ZULÜM İÇİNDE ZULÜM…

0
1080

BİR BABA İKİ ÇOCUK VE BİR VEFASIZ EŞ

17 – 25 Aralık olaylarından sonra iyice artan kafirlestirme ve yok etme propagandası hızla devam ediyordu. Tarık beyin de evi yavaş yavaş renk değiştirmeye başladı. İkide bir gelen kayın pederleri ‘senin bu hocan yok mu? Tam kâfir bir adammış… Şu yaptığına bak! Nasıl Müslüman bu! Erdoğan gibi bir Müslümana bunları yapan olsa olsa ancak…….olabilir.’ Diye küfrederek ve hakaretler savurarak evin ortasında kendince haklı olanı savunduğunu zannederdi.

Tarık Bey eşi Mehtap hanımla görücü usulü evlenmişti. Eşi yıllardır Tarık beyin cemaat içerisindeki ilişkilerinden rahatsızdı. Onun sohbetlere katılmasını, istişarelerde bulunmasını istemiyordu. Tarık Bey bu durumu şöyle anlatıyordu. “8 yıllık evlilik hayatımda herhangi bir sohbetten gelirken rahat olamadım. Yüzüm gülerek, sevinçle eve döndüğümü hatırlamam. Çünkü biliyorum ki yine söylenecekti eşim. ‘Yine mi şu boş işlerle uğraştın? Eve de geç geldin bak! Ben arkadaşa gidip dedikodu yapacaktım. Çocuklar yine beni çileden çıkardılar. Evde başlarında dursan da biraz bende telefonda oyun oynasam.’ Bunun gibi insanı çileden çıkaran birçok şey söylerdi. Her defasında da kavga ile sonuçlanırdı bu konuşmalar.”
Kayınpederinin de sürekli eve gelmesiyle Tarık beyin evinde artık huzur kalmamıştır. Tarık Bey eşinin ve kayınpederinin onca hakaretinin ve bir nevi psikolojik şiddete maruz kalmanın sonucunda iyice bulanıma girmeye başlamıştı. Her geçen gün artan bu psikolojik saldırılar sonun da Tarık Bey, rahatsızlandı ve kendini hastanede buldu. Aşırı stres ve üzüntüden dolayı rahatsızlanmış, doktoru ona yatış vermiş ve hastanede yatmıştı. Tedavi sırasında bir sürede olsa rahatlamıştı. Ama asıl sorunlar yeni başlıyordu ve o bunun belki de farkında bile değildi.

Kayınpederi, evden iyice çıkmaz olmuştu. Tarık Bey evdeyken ona psikolojik baskı yapmaya devam ederken bir yandan da artık bu durumu bir adım ileri götürerek, kızı mehtap’ı kocasından boşanması adına doldurmaya başlamıştı. Kayınpederi kızına “bu adamı bırak bu cemaatçi ş….. den bir halt olmaz” diyordu. Tarık Bey bir gün bu sözleri duyduğunda ise beyninden vurulmuşa dönmüştü. Aradan birkaç gün geçse de hala kendisini bu durum rahatsız ediyordu. O gün eve dönerken de aklında hep aynı konu vardı. Eve vardığında ise şok oldu. Kapısının önünde birkaç bavul vardı. Başta anlam vermedi. Eline anahtarını aldı ve kapıyı açmak istedi. Ama anahtar kapıya uymuyordu. Şaşırdı. Acaba başka bir kata mı geldim diye kapının numarasına baktı. Ama yanılmamıştı. O ara gözüne bir not kâğıdı ilişti. Bavulların üzerinde olan bu kâğıdı yeni fark etmişti. Eline aldı ve okumaya başladı.

