Gökhan AÇIKKOLLU

0
379

Türkiye’nin son dört yılı toplumun birçok kesiminde telafisi mümkün olmayan yaralar açtı. Baskı ve sistematik işkenceler 15 Temmuz kontrollü darbe girişimiyle zirve yaptı. Hukuksuz tutuklamalardan, gözaltında işkencelerden, toplu işten çıkarmalardan öğretmenler de nasibini aldı. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışan 30 bine yakın öğretmen Kanun Hükmünde Kararnamelerle sebep gösterilmeden ihraç edildi. Özel sektörde çalışan 20 binden fazla öğretmenin de öğretmenlik lisanı iptal edildi. Darbe girişimi sonrası 23 Temmuz 2016 tarihinde gözaltına alınan tarih öğretmeni Gökhan Açıkkolu’da bu öğretmenlerden birisiydi. Gökhan öğretmen sadece işinden değil hayatını da oldu. İlk önce KHK ile ihraç edildi, ardından gözaltına alındı. 14 gün boyunca nezarethanede gördüğü işlenceler sonrasında da hayatını kaybetti. Diyanet cenazesi için imam vermedi. Hainler mezarlığına defnedilmek istendi. Suçsuzlugu anlaşılan Gökhan Öğretmen 1.5 yıl sonra ise görevine iade edildi. Ancak ölümün telafisi yoktu.

42 yaşındaki Gökhan öğretmen, evli ve iki çocuk babasıydı. 1997 Konya Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü mezunuydu. Anadolu’nun birçok şehrindeki özel dershanelerde çalıştı. 2012 yılında girdiği KPSS sınavını kazanarak Ümraniye Atatürk Endüstri Meslek Lisesi’nde tarih öğretmenliği yapmaya başladı. Mesleğine âşıktı. Her fırsatta, öğrencilerinden, okuldan bahsederdi. Hayat dolu ve meslektaşlarından tarafından sevilen bir eğitimciydi. 2013 yılında şeker hastası olduğunu öğrenmişti. Düzenli ilaç kullanmaya başladı. Sadece Erdoğan ve rejiminin iktidarını güçlendirmeye yarayan 15 Temmuz darbe girişimi günü üniversite sınavına hazırlanan oğlunun doğum günüydü. Oğluna küçük bir hediye almış, akşam da mütevazı bir kutlama planlamışlardı. Evinde televizyondan öğrendi darbe girişimini. Morali bozulmuştu. Silah sesleri duymaya başladı dışarıdan. “Böyle bir şey bu devirde nasıl olabilir” diyordu ailesine. 17 Temmuz’da kardeşinin düğününe katıldıktan sonra ailesini tatil için eşi Mümine Açıkkollu’nun memleketi Konya’ya götürdü Gökhan öğretmen. Televizyonda 1000 özel okulun kapatıldığını öğrendi. Bu okulların arasında kızının eğitim gördüğü okul da vardı. İstanbul’a dönerek yatırdığı kayıt ücretini almak istedi. Başka bir okula kaydını yaptıracaktı. 22 Temmuz Cuma günü hızlı tren ile İstanbul’a döndü. Öğle saatlerine görev yaptığı okulun müdürü aradı Gökhan öğretmeni. Acı bir sesle bildirdi açığa alındığını. Eşini teselli etmeye çalışan 23 yıllık memur Mümüne Açıkkollu da bir saat sonra aldığı telefonla eşi gibi açığa alındığını öğrendi. Gökhan öğretmen binlerce meslektaşı gibi 23 Temmuz 2016’da resmi Gazetede yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile meslekten ihraç edildi.

