Bir fotoğrafın hatırlattıkları

0
543

Bu yazı bir kaç yıl önce, haberlere düşen bir resim üzerine yazılmıştı.

Bugün yine bir resim karesi düştü haberlere.

Soyisimleri Boydak diye yaşlı bir kadın önde, arkasında yine 2 kadın gözaltına alınmıştı.

İşte bu resim bana, yine bu yazıyı hatırlattı ve yeniden yayınlama ihtiyacı duydum.

***

Bazı resimler vardır, bir ömürlük ders verir

Bazı resimler vardır, insanı ta yüreğinden yaralar

Bazı resimler vardır, insanı kendinden alır başka boyutlara salar

Konya’da bir hacı amca koluna girmiş bir polis ile gözaltına alınıyor.

Yaşlı mı yaşlı.

Suçu nedir ?

Fakir öğrencilere burs toplamak.

Fakir öğrencilerin kaldıkları evlere erzak toplamak.

Fakir öğrencilere sahip çıkmak.

Evet suçu bu.

Kılıfı: Paralel örgüte üye olma.

Suçu:

Terör örgütüne yardım.

İşte zülmün bu kadar aleni ve hayasızca yapıldığı bugünler ve bugünleri resmeden o resim.

Yüreğimde depremler meydana getirdi.

Ben, doğuda memur bir babanın 6 çocuğu olarak üniversiteyi o hacı amcanın yardım ettiği evlerde ve yurtlarda okudum.

Bizim hacı amcamızın adı, Ramazan abiydi.

Zaten bizim için herkes ya abi ya ablaydı. Unutmuştuk amca, teyzeyi. Hep abimiz ve ablalarımız vardı.

Ben Bingöl’de muşlu bir babanın urfalı bir annenin kürt  çocuğu Fuat.

Adana’da okudum babam devlet memuru 6 kardeş.

Tek maaş yetmiyor geçim için. Benim canım babam 2-­3 işte çalışır anca okutabilirdi bizi.

Bunca yokluk ve zorluklar içinde, eğer biz o hacı amcaların yardımları olmasa;

Ne o parayla bir evde kalabilirdik.

Ne evimize erzak ve çekyat alabilirdik.

Ramazan abim;

Adana’da çarşamba günleri pazar kurulurdu kanal boyunda.

Evden birkaç öğrenci arkadaş ile pazara giderdik.

Kendisi marangozdu.

Evinin altında marangozluk atölyesi üstte de 3 oda, 1 salon sade bir evi vardı.

Alırdı pazara giderdi bizi.

Biz tabi utanırdık pazarcıdan domates patates istemeyi.

Ramazan abi yüz suyu döker gider “bunlar öğrenciler oğlum, şurdan 3­-4 kilo domates verir misin ? hayrına ” der alırdı sonra biraz ötede bize verirdi.

Evimizin erzağı bitmeden nasıl oluyorsa hissederdi, gelir hadi size erzak getirdim der elinde poşetlerle içeri girerdi.

Sonra “varmı bir çayınız ?” der eve girer beraber salonda çay içerdik.

İlkokul 3 den terkti.

“Ben okuyamadım, babamın durumu yoktu aman okulunuzun kıymetini bilin ” derdi.

Abimiz tıp fakültesinde okuyordu, Ramazan abi her seferinde sorardı ” bizim hanımın ayaklarında romatizma var ne yapmalı İsmail ” diye.

İsmail abi de hep bişeyler tavsiye ederdi.

Ama bilmezdik ablanın başka bir bayan evinin ihtiyaçlarını gidermek için sabahlara kadar mantı açtığını, sarma sardığını, Ramazan abi de hiç söylemezdi.

İsmail abi dinlenmesi lazım derdi.

Evde 7 kişi kalıyorduk.

Kimimiz doktor oldu, kimimiz mühendis, kimimiz başka şeyler ama, ben hiç unutamam Ramazan abimi.

Bizim babamız anamız oldu Adana’da.

Ve nice Ramazan abiler sayesinde nice binler yetiştiler .

Kimi Bangladeş’te Yusuflar yetiştirmeye gitti Yakup misali.

Kimi Türkmenistan’da talabeler yetiştirmeye gitti Ahmed Yesevi misali.

Evet bugün Konya’da Ramazan abim tutuklanmış götürülüyordu bir polis koluna girmişti

Ama yine dimdik yürüyordu her zaman ki gibi.

 

FUAT BARAN

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here