“Valizlerini doldurdum eksik bir şey yok boşanma davası açtım sana cemaatinle mutluluklar dilerim.”
Tarık Bey şok geçiriyordu. Bir anda gözleri karardı. Yere düşecek gibi oldu ama duvara tutundu. Yavaşça merdivene oturdu. Eşi, kayınpederiyle beraber baba evine dönmüştü. Bir an yerinden kalkamadı. Biraz soluklandı ve kendine geldi. Çaresiz bir şekilde bavullarını aldı. Bekâr bir arkadaşını aradı durumu anlattı. Bu gece orada kalabilir miyim derken bile içinde fırtınalar esiyordu hala. Olumlu cevap alınca arkadaşının evine doğru yürümeye başladı. Bir yandan yürürken bir yandan da çocuklarından ayrıldığı için içten içe ağlıyordu. Gözlerinden yaşlar akarken onca kalabalığın içinden geçse de hiç kimseyi gözü görmüyordu. Dünyası başına yıkılmıştı.
Arkadaşının evine vardı. O gece orada kaldıktan sonra sabah çocuklarını aradı. Kızı 12 oğlu 8 yaşında olmak üzeri iki çocuğu olan Tarık Bey çocuklarına ulaşamıyordu. Bir arama… İki… Üç… Derken en sonunda kızı telefonu açmıştı. Kızı telefonun diğer tarafında kendisi bu tarafta ağlayarak konuşuyorlardı. Bir ara kızı “ baba, annem bizi zorla getirdi. Biz seni çok özledik” dedi. Tarık Bey orada yıkılmıştı sanki. Sol yanına bir ağırlık çöktü. Telefonu kapatmıştı. Bu böyle gitmezdi. Diğer gün kayınpederinin evinin yolunu tuttu. Vardığında kapıyı çaldı. Kapıyı kayınpederi açtı. Daha iki kelime etmeden kayınpederi eline mahkeme celp kâğıdını tutuşturdu. Tarık Bey, eline tutuşturulan mahkeme kâğıdının şokunu attıktan sonra çocukları ile görüşmek istediğini söylediği sırada eşi kapıya geldi. Babasıyla ağız birliği yapmış gibi eşi Tarık beye “biz artık kâfir bir adamın peşinden giden biriyle evliliğe razı değiliz” dedi. “Tarık ya boşanmaya razı olursun ya da mahkemede seni Fetö’cü bu diyerek rezil rüsva ederim, direk seni içeri atarlar. Hem öğretmenliğinden olursun hem de çocuklarından. Bu yüzden istediklerimi kabul edecek hayatımızdan def olup gideceksin. Bir daha ne beni ne de çocuklarımı rahatsız etmeyeceksin” diye tehdit etti eşi.

Tarık Bey mahkemede boşanmanın anlaşmalı olduğunu kabul etti bunca yaşanan şeyden sonra. Hâkim ise hiç tereddüt etmeden tek celsede boşadı ikisini. Tarık beyin malvarlığı ikiye bölündü. Evi ve arabası vardı. Evi eski eşine bıraktı, arabayı kendisi aldı. Çocukları için evi ona bırakmıştı. Her şeyi sinesine çekmeye başladı ve işine devam etti.

15 Temmuz gecesinden sonra ise her şey daha da zorlaştı Tarık için. Kanun hükmünde kararname ile işinden atıldı önce. Atılmasının sebebi ise eski eşinin şikâyetiydi. Eski eşi, polise giderek “Tarık cemaatçiydi. Eski eşim olur kendisi. Bana da bankaya hesap açtırmış. Benim haberim yok.” Diyerek kendisi de devlet memuru olan Mehtap Hanım şikâyet ederek ihraç edilmekten kurtulmaya çalışmıştı. Kurtulmayı da başarmıştı. “Suç onun benim haberim yok” diyerek çıkmıştı işin içinden.

Polisler, Mehtap Hanıma eski eşi Tarık beyin şimdi nerde olduğunu sorduklarında ise Mehtap Hanım Tarık beyin annesi ile beraber yaşadığını söyleyerek polislere Tarık’ın annesinin adresini verdi. Polisler hemen bir ekip gönderdiler verilen adrese. Tarık o anda evde olmadığı için canından sevdiği annesini almışlardı. Annesi beş gün gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Tarık o güne kadar yaşadığı hiçbir şeyi annesine anlatmamıştı. Annesi içeride öğrenilmişti artık her şeyi. Eski gelininin neler yaptığını öğrenince yıkıldı kadıncağız.

Şikâyetten dolayı kendi ülkesinden kaçak yaşamaya başlamıştı Tarık Bey. Senelerce bu vatana öğretmen olarak hizmet etmişti. Ama artık bir terörist olarak görülüyor ve her yerde aranıyordu. Birkaç kere çocukları ile konuşmak istedi ama anneleri hiç izin vermedi. Üstelik tekrar şikâyet etti Tarık beyi eski eşi. Tarık Bey için bu ülkede yaşamanın bir anlamı kalmamıştı artık ve oda cebri hicret yolunu seçti.
Şu an Tarık Bey yurt dışında bir mülteci kampında ve kendi hayat hikâyesini yazmakta. Bir yandan gariban anasını bir yandan kendi olmayınca yetim kalmış çocuklarını düşünüyor. Öte taraftan yangın yerine dönmüş ülkesini düşününce artık bu hal dayanılmaz bir hal alıyor. Hem eşi ile imtihan yaşamakta hem de çocuklarından uzakta olmasında dolayı ayrı bir imtihanda olan Tarık Bey şu an ağlamakla geçen günlerinin yanında Allah’a hamd etme kıvamında beklemekte…

Yani demem o ki ya yanacak ya pişecektik ama imtihan böyle olmamalıydı ne diyeyim bize de eş ateşi ile yanmak düşmüş. Saygılar…

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here