttu. Daha da ağırlaştı. Onu onlarca dilekçeye rağmen doktora götürmeyen, sağlık raporuna rağmen tahliye etmeyen failler, ölmesi muhtemel seviyeye gelince 19 Şubat günü şartlı tahliye kararı verdi. Ailesi son bir umut özel hastaneye yatırdı onu. Çok geçti. Artık nefes alamıyordu. Dudakları kurumuş, duyu organları acıdan başka bir şey hissetmez olmuştu. Her soluğu bir son gibiydi, nefes almaya bile takati yoktu. Korkulan oldu. Tedavisine izin verilmeyen Deniz Hakan Şen, 6 Mart 2018 günü 42 yıllık yaşamında görmediği zulmü 5 ayda görerek son nefesini verdi.

Sıradan bir ilaç mümessiliydi o. Ne darbeyle ne de şiddetle alakası vardı. Ölüme terk edildi soğuk hapishane betonlarında. Adı cezaevinden çıkan tabutlara eklendi.

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here