23 Temmuz günü Gökhan öğretmen, kızının okuluna gitti. Ancak okulu polisler sarmıştı. Kayıt işlemini iptal edemedi. Akşam saatlerinde Ümraniye’deki evine döndü. Saat 23:00 sularında polis evi bastı. Şaşkınlıktan olanlara anlam veremeyen Gökhan öğretmenin ellerine arkadan kelepçe takıldı. Darp edildi. Ağır şeker hastasıydı. Şekeri 400- 450’lere çıkmıştı, kriz geçiriyordu. Kelepçelerini çözmeden insülin iğnesi vuruldu. Arama sonrası gözaltına alınan Gökhan öğretmene polis aracı içinde de şiddet uygulandı. Açıkkollu sağlık kontrolünde sırtına, gözünün kenarına ve omuzlarına vurulduğunu doktora anlattı. Ancak kulak asan olmadı. Ailesi, Gökhan öğretmenin gözaltına alındığını ertesi gün öğrendi. 4 gün sonra ise eşi Mümine Açıkkolu, eşinin İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğu haberini aldı. Şubeye giderek düzenli olarak kullandığı şeker ilaçlarını ve giysilerini teslim etti. Gökhan öğretmen gözaltına alınmasının ardından her sağlık kontrolüne götürülüşünde kendisine yönelik işkence ve kötü muameleleri anlattı. Kendisine yüzlerce kez tokat atıldığını, göğsünün tekmelendiğini, kafasının duvara vurulduğunu söyledi. Bu ifadelerin bir kısmı doktor raporlarına girdi.

Gözaltına alınışının 5. gününde kriz geçirerek komaya giren Gökhan öğretmen, hastaneye yatırıldı. Haseki Hastanesinde 4 saat gözetim altında kaldı. Ancak kronik hastalıklarına rağmen doktorlar ‘nezarethanede kalabilir’ yazısı verdi ve yine nezarethaneye götürüldü. Artık dayanamıyordu. İşkencelerin dozu her geçen gün artıyordu. Eşiyle, çocuklarıyla tehdit edilir olmuştu. “Artık dayanamıyorum. Ne dememi istiyorsanız kabul ediyorum. Artık yeter. Yapmayın” diye bağırmıştı. Ancak polisler isim istiyordu. Darbeye karıştığını iddia edip isim istiyorlardı. Birileri Gökhan öğretmeni darbeyle suçluyordu. O ise darbe günü oğlunun küçük mutluluğuyla uğraşıyordu. Ne diyebilirdi ki… İnledi ve inledi… Çığlıklarının ardı arkası kesilmedi.

Gördüğü işkenceler sebebiyle her gün adım adım ölüme sürükleniyordu Gökhan öğretmen. Gözaltına alınmasının 14. gününde vücudu artık dayanamadı. C koğuşu 3 Nolu bölümde sabaha karşı saat 4 sularında Gökhan öğretmenin inlemeleri duyuluyordu. Bedeni kasılmaya, titremeye başladı. İnleme seslerine uyanan koğuştaki diğer 4 kişi sesinin ve solunumunun kesildiğini fark etti. Kalbi durmuştu Gökhan öğretmenin. Polislerin çağrılması üzerine koğuştan dışarıya çıkarılan Gökhan öğretmene ilk müdahaleyi yan koğuşta gözaltında bulunan Profesör Cengiz Haluk İnce ve Lokman Başar yaptı. 40 dakika boyunca yapılan kalp masajına rağmen Gökhan öğretmenin kalbi çalışmıyordu. Saat 05:30’da hastaneye kaldırıldı. 112 Acil Servis görevlileri de kalp masajı yaptı ancak Gökhan öğretmen geri döndürülemedi. Yapılan otopside “vücudunda kırıklar olduğu ve kafa travması geçirdiği tespit edilmiştir” denilmesine rağmen kayıtlara, ölüm sebebi kalp krizi olarak geçti.

