Uslub-u Beyan Aynıyla İnsan…

0
830

Gülen cemaati , motivasyonunu İslamdan  alan bir topluluk . Bunu , Gülen’in hem konuşmalarında hem de yazılarında rahatlıkla görmek mümkün. Cemaat mensuplarının da aynı motivasyonla  hareket ettiğini söyleyebiliriz. Bu nedenle hareketin hem kitlesel hem de bireysel kritiği yapılırken bu durum gözden kaçırılmamalı . Söylemlerini bu olgu üzerinden geliştiren bir hareketin bu şekilde kritik edilmesi normal olsa gerektir.

Gülen’in ,söylemlerinin içini dolduracak şekilde bir hayatının olduğunu söylemek kanaatimce yerinde olacaktır. Hayatının her evresi gözler önünde olan Gülen’in , söylem – eylem tutarlılığını zedeleyecek bir tutumunun olmadığına , özellikle son dönemde yaşanan büyük mezalime rağmen etrafında kenetlenen takipçilerinin varlığı yeterli delildir diye düşünüyorum. Hareketin başlangıcından bugüne , takipçilerinin motivasyonunun en önemli kaynağı şüphesiz ki Hz. Peygamber ve ashabının yaşadığı ve ‘Asr-ı Saadet’ olarak adlandırılan dönemdir. Elbette bu dönemde ashabın başından geçenler sadece Gülen hareketi için önemli bir referans değildir. Tüm ehl-i sünnet için Hz. Peygamber ve arkadaşlarının temsil ettiği İslam modeli  örnek kabul edilmişir. Bunun en önemli nedenlerinin başında ‘Siz insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz…’ (Al-i İmran 110) ayetinin takdir ve tebcili olduğunu söyleyebiliriz. Kur’an’ın takdir ile nazara verdiği bir topluluğun , müslümanlarca örnek olarak benimsenmesi yadırganacak bir durum değildir. Bu inanç , Gülen tarafından benimsenmiş ve başlangıcından bugüne hareketin en önemli motivasyon unsuru olarak ön plana çıkmıştır. Başta da söylendiği gibi , davranış şeklini ‘Kitap –  sünnet , ashab’ın güzide hayatı’ vb. olgular üzerinden sürdüren bir topluluğun kritiğini öncelikle bu denklemler üzerinden yapmak gerekir.Yine yukarıda zikredilen temel dinamiklere ilaveten , Nursi’den de tevarüs bazı hususların, hareketin mantalitesi ve metodolojisi şekillenirken kullanıldığını söyleyebiliriz. Nursi’nin hizmet anlayışı içerisinde öne çıkan ‘ Müsbet hareket , medenilere galebe ikna iledir ’ gibi söylemlerin geliştirilerek özümsendiği görülmektedir. Hareket , döneminin birçok İslami yapısının tenkit ve ağır eleştirilerine rağmen ‘herkesi kendi konumunda kabul etme , dövene elsiz sövene dilsiz olma, farklı kültür mensupları ile iletişim kurma , şiddet içerikli mücadeleyi reddetme ‘ gibi hususlardaki duruşunu kararlılıkla devam ettirmiştir. Gülen , bugün tüm dünyada faaliyet gösteren takipçilerini, zikredilen hususları ısrarla nazara vererek zinde tutmuştur. O nedenle , bu yazıda bahsedilen motivasyon unsurlarına takipçilerinin ne ölçüde sadık kaldığının bir kritiğini yapmaya çalışacağım.

Son 3-4 senedir Gülen hareketinin sistematik bir soykırıma , acımasız bir zulme maruz kaldığı , vicdanlı ve insaflı herkesin malumudur. Kendi ülkelerinde adeta bir cadı avına uğrayan bu insanların yaşadığı dramı layığı ile ifade etmek oldukça zordur. İşini kaybeden , işkenceye maruz kalan , zindana atılan , ülkesini terketmek zorunda bırakılan  hatta çocuklarını yitiren insanların ahı arşa çıkmış durumdadır . Bu yaşanan büyük trajedi ,gerek ülkede kalıp kendisi için hazırlanan sonu bekleyen insanların, gerekse de yurt dışında sürgün yaşayan insanların ruh dünyasında onulmaz yaralar açmıştır. Her gün ya yüz yüze ya da sosyal medya üzerinden hak etmediği sözlere , itham ve iftiralara maruz kalan bu güzide insanlar , muhataplarına mukabele ederken bazen kendi dinamiklerinden ve değerlerinden uzaklaşabiliyor , kendilerine yakışmayacak bir şekilde karşılıklar verebiliyorlar. Temel olarak ‘üslub ve nezaket ‘ sorunu şeklinde algılanabilecek bu durum ile ilgili ikaz edilmeleri durumunda da yaşanılan dram ve acıların büyüklüğünü nazara vererek ikazda bulunanları dikkate alamayabiliyorlar. Sosyal medyada birtakım art niyetli ve kem sözlü şahıslar içlerindeki tüm gayzı aralıksız bu insanların üzerine boca etmektedir. Bir emirle sağa sola saldıran bu kimseleri muhatap almanın yanlış ve neticesiz olduğunu düşünüyorum. Bu mütecaviz güruh, sahipleri ne derse onu yapmayı görev edinmiş , elde edecekleri dünyalık mukabilinde ahiretlerini heba etmiş talihsizlerdir. Bunlara karşı takınılması gerek tavrı Kur’an ‘Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “Selâm!” der (geçer)ler.’ (Furkan 63) diyerek açıkça belirtiyor.Fakat bir de teşettüt-ü ârâda olan , mütereddit , bunca tezvirattan etkilenmiş yahut cibilli düşmanlık içinde olanlar var. Bu ve benzeri kimselerle konuşurken , yazışırken yahut mukabelede bulunurken nasıl bir üslubun benimsenilmesi gerektiğini Gülen’in çokça alıntıladığı ‘Dövene elsiz , sövene dilsiz , gönül kırana gönülsüz gerek!’ cümlesinde özetle görebiliriz.  Yine Gülen’in genel üslup tahşidatında ‘ üslubumuz namusumuzdur!’ vurgusu yapması gözden kaçırılmamalıdır.

