Afyon TEM Şube ve Cezaevinde Neler Oluyor? 2

0
2119

17 Ekim 2017 günü saat 21:30 sıralarında kapı zilinin çalınması üzerine kapıyı açar açmaz üzerime iri yarı biri çullanarak yere yatırdı ve bana kelepçe taktı. Bana bunları yapan kişiler evime arama emrini göstermeden, kim olduklarını açıklamadan ayakkabılarıyla beni, eşimi ve çocuğumu oturma odasına götürdüler. Bana kim olduklarını, ne için geldiklerini defaatle sormama rağmen açıklama yapmadılar. Bu esnada gelen kişilerin bir bayan ve 5 erkek olduğunu gördüm. Evimi bizim nezaretimizin dışında kendi kafalarına göre aramaya başladılar. İtirazım üzerine kamera kaydı yaptıklarını demelerine rağmen ben aramaya eşlik ettiğim esnada yatak odasına geçildi. Yapılan sert aramadan dolayı yatağımız kırıldı.Kamera kaydı alan kişi kameranın şarzının bittiğini söyleyerek kamerayı kapattı, diğer odaların aranması kamera kaydı olmaksızın yapıldı. Arama bitiminde arama ile alakalı tutanak tutmaya başladılar. Ben evime verilen maddi zararın tutanağındaki geçirilmesini talep ettim ancak bana böyle maddi zararların olacağını söyleyerek tutanağa geçmediler. Tutanağı imzadan imtina etme hakkımın olduğunu bilmediğimden ve anlık şoktan dolayı içeriğini kabul etmediğim şeyleri imzalamak zorunda kaldım. İnsani ihtiyaçlarımızın giderilmesi için sık sık kendileri eşliğinde lavaboyu gitmeyi istedim. Benim bu istegime olumsuz cevap vererek lavabo ihtiyacımı gidermeme izin vermediler. Evden çıkacagımız esnada kelepçe iyice sıkılarak bu şekilde kıyafetimi değiştirmemi ve lavabo ihtiyacımı gidermemi söylediler. Eşim ve ben emniyete götürelecegimizden dolayı 1.5 yaşındaki çocuğumu emanet etmek için ailemi aramam gerektigini belirttim fakat aramama izin vermediler. Saat 23:30 sıralarında Afyonlarahisar devlet hastanesine rapor almak İçin getirildik. Herhangi bir muayene yapılmadan ve doktor olmadan, 1.70 boylarında saçını arkadan bağlayan polis tarafından raporlara kaşe basıldı ve raporların imzalanmasına müteakip devlet hastanesinden ayrıldık. Saat 00:10 sıralarında Afyonkarahisar Emniyet Müdürlügü TEM Şubesine eşim ve 1.5 yaşındaki çocuğum ile birlikte getirildik. Şubeye girdigimizde tahmini 20-25 kişinin ellerinin ters kelepçe yapılarak diz üstü bekletildiğini gördüm.Aynı şekilde beni de ters kelepçe yapılarak diz üstü yaklaşık 1 saat bekletildim. Daha sonra koridorda bulunan eşim ve çocuğumun yanına götürüldüm. 1.75 boylarında siyah saçlı 35 yaşlarında daha sonra TEM Şube Müdürü oldugunu tahmin ettiğim kişi tarafından kafamı duvara vurularak darp edildim. Bu durum eşimin gözleri önünde ona ve bana psikolojik, duygusal baskı yapmak maksatıyla yapıldı. Daha sonra büro amirliği odasına alındım, yaklaşık 1 saat boyunca 3 polis tarafından vücudumun çesitli yerlerine defalarca vurulmak suretiyle darp edildim. Sordukları sorulara elimi kurana bastırarak ve yemin ederek cevaplar vermemi istediler. Verdigim cevaplar onların istedigi şekilde olmayınca alaycı bir şekilde Allah seni çarpıyor diyerek dövmeye devam ettiler. Dövülme esnasında eşiminde benim gibi muamele görecegi ve çocugumun aileme verilmeyip ( S.H.Ç.E.K) Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna verilecegi yönünde üzerimde psikolojik baskı kurdular. Odadan çıkartılarak eşimin ve çocugumun yanına tekrar götürüldüm. Eşimin yanımda benimle ilgisi olmayan suçlamaları kabul et eşini ve çocugunu bırakalım, yoksa eşim ve benim tutuklanacagımızı 15 yıl ceza alacagımızı ( S.H.