Terörist Devlet

0
1129

Elinde silah tutan bir kişinin arkasında devlet gücü yoksa bu durum onun terörist olarak yaftalanması
için yeterlidir. Amerika, Rusya ve İsrail gelişmiş silahlarla insan öldürürken terörist olmuyor ama
onlara karşı basit silahlarla, hatta sapanla mücadele edenler terörist ilan ediliyor maalesef.
Benzer durum söylenen sözler için de geçerlidir. Bir devlet görevlisinin söylediği en aptalca şeyler
doğru kabul ediliyor ama onun karşısına elinde belgelerle çıkan kişi yalancı, kumpasçı, komplocu,
birilerinin adamı oluveriyor.
İnsanın bir şekilde elde ettiği güç tarafından zehirlemesi işte budur. Tarihte çok uzağa gitmeye gerek
yok; Hitler, Mussolini, Kaddafi ve Saddam buna en güzel örnek. Ne yazık ki tarihten ders almayan ve
hala onların yolundan giden devlet adamlarımız var.
Bahsini ettiğim bu durumun bugünlerde Türkiye’de yaşandığının farkında olmalısınız. 15 Temmuz
gecesi devleti temsil eden Cumhurbaşkanı henüz olaylar devam ediyorken suçluyu ilan etti ve bunun
Allah’ın bir lütfu olarak değerlendirdi. İşte o günden beri Hizmet Hareketi mensupları terörist
muamelesi görüyor çünkü bunları söyleyenin arkasında devlet gücü var. Ortaya konan bir belge
olmadığı gibi bunu ispatlayacak bir olay da yoktu. Ama olsun, devlet başkanı yalan mı söyleyecekti?
Üstüne basarak söylüyorum; evet cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce yaptığı gibi yalan söylemişti.
O gece ölen, yaralanan olduğu gibi bazı yerlerde bombalar da patlamıştı. Bunları inkar etmek
mümkün değil… Ancak bu gerçekler üzerine oturtulan ve yetkili kişilerin bize yalan beyanlarla izah
etmeye çalıştıklarının sadece iddiadan ibaret şeyler olduğunu belirtmek gerek. Evrensel hukuk
kurallarından biridir; iddia eden bunu ispatlamak zorundadır. Buradan hareketle ortaya konan saçma
sapan delillerin her biri bırakın Hizmet mensupları, din ile yakından teması olmayan kişiler tarafından
doğru olmadığı ispatlandı. Ama bunları kimse görmüyor, çünkü arkalarında devlet gücü yok ve elinde
silah bulunan devlet onları terörist ilan etmişti bir kere.
Aynı senaryoyu 11 Eylül olaylarında da yaşadık. FBI ve CIA’nin ortaya koyduğu ve devlet görevlileri
tarafından ifade edilen birçok şey zamanla yalanlandı. Hatta intihar eyleminde bulunduğu söylenen
kişiler televizyonlara çıkıp yaşadıklarını ispatladılar ama atı alan Üsküdar’ı geçmişti ve suçlu da ilan
edilmişti. Sonrasında Amerika’nın Müslümanlara yaşattıklarını zaten biliyorsunuz.
Eskiden beri Türklerin düşmanı eksik olmamıştır. Kimsenin düşman olmadığı zamanlarda da kendimiz
bir düşman üretmişizdir. Son yüzyıldaki düşmanlarımıza bakar mısınız? Komşu ülkeler, Komünizm,
irtica, Aleviler, Kürtler, Batı ve bugünlerde Hizmet Hareketi. “Cambaza bak” oyunu ile insanımız,
yıllardır devleti ele geçirenler ve ekonomik çıkar sahipleri tarafından köleleştirilmektedir.
Bunu engellemek elbette mümkündür ve yolu da bellidir. Herkesin kullandığı birlik, beraberlik gibi
dilimize pelesenk olan ifadelerin gerçekleşmesi için eğitimli insana ihtiyacımız var. Bununla birlikte
bugünlerde farkına vardığımız bir geçeği de unutmamamız gerekiyor: gözlerimizi açmak, gerçeklerin
algı yöntemleriyle tersyüz edilmesine müsaade etmemek ve arkasına devlet gücünü alanların her
söylediğine ihtiyatla yaklaşmak.
Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yalanları gerçek gibi sunma işinde medya önemli rol
oynuyor. Buna işbirlikçilik, menfaat birliği, gizli ajanda vs. ne derseniz deyin gerçek olan şu ki güç
sahibi olan bunu ahlaksızca kullanıyor. Dini hayatı olmayanların bunu yapmasını ahiret inancı
zayıflığına bağladık diyelim peki dindar görünenlere ne demeli? Gerçi adı üstünde dindar görünen
yani dindar olmayan ama algı yöntemleri ile bunu halka kabul ettirenler… Suç onlarda değil ki,
bulmuşlar eğitimsiz ve saf milleti, meydan da boş, atlarını oynatıyorlar.

