ZİNDANDAN NOTLAR: GDO’LU KARDEŞLER

0
719

Bazen kelimelere sarılır insan
Bazen anlamsızca hayaller kurar uzaklaşmak için her şeyden.
Bazen karanlık köşelerde umutsuzlukla savaşır.
Bazen bilinmeyen limanlara kürek çeker hoyratça.
Bazen çıkmaz sokaklarda kendi geçmişini arar.

Mesela düne gider dünlerine gidersin.
Çocukluk günlerinde yaptığın yaramazlıkları aklına getirisin ve annenden yediğin dayaklar tebessüm ettirir seni.

Soğuk kış günlerinde evden kaçar sokak aralarında top oynar çamura bulanır ve hasta olursun ve pişman olmazsın yaramazlıklarına.
Ve aklına gelmez hasta olmanın derdi, çilesi mahalle maçında düşüp dizinin kanaması hiç umuruna gelmez… Çünkü o dünlerde pişman olacak hiçbir şey yapmazsın, yapamazsın… Çünkü henüz tertemizsindir.

Sonra bir şeyler olur büyümeye başlarsın.

Artık sokak arasında maç yaparken kime faul yapsam da kazansam demeye başlarsın.
Artık soğuk kış günlerinde evden kaçmaz başkalarının evlerinden ne kaçırsam düşünmeye başlarsın.

Kısacası büyür büyür kocaman olursun ve hatta devleşirsin. O kadar büyürsün ki dün nefesine muhtaç olduğun ailen sinek kanadı kadar kalır gözünde…
Artık sokaklar dar gelmeye başlar sana sen büyürsün, şehirler, ülkeler ve kıtalar senin olur.
Ve bu yüzden dün çocukken dizin kanadığında kendi tişörtünü yırtıp senin yaranı saran kanını silen arkadaşını unutursun.
Dün aynı yer sofrasında mutluluğu paylaştığın arkadaşını silersin.

Beraber aynı bankta seni terk eden kız için dertleştiğin kardeşini satarsın ilk fırsatta.

Oysa çok acelecisin sen hayatı tozpembe görüyorsun bilmiyorsun.
Sonra mevsimler değişti.
Yaz, kış oldu. Günler geceler oldu. Zamanın önünde  kimse duramadı. Sen de duramadın… Evet, sen koskoca dev olan sen…

Sen sandın ki en büyük sensin ama her sokakta tökezlemeye başladın.
Her caddede kandırdılar seni senin gibi daha büyük devler.
Yağmur her zaman romantik yağmaz senin sokaklarına bazen sel olur tufan kopar.

İşte öyle oldu kapkara bulutlar toplandı.
Ve seni bir anda yerle bir etti. Sonra döndün bir baktın ki rakı masalarında bizi meze yaptığın fragman dostların seni yağma ediyor ve yok ediyor.

Ve mecbur kaldın tekrardan dünlerine dönmeye mecbur kaldın aynı umut sofrasında hayatı bölüştüğün arkadaşlarına,  kardeşlerine yoksa gelmezdin.

Oysa sen daha dün akreple yelkovanın savaşında hep akrebin safını tuttun.

Çakallar sürüsü bizi paramparça ederken çakalların doymasını bekliyordun leşimizi yemek için.

Biz çöllerde susuzluktan kıvranırken sen bir damlayı çok gördün bize.

Evlatlarımız bir bir öldüğünde sen bize satacağın kefenin hesabını yapıyordun.

Kardeşlerinin ocaklarına incir ormanı dikilirken sen sana düşecek keresteyi düşünüp zevkten dört köşe oluyordun.

O kadar alçaksın ki kardeşlerin parça parça doğranırken sen senin olacak parçayı bekliyordun salya akıtıp kuyruk sallayarak köşe başlarında.

İşte yine sen geldin sorun değil  tekrardan hoş geldin.
Biz unuturuz kin tutmayız sen bir hata yaptın geri geldin biz onu da unuturuz.

Zaten her geldiğinde kapımızı açtık sana ekmeğimizi bölüştük soframıza buyur ettik.

Belki soframızda çok bir şey yoktu ve hiçbir zaman da olmamıştı bir kaç zeytin bir kaç hurma ama buyur ettik gerekirse de sen ye diye aç kalkmasını biliriz umut soframızdan.
Seni üşütmedik hiçbir zaman sen sıcacık uyu diye.
Biz böyle gördük çünkü ve zaten herkes karakterinin gereğini sergilerdi.
Peki, sen kimsin bu arada?
Sen kimsin biliyor musun?
Sen var ya sen…

Bazen tuttuğumuz takımın başkanı oldun bizi takımdan soğuttun.

Bazen ilimizin başkanı oldun hayallerimiz üzerinden yol geçirdin.

Bazen helal Sertifikalı kasap oldun eşek eti yemekten anırmaya başladık sayende.

Bazen bizi çok seven iş adamı oldun yedirdin bozuk malı kanser olduk.

Yaptın çürük binayı felç kaldık bazen çok sevdiğimiz akrabamız oldun gittin iftira attın yıllarca zindanda yattık.

Bazen bizim mahallenin bakkalı oldun Gdo’lu pirinç sattın hasta ettin.

Bazen de ultra vergi bakanı oldun tuvalet kâğıdından bile vergi aldın.

Bazenlerin en büyüğü de ne biliyor musun? Biz sana güvendik seni devletin başına geçirdik sen bizi aldatmaya alışık olduğundan devleti bizim başımıza geçirdin.

Bazen ne olduğunu sayfalar dolusu yazarımda, derim “bizim senin gibi kardeşimiz olduktan sonra sırtımız yere gelmez.”

İnmiyorsun ki sırtımız yere gelsin.

Seni taşımaktan kambur olduk insen biraz sırtımızdan, biraz rahat ederiz de nerde sende o kardeşlik.

Bize yaptığın bunca kötülük ve zulme rağmen senden gizli büyüttüğümüz hayallerimizin karanlık sokaklarında ki aşk çiçeklerini sana uzattık beklentisizce.

Ne yapalım bizde böyleyiz işte.  Sen hiç üzülme, çünkü sen de  bir gram dahi suç yok.

Tüm suç bizde bizim bir adım atana koşmamızda.

Kapımızı köküyle çalan her hırsızı kardeş sanmamızda…

Çiçeklerimize konan her eşek arısını bal arısı sanmamızda…
O  yüzden hiç merak etmeyin…

Sakın inmeyin sırtımızdan hatta kamçılayın bizi…
Siz hiç canınızı sıkmayın ve merakta etmeyin biz size bir şey yapamayız bizden bir haltta olmaz zaten.

Ne bekliyorsak Allahtan bekliyoruz  dua ediyoruz işte bir dua daha GDO’LU KARDEŞLERİM için,

Allah bize sizin yokluğunuzu göstersin (Âmin)…

SARIKALEM

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here