Yunanistan’dan mektub var

2
3174

Atina’dan uzun süre çıkamayacağımız azda olsa belli olunca, çocukların eğitimlerinin aksamaması, biraz da olsa buranın dilini öğrenmeleri adına okul kayıtlarını yapma kararı aldık. Bu kararla beraber okul aramaya başladık. Nihayetinde birkaç okul araştırmasından sonra çocukların gideceği okulla görüşüp, daha sonra da kayıtlarını yaptırdık.

Kayıt esnasında Müdire Hanım, “Niye geldiniz?” şeklindeki sorusuna cevap verirken, ülkemizden kaçtığımızı, Meriç’i botla geçtiğimizi, Yunan tarafından çocuklarla beraber nezarethane, hapis ve kampta 15 gün kaldığımızı, Türkiye’de yaşanan dramları, 668 tane bebeği ve 18 bin tutsak kadını, zalimlikleri, öldürmeleri ve öğretmen olduğumuzu anlatınca Müdire Hanim’ın gözleri doldu. Ardından işlemlerimizi tamamlayıp hafta başında çocuklarımızla beraber okula geldik.

Çocuklar okula ilk gidişlerinde o kadar gariplerdi ki, belki kelimelere dökmek yetersiz olur. Çocuklarımın okul bahçesinde bütün bedenleriyle bana sarılmaları ayrı bir tarif, ayrı bir hüzün bıraktı bende…
Sürekli ağlamaları ayrı bir ızdırap…
Ben de onların ağlamalarını mukabil, yaş dökmese de gözlerim, onların sesli feryatlarını hem görüp hem de yaşayınca, garipliğimize ve onların garipliklerine ağladım…
Yalnızlığımıza, kimsesizliğimize ağladım…
Herkesten uzakta, çocukların tüm arkadaşlarından ayrı düşmelerine ağladım…
Masum başlarını eğip, ne olur bizi bırakma deyişlerine ağladım…
Onları da kendimizle beraber bu yola koyduğumuza ağladım(sanırım bizim bahçedeki bu manzaramızı bazı öğretmenler görmüş olacaklar ki bizi beraberce sınıfa aldılar)…
Sonra beni bırakmayacaklarını anlayınca beraberce sınıflarına gidip bir süreliğine yanlarında kaldım. Öylece bana yapıştılar gibi oldular o ders saatinde.
O gün okul bitimlerine kadar dışarıda onları bekledim. Her teneffüs çıkışlarında el salladım onlara. Sonra okul çıkışında mutlu olduklarını görünce çok çok sevindim. Aslında bizim mutluluğumuz onların mutluluğudur. Bazen sırf onları mutlu etmek için Cumartesi günü şehrin tâ uç tarafında Jumbo mağazasına gideriz 1€ defter için.

Sonra ki günlerde çocuklarım yavaş yavaş okula ve öğretmenlerine alışmaya başlayınca, kızımın öğretmeni(50-55 yaşlarında bayan) benimle görüşmek istediğini söylemiş. Ertesi gün Yunanca bilen arkadaşla gittiğimde, neden Yunanisyan’a geldiğimizi sorunca, geliş nedenimizi bir bir anlattım. Ben, çocuklarımın önce ki eğitim durumlarını ve ortamlarını anlatınca, öğretmeni(Maria), “Zaten fark edildiklerini, zeki olduklarını, iyi bir eğitimden geçtiklerini, çok çok farklı olduklarını, sınıfındaki bütün arkadaşlarının etraflarında pervane gibi dolandıklarını, farklı derslerine giren öğretmenlerinin de bunları fark ettiklerini, birde sizler çocuklarınıza karşı çok ilgilisiniz” deyince, bende eğitim dışında başka seçeneğimizin olmadığını söyleyince, en doğrusunun bu olduğunu tasdik etti.
O gün ve sonra ki günler olsun, sürekli bir ihtiyacımız olup olmadığını sordu. Bizde her seferinde teşekkür edip, şimdilik ihtiyacımız olmadığını ifade ettik. Kızıma ve oğluma ektradan dersler verdi. Çocuklar bazen sınıfta sıkılınca onları sınıftan çekip özel ilgilendi. Bizim çocukların da bir huyları var, başkalarından bişey almazlar. Öğretmenleri bunu farkedecekler ki, özellikle birşey ikram ederken, sanırım ben yaptım, helaldir şeklinde telkinde bulunuyor. Başka ailelerin getirdiği ikramları bizimkilere sunmuyorlar, şüpheli diye. Bunu perşembe günü başka bir öğretmen de bana sitemvari bir şekilde ifade etti.
Sonra bu hafta pazartesi, ilk dönemin son haftası gece 23.30 gibi eşime şu şekilde bir mesaj gönderdi;
KYPIE ……., KAΛHΣΠEPA. ZHTΩ ΣYΓNΩMH ΓIA THN ΩPA. ΘA ΣAΣ ΔΩ AYPIO OTAN ΣXOΛAΣOYME ΓIA NA ΣAΣ ΔΩΣΩ TON EΛEΓXO (TOYΣ BAΘMOYΣ) THΣ Hulya. AΣ KANOYME ME AYTO TO MHNYMA MIA APXH ΓIA NA ΔOKIMAΣOYME THN ΠOIOTHTA THΣ METAΦPAΣHΣ.
KAΛH ΣAΣ NYXTA.