Polis, Gökhan öğretmenin eşini 5 Ağustos sabahı aradı. Haseki Hastanesi’ne gelmelerini istedi. Ailesi Gökhan öğretmenin rahatsızlandığını düşünürken bir saat sonra bir telefon daha aldı. Bu kez arayan başka bir polisti ve Adli Tıp Kurumu’na gelmelerini istiyordu. Ailesi, Gökhan öğretmenin hayatını kaybettiğini Adli Tıp Kurumu’na geldiğinde öğrendi. Gökhan öğretmenden geriye kalan eşyaları İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden alan eşi, şeker hastası eşi için getirdiği ilaçların neredeyse hiç eksilmemiş olduğunu fark etti. Verildiği söylenen ilaçları Gökhan öğretmene verilmemişti.

Sağlık kontrolü için götürüldüğü her doktora yüzlerce kez tokat yediğini, kafasının duvara vurulduğunu, işkence gördüğünü anlatan Gökhan öğretmenin ifadeleri, doktor raporları ve ölümünden sonra Adli Tıp’ta yapılan otopsi sonucunda belgelendi. Gökhan Açıkkollu, doktor kontrolünde sağ göğsünün altındaki kaburgasının çok ağrıdığını tekme vurulduğunu söylemişti. Adli Tıp Kurumu da otopsisi sonucunda kaburgada kırıkların görüldüğünü belirtti. Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı konuyla ilgili yazdığı raporunda ise şeker hastası bir kişinin kalp krizi geçirmesine neden olan etkenin fiziksel şiddet olduğunu söyleyerek işkenceye işaret etti. 14 sayfalık raporda ölüm nedeninin işkence olarak kayda girmesi gerektiğini vurguladı.

Kayıtlara kalp krizi sonucu ölüm olarak geçen olayın ardından aile ‘işkenceyle ölüm’ bulguları üzerine savcılığa suç duyurusunda bulundu ve soruşturma açıldı. Gökhan öğretmenin işkence altında can verdiğine tanıklık eden birçok kişi vardı. Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Avukat Engin Emrah Biçer, cezaevi yönetimine verdiği dilekçesinde, “Gözaltında iken yaklaşık 14 gün Gökhan Açıkkollu ile beraber kaldık. Kendisi gözaltında iken döve döve öldürülmüştür. Bu duruma en az 15 kişi şahittir” dedi. Tutuklu bir Adli Tıp Uzmanının avukatı da “Müvekkilim şahitlik yapmak istiyor. Gökhan Açıkkollu’nun şiddete maruz kalarak öldüğüne dair bilgi vermek istiyor” ifadeleriyle işkenceyi doğruladı. Gökhan öğretmenin işkenceyle öldürülmesinin ardından açılan soruşturmanın savcısı Burhan Görgülü, hiçbir tanığın ifadesini almadan, “Olayda herhangi bir kimsenin kastı veya ihmali olmadığı” gerekçesiyle dava açılmasına gerek olmadığı belirterek dosyayı kapattı. Oysa onunla birlikte gözaltında kalan çok sayıda kişi tanıklık yapmak istediğini belirtmişti.
Gökhan öğretmenin ailesi acı üstüne acı yaşıyordu. Yetkililer Gökhan öğretmenin İstanbul’da gömülmesine izin verilmeyeceği söyledi. Aile çocuklarının İstanbul’da ancak ‘Hainler Mezarlığı’ denilen yere, yıkanmadan, cenaze namazı kılınmadan gömülmesine müsaade edilebileceğini duyduklarında bir şok daha yaşadı. Henüz ifadesinin alınmamış, hakkında iddianame düzenlenmemiş, yargılaması yapılmamış, hüküm verilmemiş Gökhan öğretmen, ‘hain’ olarak adlandırılıyor ve hainler mezarlığına laik görülüyordu. Aile mecburen cenazeyi Konya’ya götürmeye karar verdi. Eşinin memleketine gömülecekti Gökhan öğretmen. Konya’da ise bir başka insanlık dışı muamele kendini gösterdi. Cenaze namazını kıldırmaya gelen imam, Diyanet İşleri Başkanlığının verdiği “hainlerin namazı kılınmaz” talimatı doğrultusunda cenaze namazını kıldırmayı reddetti. Köy halkından bir vatandaş cenaze namazını kıldırdı ve Gökhan öğretmen defnedildi.
Gökhan öğretmenin ölümünün ardından, 23 yıllık memur olan eşi Mümine Açıkkollu da 29 Ekim’de çıkan 675 sayılı KHK ile ihraç edildi. 24 Şubat’ta ise evlerine gelen polis tarafından gözaltına alındı. Hakkında yakalama kararı olduğu belirtilerek Çağlayan Adliyesi’ne sevk edildi. Mümine Hanımı, Gökhan öğretmen hakkında gözaltı kararı veren savcı Can Tuncay sorguladı. Savcı, vefat eden eşi hakkında Mümine hanıma, Gökhan öğretmenin darbe gecesi tanklara emir verdiği yönünde iddialarda bulundu. Mümine Açıkkollu ise “Eşimin boş bir tabancası bile yok. Hiçbir askeri tanımazdı.” dedi. Ardından Gülen cemaatiyle bir bağlantısının olmadığı söylenerek serbest bırakıldı. Yaşadığı bunca olayın üzerinde hayat arkadaşını da kaybeden Açıkkollu iki çocuğu ile birlikte hayatta kalma mücadelesi veriyor. Gökhan öğretmenin 10 yaşındaki kızı her gece babasının fotoğrafına sarılarak uyuyor. Yaşadığı olaylardan sonra psikolojik tedavi görmeye başlayan küçük kız, yaşadıklarını hala unutamıyor. Mağdurun üniversite sınavlarına hazırlanan oğlu yaşadığı kötü hadiselere rağmen yüksek puan almayı başardı. Hayali olan mühendislikten vazgeçip hukuk bölümünü tercih etti.