Hareketin referans aldığı değerlerin , ‘Mü’minde uslub ve  tarz-ı telakki’ mevzularına yaklaşımını bir kaç örnekle açmaya çalışalım.
Öncelikle Kur’an’ın ‘ İyilikle kötülük bir olmaz . Kötülüğü  en güzel bir şekilde sav . Bir de bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan sanki sıcak bir dost oluvermiş’ (Fussilet 34) hitabı , kötülüğe nasıl (mü’mince) mukabele edilmesi gerektiğini anlamamız için hayati önem taşımaktadır. Hüsn-ü mukabelenin lüzumu ve faydasına dair pek çok misal verilebilir. İşte onlardan biri :  Hz. Aişe bir hadiste ‘ Bir gün adamın biri Hz. Peygamber’in (sav) yanına girmek için izin istedi. Hz. Peygamber onun hakkında ‘Kabilesinin en şerli kişisi budur’ dedi. Ancak adam içeri girdiğinde ona iltifat ederek güleryüz gösterdi. Adam gittikten sonra bu durumu sorunca ‘ Ey Aişe ! Şerrinden kurtulmak için kendisinden sakınılan kişiler insanlığın en şerlisidir!’ dediğini rivayet ediyor. Yine Gülen hareketinin en önemli referanslarından olan Bediüzzaman’ın ,bir hatırasını nakletmek sanırım yerinde olacaktır. Nursi ve talebeleri aleyhinde yazılar yazan , birçok tezviratta bulunan bir gazeteci Nursi’yi ziyaret eder. Ziyaret esnasında Nursi , gazeteciye çokça iltifat ve ikramda bulunur. Gazeteci gittikten sonra bu muameleye anlam veremeyen talebesi Zübeyir Gündüzalp nedenini sorunca Nursi ‘ Evladım! senin on düşmanın olsa azaltmaya bakarsın  yoksa çoğaltmaya mı ?’ der. Bu konuda misal olabilecek başka bir hadiseyi sahabenin büyüklerinden Ammar bin Yasir (ra) şöyle anlatıyor. ‘Bedir günü ailemin katillerini ele geçirdim. Onları bir ip ile bağlayıp cezalarını vermek üzere çekiştire çekiştire götürürken Allah Resul’ü beni gördü ve sordu ‘Ne yapıyorsun ey Ammar?’ Ben de :’Ailemin katillerini esir ettim ey Allah’ın Resul’ü, cezalarını vereceğim.’dedim. Bunun Üzerine Rasulullah ‘Çöz esirlerin ellerini , yediğin kadar yedir , içtiğin kadar içir, bir ihtiyaç için dışarı çıkarsan onları da çıkar.’ buyurdu. O gün Rasulullah
böyle dedi diye, belki yanlış saymışımdır düşüncesiyle üç lokma yediysem ailemin katillerine bir fazla yedirdim.’ Garip gelebilir fakat  mü’minin bir karakteri, bir tarz-ı telakkisi olduğunu Kur’an ifade ediyor.  Cenab-ı Hak bu gerçeği İsra suresi’nin 84 . ayetinde şöyle vurguluyor :‘De ki: Her insan kendi seciye ve karakterine göre davranır. Kimin daha isabetli olduğunu ise asıl
Rabbiniz bilir.’
Yukarıda zikredilen hususlara ilaveten, hüsn-ü misal olma , doğru temsil , insanları uzaklaştırıp kaçırmama ile ilgili Gülen’in takipçilerine hitaben yapmış olduğu  konuşmadan bir pasajı paylaşmak istiyorum ‘Biz kaçıran olmamalıyız , ürküten olmamalıyız , imrendirici olmalıyız. ‘Eğer müslümanlık şu insanların yaşadığı gibiyse müslümanlıktan başka yol yok , yötem yok !’ demeliler. Helalında , haramında  , muamelatında , tavırlarında  , davranışlarında insanları kucaklamasında , şefkatinde , mülayemetinde , insanlarla muamelelerinde örnek insan olmalı ve müslümanlığa imrendirmeliyiz.’ (Kaç Kişinin
Katilisin ? 19.01.2009)

Sonuç olarak , Hizmet hareketi mensuplarının başlıca referans kaynaklarında ‘üslup ve Mü’mince Tavır’ın nasıl işlendiği ve nazara verildiğini misalleriyle arzetmeye çalıştım. Kendi motivasyon unsurlarını  hizmet metodolojileri için vazgeçilmez gören kişilerin , değerleri ve iddialarıyla ters düşmesi kabul  edilebilir bir durum olmasa gerektir. Bu tenakuz , her iddia sahibinin tutarlılığını sorgulatacak , benimsenmesini güçleştirecektir. Son 3-4 senede yaşanan  dram , bir çok insanın maddi-manevi dünyasında tarifsiz yaralara yol açmış olsa da
Gülen cemaati gibi ‘ ıslah edicilik ve hüsn-ü misal olma’ iddiasındaki bir hareketin mensupları , söylem-eylem bütünlüğünü ısrarla korumalıdır diye düşünüyorum.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here