Iyi Aksamlar …… bey. Geç saatte rahatsızlık verdiğimden dolayi ozur diliyorum.Yarin sizi mesai bitiminde gormek istiyorum. Çünkü size Hulyanin kontrollerini vermek istiyorum(not kontrolleri). Bu mesajla bir baslangic yapalim ve tercumenin kalitesini olcelim. Iyi geceler.

Eşim ertesi gün okula gittiğinde okula çağrılma nedeninin not olmadığını öğrendi. Kızımın pazartesi günü beden dersi varmış. Kızımın beden eğitimi öğretmeni derse almayınca sınıf öğretmeni merak etmiş. Beden öğretmeni de; sanırım Hulya’nın kalbinde problem var demiş(burada çocukları okula kaydederken genel sağlık taramasının sonuçlarını istiyorlar. Onaylı şekilde. Sağlık taramasından gözden kaçan bu nokta bizim için çok da zor oldu). Eşime “Doktor işini halledeceğini, hem de özel doktor göndereceğini, ücretinde problem olmadığını” ifade edince, sanırım eşimde o an garipliğimize hüzünlenmiş olacak ki; bunun üzerine google çeviriden “Bugünlerin sizin ve çocuklarınız için zor olduğunun farkındayım ama bu zorluklar sizi ve çocuklarınızı hem dirençli yapacak hem de geleceğe daha iyi hazırlayacak. Bugünlerin geçici olduğunu, bu zor zamanda ayakta kalmanız gerektiğini, mücadeleye devam etmeniz gerektiğini” ifade etmiş.
Akşam da kızımın kurs öğretmeni vasıtasıyla doktor ayarladığını, randevunun perşembe günü 18.30′ da olduğunu, ücret verilmeyeceğini ifade etmiş.

Perşembe, randevu saatinde eşimle kızım beraber doktora gittiler. Doktor çok iyi ilgilenmiş hanım kızıma çikolata ikram etmiş. Doktor eşime “Herhangi bir problemin olmadığını” ifade edince sanırım bende eşim de yeniden doğmuş gibi olduk. Muayene işi bitince eşim yine de doktora ücret teklif etmiş ancak doktor gayet nazik bir şekilde kabul etmemiş.
Sanırım öğretmenimiz, bizimle sağlıklı iletişim için yeni telefon almış ve telefona programlarda yüklemiş.
Bir de eğitim sistemimizden bize kalan önyargılarımız vardı; çok şükür burada bütün bu önyargılarımız bir bir yıkıldı. Burada bizim öğrendiklerimiz; ne olursa olsun devletler, düşman olsa da toplumların bireyleri düşman olmadığıdır. Tabi Anadolu da cinnet yaşayan toplum içinde olunca, bunları ayırt etme melekeleriniz işlevsiz oluyor maalesef.

Bir de bizim yakın zamanda çaydanlık ve çay bardaklarıyla buluşmamız oldu ki ayrı bir sevinç, ayrı bir hüzün kapladı semtimizi. Yitiğine kavuşmuş kişi gibi olduk. En son dört ay önce Türkiye’den çıkmadan çaydantaki çaydan çay içmiştik. Burada epey zaman çaydaklık aradık ancak fiyatı 43€ olunca almaktan vazgeçtik. Ta ki geçen haftaya kadar, sağolsun Avrupadan Hizmet erlerinin gönderdiği yardımlar içinde çaydanlık olana kadar. Çok sükür burada epey hanede çaydanlık sahipleriyle buluştu.

Aslında bu yola girdiğimizden itibaren zor zamanlarımızda koruyucu meleğimizin her zorlu anımızda bizimle beraber olduğunu yaşıyoruz. Maalesef dil yok ama hal diliyle insanlara tüm olan bitenleri ifade ettiğimizi düşünüyorum. Bazen semtimizi umutsuzluk mekan tutsada çoğu zaman daha diri ve dinç oluyoruz.
Hayatımız burada da dolu dolu devam ediyor. Ne iyi ne kötü, tam kıvamında bir hayat. Herşeyin sahibine sonsuz teşekkür ve şükrümüz vardır.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

2 YORUMLAR

  1. Allah hangi dinden, hangi milletten olursa olsun, bütün insanları hayır ve güzellik doğrultusunda, ortak değerlerde biraraya getirsin. Yunanlıları hep bize düşman zannederdim; demek ki hepsi öyle değilmiş. İnsanlık adına, muhtaç durumda olan insanlara sahip çıkan Yunanlıları alkışlıyor ve Rabbimizin de onların maddi manevi bütün problemlerini gidermesini diliyorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here