DİLBİLİMCİ NECMİYE ALPAY:KAYYUMLARIN YAPTIĞI IŞİD BARBARLIĞIDIR

0
420

17 Şubat 1999 yılında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)’nun aldığı kararla 21 Şubat günü “Uluslararası Anadil Günü” olarak kabul edilmişti.

Dilbilimci Necmiye Alpay da yaklaşan Dünya Anadil Günü’nün önemine dikkat çekerek; “İktidarın Kürt dili ve edebiyatı üzerindeki son dönem politikaları, 12 Eylül anayasasında yer alan ‘Tüm çocuklar Türkçe eğitilecek’ politikasına döndüğünü gösteriyor” dedi.

İKTİDAR BASKI VE ZULÜM POLİTİKASINA DÖNDÜ

Dillerin yok olmayla yüz yüze kalmasının en büyük nedeninin tekçi politikalar olduğunun altını çizen dilbilimci Necmiye Alpay, “Dünya Anadil Günü ilk defa 2000 yılında kutlanmaya başlandığı zaman Kürt dili ve edebiyatından söz etmek yasaktı. O dönemden bu yana bazı Kürt dili kazanımlarının oldu. OHAL ile birlikte önemli bir kısmı tekrar geri alındı. İktidarı tüm alanda yeniden baskı ve zulüm politikalarına döndü” dedi.

Diller ve kültürler üzerindeki baskıların hiçbir zaman, hiçbir topluma hayır getirmediğini söyleyen Alpay, “Net olarak görüyoruz ki, ülkede insanların öfkesi arttı, birbirine karşı gitgide daha düşmanca tavırlar almaya başladı. Devlet ise bu düşmanca tavrı besliyor. Toplumda öfkenin artmasında kültürel baskıların büyük payı vardır” diye konuştu.

Alpay, tek tip dil baskısına dikkat çekerek şunları söyledi:

“İsteniyor ki herkes Türk olsun, sadece Türkçe konuşsun. 12 Eylül anayasasında yer alan ‘Tüm çocuklar Türkçe eğitilecek’ maddesine dönülmek isteniyor. Bu durum hakikate uymuyor. Bizim toplumumuzun bu kadar sarsılmasında, ağır dönemlerde geçmesinde devletin tekçi politikalarının başrol oynadığını düşünüyorum. Sorunların kaynağındaki en büyük sorumluluk, en güçlü olandadır yani devlettedir. Sorunlar bundan kaynaklanır ve çözümler ondan beklenilir. Ülkede çözüm sürecinde çok iyi adımlar atılmaya başlanmıştı ki son dönemde biliyorsunuz ki hepsi geri alındı ve iyice geriledik. Neredeyse 90’lı yıllara geldik. Başta dil, kültürde olmak üzere elde edilen kazanımların çoğu son yıllarda yok edildi.”

Bugün Türkiye’nin 3 üniversitesinde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümünün olduğunu sözlerine ekleyen Alpay, gerçek Kürt edebiyatını, kültürünü temsil eden insanların bölümlerinden atıldığına dikkat çekti. Alpay, “Bu insanlar, sırf itaat etmiyorlar, onlar gibi düşünmüyorlar diye, işten atıldı. İstiyorlar ki o bölümlerde kendilerine yakın insanlar başa gelsin, onların kafalarındaki dili, kültürü öğretsinler. Kimsenin bunu hiçbir halka yapma hakkı yok. Bu tahammülsüzlüktür, ne yazık ki şuan bütün kesimler için genel olarak bir tahammülsüzlük söz konusu. Bu açıdan haklar epeyce kaybedildi. Baskı hiçbir zaman sorunların çözümünde çare olmadı, çare olması da mümkün değil. Çözümler, tekrar çözüm sürecindeki gibi demokratik, karşılıklı saygıya dayalı, müzakerelere, görüşmelerle olur” ifadelerini kullandı.

KAYYUMLARIN YAPTIĞI IŞİD BARBARLIĞI

Dilbilimci Alpay, Kürt edebiyatı ve kültürüne iz bırakmış isim ve eserlerin, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) belediyelerine atanan kayyumlar tarafından parklardan silinmesine de tepki gösterdi. Bu durumun bir kültür kıyım olduğunu vurgulayan Alpay, “O isimleri parklardan sökebilirler ama ne Kürt halkının ne de yüreğimizden sökemezler. Kaybedenler, tabelaları sökenler olacak. Tarih onları, zalimler, kültür düşmanları olarak yazar. Fakat insanlar kendi kültürünün ezdirilmesinden dolayı acı çekiyor. IŞİD’in Musul’da, Irak’ta, Suriye’de tarihi kalıntıları yok etmesi ile kayyumların parklardaki isimleri kaldırması da aynı şeydir, bu barbarlıktır” dedi.
Cümlelerini tamamlarken topluma çağrıda bulunan Alpay, “Halkların başta birbirinin anadiline ve kültürüne saygı duymayı ve dilinin kıymetini bilmelidir. Bu yüzden dili yaşatmaya gayret etmeyi biraz daha önemsemelidir” sözlerini kaydetti.

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here