Aradan 17 ay geçti. 20 Şubat 2018 tarihinde Gökhan Öğretmen için çalıştığı eski okuluna Ümraniye Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından bir yazı gönderildi. ‘Terörist’ denilerek delilsiz görevinden ihraç edilen, gözaltına işkenceyle hayatını kaybeden, cenazesine imam verilmeyip hainler mezarlığına gömülmek istenen Gökhan Öğretmen, yapılan soruşturma neticesinde suçsuz bulunmuş ve görevine iade edilmişti.

Gökhan öğretmen gözaltındayken işkenceyle vefat etti. Hakkında nasıl bir suçlama olduğunu ne ailesi ne de avukatı öğrenebildi. Ardında “Burası muz cumhuriyeti sanki, hiçbir şey yapamıyoruz, sesimizi duyuramıyoruz. Çocuğuma hiç yoktan vatan haini damgası vuruldu” diyen bir ana-baba, çocukları için yaşam mücadelesi veren bir eş ve onu her zaman özleyen iki evlat bıraktı.

Gökhan öğretmen gibi 15 Temmuz sonrası gözaltında veya tutuklu 64 kişi şaibeli şekilde hayatını kaybetti. Gözaltında gördüğü işkenceden sonra hayatını kaybeden sonra suçsuz olduğu belgelenip bir buçuk yıl sonra göreve iade edilen Gökhan Öğretmen, Türkiye’deki hukuksuzluğun bir özeti hükmünde. Suçsuz olduğu anlaşılan Gökhan öğretmeni sistematik işkenceyle ölüme götüren polisler ise bugün yargılanmıyor. Ancak evrensel hukuka göre işkence suçlarında zaman aşımı bulunmuyor. İşkence yapanlar er ya da geç yargılanmaktan kurtulamıyor. Gökhan öğretmenin ailesi de hukukun geri geleceği günleri bekliyor.

Bu videonun hazırlanmasında emeği geçen metin yazarlığı, seslendirme ve montaj ekiplerine teşekkür ederiz.

Gökhan Açıkkolu’nun yaşadığı trajediyi anlattığımız yayını @VideonTr kanalımızdan izleyebilirsiniz.

Abone olmayı unutmayın..

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here