ARI, SİNEK VE AYI

0
930

ALP TEKİN

 

İki canlı çok ilgilidir bal’la; biri arı, biri sinek.

Arının hayatının gayesidir bal; sinek için ise sadece yediklerinden biri. Ürettikçe zevk alır arı bal’dan; sinek ise tüketmek zorundadır balı, zevk alabilmek için.
Üretir, daima üretir arı. Tüketmesi sadece daha çok üretebilmek içindir. Kendisi için üretmez, paylaşmak içindir, bütün çabası. Ürettiği görülmemiştir sineklerin, tüketmek için uçuşup dururlar sağda solda.

Hiç rahatsız etmezler çiçekleri, polen toplarken arılar. Verdikleri aldıklarından fazladır çiçeklere. Belki de; daha çoğunu vermek için alırlar sadece. Her halleri ile rahatsız eder sinekler etrafındakileri. Alırlar, sürekli alırlar da bir kerecik olsun düşünmezler vermeyi.
Onun ayağı değmese aşılanamaz çiçekler. Kaybederiz bütün renkleri ve kokuları. Gezmelidir arı bal için, çiçekler için. Halbuki; ne kadar gizlenirse sinekler, o kadar güzeldir dünyamız.

Ne arının ne de balın zararı yoktur kimseye; sinek ise kirletir ayağının değdiği her yeri. Kızmayın; balını korumanın heyecanıyla, bazen farkında olmadan sizi incitmesine. Karşılık beklemeden ikram ettiği, şifa kaynağı bal hatırına hoş görün onu. Balı tehlikede hissettiği anda; sağına soluna bakmadan, kazanıp kaybedeceğini düşünmeden üstüne düşeni yapar arı. Sineğin ise; ilk hamlesidir kaçmak, becerebilirse.

Aldatmasın sizi, balın yanındaki sinek ölüleri; onlar kaçamadıkları için ölenlerdir. Ölümü kaçmaya tercih edebilmektir asıl olan ve bunu yapabilendir arı.
Altı haftadır ömrü, ömrü boyunca üretebildiği bal bir çay kaşığının onda biri kadar bile değildir. Ömür sermayesi az, yapacağı işler çok olduğundan hiç boşa harcamaz vaktini.
Omzuna yüklenen vazifeyi tek başına yapabilmesi mümkün değildir. Bal üretebilmek için diğer arılara muhtaç olduğundan asla bozmaz kovandaki işleyişi.
Doldurması gereken peteklerin çokluğu, kanatlarının küçüklüğü, çiçeklerin uzaklığı, polen toplamanın zorluğu asla durduramaz arıyı. O küçük kanatlarını saniyede iki yüz kere çırparak, dokuz km uzaklıktaki çiçekleri, her gün onlarca kez ziyaret eder. Küçücük midesinde polenleri biriktirir ve kovana gelip petekleri doldurur. Doldurur da hiç yorgunluk emaresi göstermez arı.
Bin bir zahmetle örüp doldurduğu peteklerin, bir ayı tarafından yağmalanması üzer belki ama bal üretmekten vazgeçiremez arıyı. Kaybetse de arı, kolay kolay teslim etmez kovanı. Karnını doyursa da ayı, günlerce çeker dilindeki acıyı. Ve bir gün, balın ve arının sahibi mutlaka durduracaktır ayıyı.

Sevinmesin sinekler, ayı onlara saldırmıyor diye. Ayı’nın saldırdığı arı değil, bal’dır. Üzülsün sinekler, bir ömür boyu uçup, bir gram bal üretemediklerine.
Üzülmesin arılar kovanları yağmalandı diye. Yağmalansa da kovanları, balın güzelliğini ve nasıl korunması gerektiğini gösterdiler herkese.

Ne sineklerin ıslah olmaz hali ne de ayıların karşı konulamaz gücü durduramamıştır ve durduramayacaktır arıyı. Çünkü; Rabb’i bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine yuvalar edin. Sonra her türlü besleyici ürünlerden ye; Rabbinin koyduğu kanunlara boyun eğerek çizdiği yollardan git!” …

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here