Metin Münir beyin mektubuna cevap

0
709

Sevgili Metin Abi.

Bugün bilgisayarımın ekranında adıma gelmiş bir mektup bulunca ne kadar sevindiğimi anlatamam.

Eşimle, dostumla, arkadaşlarımla ve hatta akrabalarımla bile iletişimimin kesildiği bu dönemde adıma yazılmış bir mektup bulmanın nasıl bir duygu olduğunu bilmem anlayabiliyor musunuz? O kadar heyecanlandım ki, hemen cevap yazmaya giriştim.

Farklı yaş kuşaklarında olmamıza rağmen aynı duyguları hissetmemiz tam bir ironi aslında. Sizin babam yaşında olmanız ve belki biraz daha emeklilik dönemi psikolojisine bürünmüşlüğünüz normal olmasına rağmen, benim henüz genç yaşımda duruklama moduna geçmiş olmam maalesef ki esef verici. Daha da kötüsü, gün be gün bu ruh
haletinin, mod yani bir durum olmaktan, yerleşik bir karakter haline geçmesi ve kalıcılaşması.

Yıllarca bilimle ve bilimsel projelerle nefes almayacak şekilde meşgul olduktan sonra, bir gece de işimi kaybedince nasıl duracağımı aylarca beceremedim. O kadar hızlı giden bir arabanın içindeydim ve o kadar ani durmam gerekmişti ki, değil frene basmak
ayağımı gazdan çekmek bile aklıma gelmedi. Hal böyle olunca, o durumdaki kendi kendine duran bir aracın içinden nasıl çıkılırsa öyle çıktım. Nasılsın diye sormuşsunuz ya, böyleyim işte.

Mektubunuzun, arabanın durduğu ve biraz kendime geldiğim bir anda elime geçmesi iyi oldu. Yani zamanlaması müthiş. Sizin mektubunuzda gördüğüm ruh sakinliğine ve kabulleniş haline nasıl geldiğinizi bilmiyorum. Ama inanıyorum ki, sizinki gibi yoğun ve
mücadeleci hayat geçirmiş bir gazetecenin mutlaka, ve muhtemelen travmatik, bir durulma hikayesi vardır. Çünkü donanımlı insanlar yaş ilerledikçe ölüm üzerine değil yaşam üzerine konuşur ve daha uzun yaşamayı arzular. Ellerinde hayatın gizlerini açabilecek “iksileri” ve daha önemlisi gençlerin aksine “bunları sunabilecek cömertlikleri” vardır. Belki de bu hazinelerin kıymetini bilecek istekliler ve arzulular çalmamıştır kapılarınızı.

Diğer yandan sizin adınıza sevindim. Görebildiğiniz arkadaşlara ve okuyabildiğiniz kitaplara hala sahip olduğunuz için. Aylar önce, hem işimi hemde çevremdeki insanları kaybettiğimde, sizden farklı olarak insan sevgimi “hızla yitirdiğim” için, yalnızca ve çok
fazla işim için üzüldüm.

Işimin yarım kaldığı, onu tamamlamak zorunda olduğum, laboraturda yapılacak deneylerim olduğu duygularını ancak 1.5 yıl sonra atabildim. Yani “artık işim yok”, “hiç birşey yarım kalmadı”, “rahat rahat uyuyabilirsin” noktasına sonunda geldim. Sizinde dediğiniz gibi, uyumaya başladım. Hatta hayatımda hiç uyumadığım kadar tasasız, umarsız ve uzun uzun. Daha da fazlası, kafamda ki sesler diyor ki; (özellikle Tübitak’tan proje çağrıları geldikçe) Ayşe sen deli miydin, aklın mı yoktu, kendini niye böyle ağır sorumlulukların altına soktun, bu kadar yükü nahif omuzlarına neden aldın? Galiba artık o kadar yükü üstüme almaya cesaretim de yok, niyetim de. Donanımımın ve pozisyonumun daha büyük işleri üstüme alabilmeme imkan verdiği bir çağımda “umarsız uzun uyuklama modu”na geçmem kimin ayıbı bilmiyorum. Kısacası, artık işimi de değil, sadece kitaplarımı özlüyorum.

Doğayla içli dışlı olmanız, özellikle organik tarımla uğraşmanız çok güzel. Doğa çocukluğumuzdan yaşlılığımıza kadar hep açıyor bağrını bize. Onun üstünde oynaya zıplaya büyüyor, sonra tekrar ona sığınıp uğraşa çabalaya vakit geçiriyoruz. Işimi kaybettikten
sonra, eski alışkanlıkla aylarca sabah erkenden evden çıkıp, ağaçlık alanlarda, çiçeklerin böceklerin içinde günlerimi geçirdikten sonra, nihayet ve çok şükür evde zaman geçirecek bir şeyler keşfedebildim. Şimdilerde ise toprakla bu kadar çok vakit geçirme fikri ürkütüyor beni. Zira kollarının arasında sarılıp sarmalanmış olarak onunla beraber geçireceğimiz çok çok uzun zamanımız olacak.

Metin Abi, adıma yazdığınız ve cevap beklediğinizi belirttiğiniz mektubunuz için teşekkür ederim. Benim de anlatacak ne kadar derdim varmış da, biri sorsun diye bekliyormuşum.

Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.

PS: Size Abi deme ve mektubunuzu üstüme alma küstahlığında bulunmamı hoş karşıladığınızı umuyorum.

Saygılarımla,

Dr. Ayşe Canan

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here