Ç.E.K) ye verilecigini ve orada büyüyecegi ile tehdit ettiler. Koridora tekrar alınarak yüzümü döndürerek ayaklarımı açtırarak yaklaşık 1 saat bekletildim. Bekletilme esnasında yüzünü görmedigim polisler tarafından tekme ve tokat atılmak suretiyle darp edildim. Saat 3:30 sıralarında odaya tekrar alındım.suçlamaları kabul etmemi yoksa 1 ay boyunca gözaltında kalacagımı bu yaşadıklarımın aynısını tekrar tekrar yaşayacagımı söyleyerek darp edildim. Saat 04:00 sıralarında nezerathaneye indirildim tarafıma 2 battaniye verildi. Nezarethane dolu oldugu icin yerde yatmak zorunda kaldım. 18 Ekim Çarsamba günü 19:25 sıralarında TEM Şubeye çıkarılarak 1 odaya alındım. Odada bulunan 3 polis tarafından eşim ve benim 15 er yıl ceza alacagımız yönünde psikolojik baskı kuruldu. Bana tanımadıgım bazı kişiler gösterilerek senin hakkında ifade verdiler, ifadelerinde f..ö ile ilişkim oldugunu beyan etmişler ben bu kişileri tanımadıgımı ilk defa gördüğümü beyan etmeme rağmen beni yanlış yönlendirmelerle bu ifadeleri kabul ettirmeye çalıştılar. Benim suçlamaları kabul etmediğimden dolayı 1.70 boylarında kır saçlı, bıyıklı ismini bilmediğim kendi aralarında dede diye seslenilen polis tarafından sandalyeye oturtturularak boğazım arkadan birkaç defa uzun süre sıkılarak nefessiz bırakıldım. Başka bir polis tarafından kaldırılarak duvara yaslandırıldım ve vücüdumun çeşitli yerlerine vurularak darp edildim. 20:15 sıralarında tekrar nezarathaneye indirildim. 21 Ekim Cumartesi 21:00 sıralarında arkadan ters kelepçe yapılarak TEM Şubeye çıkarıldım.isminin Teoman Komser oldugunu ögrendigim kişi tarafindan vücudumun çeşitli yerlerine vurularak darp edildim.Teoman Komserin beni darp ettigi sırada başka bir polis arkama geçerek erkeklik organıma tekme attı aynı zamanda şerefsiz diyerek hakaret etti. Lakabının daha önceden dede oldugunu öğrendiğim polis tarafından boğazım sıkılarak gözlerim bağlandı. Teoman Komiser ise Mit işkenceci ekip gelsin elektrik vermeye başlasınlar yoksa konuşmayacak dedi.Kapının açıldıgını ve gelen kişilerin oldugunu duydum. Şok cihazı olarak tahmin ettigim cihazla elektrik sesini duydum daha sonra diz eklemlerime elektrik verildi.Bu ekibin acımasız oldugu bay bayan konuşmayan herkese bunları yaptıklarını eğer kabul etmezsem eşime de bunların yapılacagını çünkü bu ekibin 15 Temmuzdan sonra Cumhurbaşkanlıgı emri ile kurulduğunu ve bizimde bu ekibe sözümüz geçmiyor diyerek Teoman Komiser tarafından baskı altına alınarak tehdit edildim. 22:00 sıralarında nezarathaneye indirildim. 22 Ekim pazar 16:00 sıralarında TEM Şubeye tekrar çıkarıldım. Yönüm duvara dönük şekilde 2 saate yakın ayakta bekletildim. Bu esnada bazı avukatlar gelerek müvekkilleriyle görüşme talebinde bulundular fakat polisler tarafından bugün ifade alınmadığını, yetkili kimse yok diyerek geçiştirilerek görüştüremeyeceklerini söyleyip avukatları geri gönderdiler geri gönderilen avukatlardan birininde benim avukatım olduğunu 26 Ekim 2017 tarihli benimle yaptıgı avukat görüşünde ( 15:45 ) civari öğrendim.Kendi avukatım ile ifadem alınmayıp baro tarafından gönderilen bir avukat tarafından alınarak savunma hakkım kısıtlanmıştır. 