Türkiye’de Erdoğan’a muhalif olan kim olursa olsun bugünlerde söyleyeceği sözlerin ve yazacağı
yazıların hiçbir anlamı yok gibi görünüyor. Ortaya konacak gerçekleri Türk halkına ulaştıracak ciddi bir
araç olmadığı gibi, böyle bir durumda bırakın basın meslek ilkelerine uymayı, hiçbir kutsalı olmayan
havuz medyası hemen saldırıya geçip itibarsızlaştırma operasyonu yapacaklarından kimsenin şüphesi
olmasın. “O halde boşa kürek çekiliyor” diye düşünebilirsiniz. Eli kalem tutan, ağzı laf yapan herkesin
görevi yanlışlıkları ifade etmek olmalıdır. Bir kudsî hadiste münkeri defetmek için sırasıyla el, dil ve
gönlün kullanılması isteniyor.
15 Temmuz’un hemen akabinde Türk toplumu Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi ile
ilgili dezenformasyon bombardımanına maruz kaldı. Çok kısa bir süre içinde piyasada boy gösteren
kitaplarla televizyonlarda arz-ı endam eden cemaat uzmanları adeta bir şeyleri gizlemek için ağız
birliği etmişçesine aynı şeyleri tekrarlayıp durdular. Haberler, görüş açıklamalar, raporlar, belgeseller,
dramalar vs. hep Türk insanının aklına yanlış bir şey üşüşmesin (!) diye yapıldı, yapılıyor. Bunları
finanse edenlerin devlete çöreklenip onun imkanlarını kullanan koltuk sevdalılarının olduğu ise aşikar.
Sağduyuyu elden bırakmayan ve bu yönlendirme çabalarına ihtiyatla yaklaşan bir kesim var ama ne
yazık ki onlarda başka hesapların peşindeler. Eli kalem tutan, ağzı laf yapan ama düşünce dünyasında
dinin yeri olmayan birçok insan bugün Türkiye’de Hizmet Hareketi mensuplarının yaşadıkları
mağduriyetleri görmezden geliyor. Bu mağduriyetlerin çok daha azına maruz kalmış herhangi bir
insanın hakkını savunmak için yeri göğü inletiyorlar. Bunu söylerken elbette onlara sahip çıkılmasın
demek istemiyorum. Konu din ve dindarlar olunca sesini kısanların ikiyüzlülüğünü ifade etmek
istiyorum.
Yazıma herkesin bildiği o meşhur satırlarla son veriyorum. İkinci Dünya Savaşı sırasında bir kilisede
rahip olarak görev yapan Pastör Nie Moeller şunları yazmış…
Önce Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü ben Yahudi değildim.
Sonra komünistler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü ben komünist değildim.
Sonra sendikacılar için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü ben sendikacı değildim.
Sonra benim için geldiler ve artık ses çıkaracak kimse kalmamıştı…
Halit Emre Yaman
Twitter: @halitemreyaman
Mail: halitemreyaman@hotmail.com

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here