18:00 sıralarında ifademe başlandıgında Teoman Komser barodan gelen avukata hitaben alaycı tavırlarla avukat hanım burada sözde işkence yapılıyormuş,elektrik veriliyormuş,dövülüyormuş,makatına cop sokuluyormuş,mermer fabrikasına götürülüp işkence yapılıyormuş dedi. Avukat hanımda yok artık böyle şeyler olur mu , polis böyle birşey yapmaz dedi. Teoman Komser bana dönerek sana böyle birşey yapıldımı diye sordu.Bende bana yapılan işkencelerin, kötü muamelenin, tehdidin,hakaretin,tekrar yapılabileciginden korktugumdan dolayı böyle birşeyin olmadıgını beyan ettim.Aynı zamanda yapılan işkencenin etkisiyle ve daha fazla işkence yapılma ihtimalinin baskısıyla kolluk görevlilerinin zorla ögrettigi ifadeyi vermek zorunda kaldım. O ifadem hür ifademle verilmiş bir ifade değildir. Velev ki yanımda barodan görevlendirilmiş avukat olsa dahi. 23 Ekim 2017 Pazartesi günü nezarethaneden alınarak Afyonkarahisar Devlet Hastanesine götürüldüm.TEM Şube polisleri tarafından rapor kaşelenip hiçbir muayene yapılmadan darp cebir yoktur diye rapor verildi. Afyon Emniyetinde gözaltında kaldığım 7 gün boyunca sabah ögle ve akşam ekmek arası ayran ve döner verildi. 23 Ekim Pazartesi günü Sinanpaşa Emniyetine nezarethanede kalmak için götürüldük. 24 Ekim salı günü kahvaltı verilmedi.saat 14:00 sıralarında Afyon TEM Şube polisleri tarafından nezarethaneden çıkarılarak, herhangi bir rapor alınmadan 22 Ekim Pazar günü yazılı ifademi vermeme ragmen tehdit ve hakaret işiterek TEM Şubeye getirildim. 15:00 sıralarında eşimle Sahipata Karakolundan getirtilerek görüştürüldük.Eşimde bana daha önceden yazılı ifadesini ailemin tuttugu avukat nazaretinde verdigini belirtti. Eşimle görüşme sırasında Teoman Komser tarafından suçlamaları kabul etmediğimiz takdirde tutuklanıp 15 er yıl ceza alacagımızı çocugumuzun ise yurda verilecegini söyleyerek üzerimize psikolojik baskı uyguladı.Akabinde ek ifade verip eşimin suçlamaları kabul ederse serbest kalacagını ifade etti. TEM Şubeden alınarak hastaneye götürülmeden 17:00 sıralarında Sinanpaşa Emniyeti nezarethanesine konuldum. 25 Ekim Çarşamba günü lavabo ihtiyacımın oldugunu beyan ettim tarafima pet şişe verilerek ihtiyacımın şişeye yapmam gerektigi 1.75 boylarında göbekli sivil polis tarafından söylendi. Kaldığımız 7 gün boyunca ihtiyaçlarımızın giderilmesi engellendi kısıtlandı günde 3 defa lavaboya gitmemize izin verildi. İhtiyacımız olduğu zamanda seslenmeme rağmen duymazlıktan gelip veya işlerimiz var şimdi bakamayız deyip ihtiyaçlarımızın giderilmesi engellendi. Gözaltında kaldığım süre boyunca iç çamaşırlarımı degiştirmeme izin verilmedi. Trafik şubede görev yaptıgını düşündüğüm 1.70 boylarında zayıf, konuşmalarından yeni polis olduğunu düşündügüm polis tarafından nezaret yakınında sabahın erken saatlerinde ayaklarıyla bilerek sesler çıkarmasından dolayı uyumamıza engel olunmaya çalışıldı. 30 Ekim pazartesi günü Afyonkarahisar Devlet Hastanesine sevkimiz sağlandı. Doktor tarafından muayene edileceğim esnada yanımda TEM Şubeden polis olduğu İçin doktorun sordugu sorulara korktugumdan dolayı hür ifademle cevap veremedim. Afyonkarahisar Adliyesine sevkimiz sağlandı. Mahkemede hakime ifade verdiğim esnada 14 gün boyunca bana hakaret, küfür, işkence, kötü muamelede bulunan polislerin mahkeme salonunda olmasından dolayı daha önceden tarafıma sen cezaevine gitsen dahi biz seni oradan tekrar ifadeni almak için TEM Şubeyi getirir daha fazlasını yaparız sözlerini hatırladım. Bu sebebten dolayı korktum, üzerimde baskı hissetim ve hakime olayları hür ifademle anlatamadım.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here